aydınlatma
aydınlatma

Bilindiği gibi aydınlatma yapı içi ve yapı dışı konularını kapsamakta, günışığından ve lamba ışığından yararlanılarak yapılmaktadır.

Günışığı ile yapı içini aydınlatmada mimari tasarımın vazgeçilmez öğelerinden olan çeşitli nitelikteki pencereler ve / ya da ışıklıklar yapı kabuğundaki biçimlenişlerine göre mimariyi etkilediği gibi aydınlatma tasarımını da etkilemede temel rol oynamaktadır.

Ancak, bu yazıda aydınlatma tasarımı konusundan söz ederken lamba ışığı ile elde edilen yapma aydınlatmaya yer verilecektir.

aydınlatma-nedir

Yapı dışı aydınlatması olan kent aydınlatma konusu ise, zaten gün ışığının ortadan kalkmasıyla birlikte lamba ışığı ile sağlandığı için burada da tasarım konusu yapma aydınlatma“ ile ilgili olarak ele alınacak, her iki aydınlatmada da mimarın ve elektrik mühendislerinin rollerine değinilecektir.

aydınlatma-nedir

Doğal olarak bu sınırlı çalışmada ayrıntılara pek girmeden konuya ilkesel olarak yer verilmesi söz konusudur. Bununla birlikte “aydınlatma“ tasarımında temel rol oynayan etkenlerin anımsanması ve / ya da daha iyi anlaşılabilmesi için öncelikle kimi konulara değinilmesinde yarar görülmüştür.

Aydınlatmada Nicelik ve Nitelik

Aydınlatma, Uluslararası Aydınlatma Komisyonu (CIE) tarafından da benimsenen tanımıyla, çevrenin ve nesnelerin gereği gibi görülebilmesini sağlamak amacıyla ışık uygulamaktır.

Gereği gibi görünebilmeyi sağlayan aydınlatmanın temelde; nicelik ve nitelik olarak iki önemli boyutu vardır.

Aydınlığın niceliği, sayısal değer olarak gerekli aydınlık düzeyinin saptanmasıdır. Bu saptamada: Yapılan işin özelliği; çalışma süresi, hızı; çevre koşulları; çalışan kişilerin özelliği gibi etkenler önem taşır.

aydınlatma-nedir

Görsel algılamada aydınlığın az ya da çok olması yeterli değildir. Çünkü, aydınlık düzeyleri, değişik ışık kaynakları, aydınlatma biçimleri, aydınlatma aygıtları seçerek, türlü aydınlatma düzenleriyle sayısız biçimde elde edilebilir.

Fakat, önemli olan yapılan işin, kullanılan hacimlerin niteliklerine göre nasıl bir aydınlatma olması gerektiği sorusunun yanıtını getirecek düzeni oluşturmaktır.

Burada, ışığın rengi(tayf yapısı), doğrultusu, elde edilen aydınlıkta oluşan gölgelerin yumuşaklığı sertliği, saydamlığı- karalığı gibi özellikler rol oynar.

Örneğin, girintili-çıkıntılı bir nesnenin algılanmasında aydınlığın azlığı çokluğu değil, ışığın doğrultusu önemlidir.

aydınlatma-nedir

Renkli bir nesnenin doğru algılanmasında ise, ışık kaynağının tayf özelliği önem taşır. Bu durumda da aydınlığı arttırmakla doğru algılama söz konusu olamaz.

Kısaca şu söylenebilir; lamba sayısını arttırmakla aydınlık artar, fakat bu, aydınlatmanın doğru yapıldığı anlamını taşımaz.

aydınlatma-nedir

Yani, aydınlık düzeyi ne kadar arttırılırsa arttırılsın, eğer aydınlığın niteliği açısından uygun koşullar getirilmezse iyi görme koşullarının oluşturulması olanaksızdır. Göz, değişik aydınlık düzeylerine uyum sağlar, ama aydınlığın niteliği açısından uygun olmayan koşullarda doğru görme yeteneğine sahip değildir.


 

Yüzeylerin Etkisi

Bir hacimde yapılan eylemlerle ilgili çalışma düzleminde uygun görme koşullarının sağlanması yanında, mekanı sınırlayan iç yüzeylerin, aydınlatma aygıtlarının ( kimi zaman lambaların) ve mobilyaların yüzey özellikleri, buna bağlı olarak görünürlükleri (ışıklılıkları) ve yüzeylerin birbirleri ile ilgili ışıklılık ve renk karşıtlıkları ile de ilgilidir.

Çünkü, insanlar bulundukları ortamlarda ne tür eylemlerde olursa olsunlar değişik bakış açılarına göre bu yüzeyler görme alanları içine girecektir.

İç mekandaki yüzeylerin açık ya da koyu olması yani, üzerine gelen ışığı az ya da çok yansıtması (yansımanın niceliği); yüzeylerin parlak-donuk gibi doku özellikleri yani, yansımanın düzgün ya da yayınık olması (yansımanın niteliği); yüzeylerde renk kullanılması, yani yansımada seçicilik olması, yüzeylerin görme alanı içinde birbirini etkileme durumları görsel konfor oluşumunda olduğu kadar iç mimari biçimleniş yönünden de çok önemlidir.

aydınlatma

Dolayısıyla bu açıdan uygun koşullar oluşturulmadığı zaman başarılı iç mimari düzenler getirilemez denilebilir. Örneğin, ayna gibi parlak yüzeylerin ışığı yansıtmasıyla ilgili fizik özellikler iyi bilinmediği zaman iç mimaride yanlış kullanımlar olabilir.

Oysa, doğrultulu yansıma yapan bu tür parlak (renkli ya da renksiz) yüzeylerin kendilerinin aydınlatılamadığının, görünürlüklerinin ise, yansıttıkları yüzeylerle ilgili olduğunun ve bunun bakış doğrultusuna göre de değiştiğinin bilinmesi, bu tür yüzeylerin kullanılmasında mimaride yararlanılacak durumlar getirir.

aydınlatma-nedir

Donuk yüzeyler ise, üzerine gelen ışığı yayınık olarak yansıttıkları için, her doğrultudan kolaylıkla algılanabilirler. Bu tür yüzeylerin açık ya da koyu olması yüzeye gelen ışığın az ya da çok yansımasını sağlar.

Dolayısıyla, aynı ışık altında aydınlatıldıkları zaman yansıtma çarpanları değişik olan bu yüzeylerin görünürlülükleri (ışıklılıkları) de ayrı olur. Bu nedenle hacimde kimi yüzeyler daha çok, kimi yüzeyler daha az ışıklı olarak algılanır.

Donuk yüzeyler için ışıklılık (=) aydınlık (x) yansıtma çarpanı ( L=Exr/cd/m² nit) olarak belirlenir.

Donuk (kireç badana gibi) ve parlak (ayna gibi) yüzeylerin yanında karışık yansıma yapan yüzeyler de (ipeğimsi ve cilalı yüzeyler gibi) söz konusudur.

Bu yüzeylerin ışığı yansıtma biçimleri de değişik olur. İç mimaride görsel konfor yönünden, görme alanı içindeki yüzeyler arasında, ışıklılık karşıtlıklarının uygun sınırlar içinde tutulması gerekir.

Duvar, döşeme, mobilya ve benzeri gibi iç yüzeylerde renk kullanımı da söz konusu olduğuna göre, bu konunun hem aydınlatma tekniği, hem de iç mimari biçimleniş yönünden önemini vurgulamak gerekir.

Kent aydınlatma

Kent aydınlatma konularında ise, aydınlatılan türlü yapı, anıt, heykel ve benzeri nesnelerin yüzey özellikleri, hem görünürlüğün sağlanması, bir başka deyişle, yeterli ışıklılık düzeylerinin elde edilmesi hem de yüzey renklerinin algılanması yönünden
önem taşımaktadır.

istanbul-gece-manzaraYukarıda iç yüzeyler için açıklanan donuk ve parlak yüzeylerle ilgili bilgiler kuşkusuz dış yüzeyler için de geçerlidir. Sınırlı ortamlar olan yapı içi aydınlatmasında iç yüzeylerden yansıyan ışıkların birbirlerini etkilemesi söz konusudur.

Sınırsız ortamlarda yer alan kent öğelerinden yansıyan ışıkların birbirlerini etkilemeleri ise kimi koşullar için geçerlidir. Bilindiği gibi renk, yalnızca bir takım kimyasal boyaların ya da yüzeylerin belli özellikleri değildir, insanda renk algılamasını doğuran ışıksal uyarıların da olması gerekir.

Işık olmazsa renk görme olanaksızdır. Çünkü insan çevresindeki bütün nesneler ışıkla algılanabildiği gibi renkler de ancak ışık olduğu zaman algılanabilir. Bu nedenle, iç mimaride aydınlatma için kullandığımız lambaların (ışık kaynaklarının) tayf özellikleri çok önemlidir.

Birbirinden ayrı lambaların tayf yapıları da farklı olduğu için, bu lambaların aydınlattıkları renkli yüzeyler, farklı renklermiş gibi algılanır. Renk görmede çevre etkeni de önemlidir, çünkü aynı görme alanı içinde birbirinin aynı olan iki renk, değişik renkli çevre içinde ayrı renklermiş gibi algılanır.

aydinlatmaÇevre etkisi kalktığı zaman bu durum da ortadan kalkar. Hacimde renkli yüzeyler birbirine yansıdıkları zaman, yüzeylerin ve aydınlatan ışığın tayfına göre renklerde değişmeler olur. Bu olay, kimi zaman mimaride oldukça kötü görünüşler oluşturabilir.

Bu nedenle, iç mimari biçimlenişte renk etkeninin üzerinde önemle durulması ve bunun aydınlatma ile birlikte düşünülmesi gerekir. Dış Aydınlatma ilginizi çekebilecek bir makaledir.


 

Işık Kaynakları

ampül


 

Lambalar ve Tarihsel Süreç

Lambalar, çağdaş aydınlatma tekniğinin gelişmesine koşut olarak ortaya çıkan ve her geçen gün çeşitleri artan bir özellik sergilemektedir.

İlk kez 1878 yılında karbon telli akkor lambanın kullanımından bu yana geçen sürede lamba üretiminde büyük aşamalar gerçekleşmiş ve bugünkü düzeye erişmiştir.

Lambalarla ilgili tarihsel gelişim sürecine kısaca göz attığımızda şu aşamaları görürüz: 1878 yılından önce aydınlatmada yağ, mum, gaz gibi maddeler kullanılmış; 1842 yılında ise, ilk kez Paris’ te elektrik ark lambası ile kimi yapı ve yollar aydınlatılmıştır.

1907 yılında tungsten telli akkor lambalar üretilmeye başlanmıştır; 1935’ te yüksek basınçlı cıvalı lambaların üretilmesi, daha çok yol ve fabrika aydınlatmalarında kullanılması önemli bir aşama olmuştur; 1939 yılında ise, flüoresan lambaların ortaya çıkmasıyla aydınlatmada bir dönüm noktası gerçekleşmiştir

tungsten-ampul

Özellikle bir çok yapıda akkor lambalar yerine flüoresan lambalar kullanılmaya başlanmıştır; 1959 yılında akkor halojen lambalar ilk kez piyasaya çıkmış,daha sonraki yıllarda yüksek basınçlı sodyum lambalar yol, fabrika, dış aydınlatma konularında kullanıma sunulmuştur.

1977 yılından sonra (dünya enerji krizi sonrası) lamba üretiminde büyük gelişmeler ortaya çıkmış, teknolojik yönden önemli adımlar atılmıştır.

eski lambaÖzellikle, flüoresan, akkor halojen ve metalik halojenürlü boşalmalı lambalardaki çeşitlenmeler ve türlü yönlerden sağlanan iyi nitelikli ürünler bugün kullanımda yerini almıştır.

Ayrıca kompakt lambalardaki gelişmeler, flüoresan lambalardaki yenilikler, QL lambalarının kullanıma sunulması, daha az enerji ile daha çok ışık elde etme ve renksel geriverimi iyileştirme çabaları bu dönemde izlenmektedir.

Lambalardaki bu gelişmeler ve yeniliklerle mimari kullanımda pek çok olanak sağlanmıştır. Bugün değişik amaçlara hizmet eden türlü güç, biçim, boyut, ışık verimi, tayf yapısı, ömrü, kullanım özellikleri olan lambalar üretilmektedir.

led aydınlatma

Son teknolojik gelişmelerin ürünü olan lambaların, eskilere göre ömrü, ışık verimi, ışık tayfı gibi yönlerden üstünlükleri vardır.


 

Aydınlatmada yapıların işlevlerine ve konuların özelliklerine göre lamba seçimi çok önemlidir.

aydınlatma-nedir

(Enerji kullanımı yönünden de lamba seçiminin önemi yadsınamaz.)

Bu nedenle, lambaların tüm teknik ve kullanım özelliklerinin iyi bilinmesi ve bunlara uygun seçilen ya da yaptırılan aydınlatma aygıtları ile birlikte kullanılmaları gerekir.

Lambader nedir ?

Lambader; Estetik aydınlatma aparatıdır, çok alan kaplamadığından ve konumlandığı yerin ortamını tepeden tırnağa değiştirdiğinden dolayı tercih tercih edilen bir tür ayaklı lambadır.

Müjgan ŞEREFHANOĞLU SÖZEN [email protected] (YTÜ Mimarlık Fakültesi Yapı Fiziği Bilim Dalı / Beşiktaş – İSTANBUL) 

KAYNAKLAR 1- Şerefhanoğlu Sözen M., “Aydınlatma Görsel Konfor İç Mimarlık İlişkisi”, Arredamento Mimarlık 2001 / 05, İstanbul. 2- Şerefhanoğlu Sözen M., “İstanbul Aydınlatma Master Planı”, Kaynak Elektrik, Ekim 2000, İstanbul. 3- Şerefhanoğlu Sözen M., “City Beautification”, CIE Division 5, TC 21, Technical Report, Napoli/ İtalya 2002. 4- Guide for Floodlighting, Pub. No: CIE 94, 1993. 5- Guide to Lighting of Urban Areas, CIE 9, 1992. 6- Guide on the Limitation of the Effects of Obstrusive Light From Outdoor Lighting Installations, CIE TC 5, 12/2000. 7- Şerefhanoğlu Sözen M., “Kent Aydınlatması ve İstanbul”, Cumhuriyet Gazetesi, İstanbul, 29.02.1996. 8- Şerefhanoğlu Sözen M., “Kentsel Tasarımda Aydınlatmanın Rolü”, Kentsel Tasarım ve Uygulamalar Sempozyumu, MSÜ İstanbul, 2324 Mayıs 1991.

güncelleme:19/05/2019