agid-fahir-gok

Fahir GÖK Kimdir?

1958 Sivas doğumlu. İlköğretim, Orta, Lise eğitimini FMV Işık lisesinde tamamladıktan sonra, 1979’da İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi İşletme Bölümü’nü bitirdi. 1978 yılında kardeşi Ferruh Gök’le birlikte kurdukları Fersa firması ile ticaret hayatına atıldı.

1981’de evlenen Fahir beyin 1982’de bir kızı ve 1990’da bir oğlu oldu. Halen Agid Dernek Başkanı, İso Yönetim Kurulu Üyesi, Atmk Denetleme Kurulu Üyesi olarak görevlerini başarıyla sürdürüyor.

Nurşah SUNAY: Söyleşimize başlarken Agid’in tarihçesini Fahir bey’den dinleyelim..

Fahir Gök: 1997 yılında 17 kurucu üyeyle kurduk. O tarihlerdeki ana gayemiz Türkiye’de yeni başlayan aydınlatma sektöründeki gelişmeleri organize edebilmek, bir çatı altında toplamak ve üyelerimiz arasında işbirliği imkanlarını geliştirerek yurtdışı pazarlarına açılmaktı.

1997’de temellerini attığımız bu başarılı sürecin sonunda bugün 70’e yakın üyemiz var. Üyelik konusunda tutucu tavır izlemiyoruz. Belli kriterlerimiz var. Türkiye’de bir üretimi olan ve bunu kapasite raporuyla belgeleyen her aydınlatma firmasını üyemiz yapıyoruz.

Uluslararası piyasalarda marka olmuş, bizim üyelerimize katkı sağlayabilecek Türkiye’de ki temsilcilikleri de bünyemize alabiliyoruz. Son yıllarda ciddi katılımlar oldu ve 2013 yılının içinde birçok yabancı firmayı bünyemizde göreceğiz.

Nurşah SUNAY: Dernekte yaptığınız çalışmaların aydınlatma sektörünün strateji çalışmaları hususunda yeterli olduğunu düşünüyor musunuz? Yani söylemek istediğim Agid sektöre yön belirlemek adına sorumluluklarını tam olarak yerine getiriyor mu?

Fahir Gök: Benim düşüncem Agid bu anlamda görevini artarak yerine getirdi. Öncelikle sektördeki hedefimiz sektörün derinleştirilmesidir. Bir pazar ne kadar derinleşirse o kadar büyüme ve gelişme şansı olur.

Agid’in ilk kurulduğu zamanlardaki hedefi, uluslararası piyasalarda bizim üreticimiz olan 17 firmanın bu pazarlara açılmasını temin etmekti ve bu çerçevede 2000’li yıların başlarından itibaren neredeyse tüm üyelerimizin Frankfurt fuarına katılımını gerçekleştirmeyi başardık.

Hatta yeni katılan firmalarımız dernek üzerinden fuardan yer talep ediyor ve dernekte buna aracılık ediyor. Çünkü sektör olarak siz ne kadar kuvvetlenirseniz uluslararası alanda söz sahibi olma şansınız o kadar artıyor.

2000’li yılların başında aydınlatma diye müstakil bir sektör yoktu. Daha önce elektrik sektörünün bir parçasıydık, eski tabire göre zümresiydik. Ancak Ferruh bey in İTO da gösterdiği çaba gerekse benim ISO da gösterdiğim gayretlerle her iki meslek odasında aydınlatma sektörünü oluşturmayı başardık.

Artık aydınlatma sektörü diye anılan müstakil bir sektör var. Bunu sağladığınız zaman resmi organlarda yerel idarelerde gücünüz artıyor. Başka bir ifadeyle sizin söyledikleriniz değer ifade etmeye başlıyor. Sektöre yaptığımız yatırım ve projelerle, bugün yerine yarını hedefliyoruz.

Nurşah SUNAY: İTO’nun komite bölümlerinde aydınlatma komitesiyle ilgili yine de bir başlık göremedim. Resmi olarak lanse ediliyor mu?

Fahir GÖK:4 yıl önce Ferruh bey Yönetim Kurulu Üyesi’ydi. Aydınlatma komitesinden girmişti. Şimdi devam ediyoruz.

Ticaret odasında 70, Sanayi Odası’nda 46 farklı meslek komitesi var. Yeni Nace kodlamaları çerçevesinde ISO da 33.meslek grubuyuz, komitenin adı birebir aydınlatma olarak geçiyor. Üyelerimiz direk aydınlatma armatürleri ve ekipmanları üretenlerdir.

Nurşah SUNAY: Geçtiğimiz haftalarda Avrupa’da ki bazı yeni oluşumlarda kurucu üye olarak yer aldığınızla ilgili bilgi mailleri aldık. Biraz ayrıntı almak isteriz..

Fahir GÖK: Arkadaşlarımızla yönetime geldiğimiz ilk günden beri hedefimiz Avrupa Aydınlatma Birliği’ne üye olmaktı. O tarihlerde adı Celma olan, üyelerinin sadece AB’nin üretici firmalarının oluşturduğu bir birlik vardı.

Hedefimiz buraya üye olmaktı. Onlarla çok yoğun çalışmalar yaptık. Prensip olarak sizi alamayız dediler. Epey mücadeleler sonucu eski dernek başkanıyla kurduğumuz iyi ilişkiler çerçevesinde tüzük tadilatı yapmalarını sağladık.

Bu Avrupa’da bir ilktir. Sadece Türkiye’ye özel bir tüzük maddesi eklendi. Bizi yönetim kuruluna davet ettiler. Bu çok onur verici bir şey fakat henüz alt yapımız ve zamanımız müsait olmadığından reddettik.

Nurşah SUNAY: Bu yapılanma Agid üyelerine ne gibi bir katma değer yaratacak? Olumlu yansımaları ne kadar zaman alır?

Fahir GÖK: Görülmeyen ilk hedefimiz yatırım anlamında Avrupa’daki üreticilerin Türkiye’ye gelmesiydi. Türkiye bu konuda çok büyük şansa sahip. Son 15 yıldır Avrupa aydınlatma sektörü bir değişim yaşıyor.

Üretim hatlarını ağırlıklı olarak Uzak Doğu’ya verdiler. Fason yaptırıyorlar. Bu süreçte ciddi zarar gördüler. Kalite yönünden markalarını yanlış kullandılar, lojistik destek anlamında sorunlar oldu. Türkiye bu anlamda 15 yıl önce buna hazır değildi.

Bugünlere geleceği o günlerden tahmin edildi. Aydınlatma üretim hatları Avrupa’ya hizmet verebilecek pozisyonda. Zaten üyelerimizin önemli bir kısmı benim küçük şirketimde dahil olmak üzere Avrupa’ya ihracat yapıyor.

Fransa aydınlatma birliği üreticileri Mayıs ayındaki genel kurulu İstanbul’da yapacak. İstanbul bir dünya markası. Bunun el birliğiyle işlenmesi lazım. Buraya ne kadar çok yabancı çekilirse bu ülke o kadar iyi tanınır.

Avrupa’da ki firmalar gördüler ki Türkiye’nin kendisi büyük bir pazar olmaya başladı. Coğrafyasında en büyük güç haline geldi. Buradan insanlar istifade etmek istiyor. Türkiye’ye mal satma devri bitti.

Ben görüştüğüm tüm yabancı üreticilere eğer Türkiye ye mal satmak istiyorsanız buraya gelip doğru adresleri bulacaksınız ve işbirliği yapacaksınız, birlikte üretim imkanlarını araştıracaksınız diyorum. Bunu yaparsanız işte o zaman hem Türkiye pazarına mal satıp, hem de Türkiye’nin etrafında bulunan ciddi yatırım yapan ülkelere ulaşma şansınız olur.

Nurşah SUNAY: Fahir bey, birazda İstanbullight fuarından söz edelim..

Fahir GÖK: Bir ülkede fuar yapıyorsanız olmazsa olmaz şartları vardır. Eğer fuar yapan ülke bu konuda üretici değilse o fuarın yaşama sansı mümkün değildir. Almanya da Light and Building fuarının başarılı olmasının nedeni fuarın katılımcıların %40’ ının Alman üreticisi olması.

Almanya’nın kendisi büyük aktör ve onun için bu fuarları çok başarılı. Türkiye’de de böyle bir aydınlatma fuarı yapılacaksa fuara katılanların büyük kısmının o ülkede üretici olması lazım.

Fuar üzerinde ciddi olarak çalışılması gereken bir organizasyon ve uzun vadeli bir yatırımdır. Biz de Türkiye’de bunu doğru oturtursak başarılı olacağız.

İstanbullight’ta şuan yolun başında ve hızla gelişiyor. Yeni formatı ile birincisini 2011’de yaptık. Bu yıl yapacağımız ikincisinde daha fazla mesafe kat edeceğimizi, üçüncüsünde ise insanların telefon açacaklarını ve yer bulmak için araya hatır koyacaklarını biliyorum.

Eğer bu fuarı her yıl yapıyor olsaydık bu başarı mümkün değildi. Bilindiği üzere ATMK bizim kurulduğu günden bu tarafa kardeş kuruluşumuz. Bu projede mutlaka destek görmemiz ve birlikte çalışmamız gerektiğini düşündüğümüz ATMK kongrelerini 2 yılda bir ve çift sayılı yıllarda yapıyordu.

Onları da ikna ettik ve büyük resmi göstermeyi başardık. Sonunda alışılmış kongrelerini bu fuarın çatısı altında yaparak hem güçlerimizi birleştirdik hem de fuara olan ziyaretçi sayısını artırdık.

Nurşah SUNAY: Yanlış bir algılama sonucu fuar, lansman ve reklam gibi hizmetlere yatırım yapan üretici, karşılığını aynı anda hemen satış olarak görmek ister maalesef. Firmaların bu hatalı bakış açısına ne dersiniz?

Fahir GÖK: 80 li yıllardan beri dünyanın birçok yerinde farklı sektörlerde dolaşmadığım fuar kalmadı. Yıllardır yaptığım gözlem ve tecrübelerden yola çıkarak fuarlardan artı ve eksiler olarak ölçülebilecek bir şey yapmanızın çok zor olduğunu görmekteyim.

Marka oluşturacaksınız, devamlılığını sürekliliğini sağlayacaksınız, insanların kafasında bunu göreceli olarak yerleştireceksiniz. Hala bazı firmalar niye fuara katılıp müşterilerimi oraya çağırayım diyor? Müşteri gelip rakibinden alacak düşüncesi var, hangi çağda yaşıyoruz?

Kullandığımız minicik cihazlarla her şey elinizin altındayken hala bunları düşünenler var. Ama unutulmamalı ki bu bir süreçtir ve bu da geçecek. Biz şuanda o süreci olgunlaştırma dönemindeyiz.

Nurşah SUNAY: Sektörün en çok eleştirdiği konulardan biri de aydınlatma konulu fuarların fazlalığı ve tarih olarak yakın olması. Bu organizasyonları birleştirmeyi düşündünüz mü?

Fahir GÖK: Kurumlar arasında iletişim sağlamak adına birlikte projeler yapılsın istedim maalesef o yaklaşımı göremedik. Temaslarımızdan bir netice alamadık. Şu anda bu konuda çok da fazla yapacak bir şey yok.

Ortak akılla bir şeyler yapamadığınızda herkes kendi yoluna gidecek ve birileri başarılı olup yoluna devam edecek birileri ise oyunun dışında kalacak. Eğer siz yaptığınız projenin doğru olduğuna inanıyorsanız sorun yoktur.

Biz başından beri doğru stratejiler ve projeler ürettiğimizi düşünüyor ve en önemlisi uzun vadeli tüm paydaşları içine alacak çalışmalar yapmaya gayret ediyoruz.

Fuar sürecinin son üç ayına girdiğimizde, on beş günde bir AGD, ATMK ve NTSR olarak ortak toplantı yapıyoruz. O denli ki artık, fuar organizatörü haline geldik diyebiliriz. Bu toplantıda satışlar nerede, kimlerle ne görüşme yapıldı, fuara kimler çağırılacak, yurtdışından ne yapacağız, nereye gitmemiz lazım hep bunları konuşuyoruz.

Kısacası ciddi bir emek harcıyoruz. Türkiye’de derneği ve paydaşları ile bir araya gelip böyle çalışma yapan başka bir fuar organizasyonu olduğunu tahmin etmiyorum.

Nurşah SUNAY: Derneğin imkanlarının kısıtlı olduğundan bahsettiniz. Üyeler dernekten gördükleri reel faydayı tespit ederlerse aidatlar ve bağışlar onlar için de sorun olmayacak ve hatta severek yapacaklarını düşünüyorum, ne dersiniz?

Fahir GÖK: Nurşah hanım bu konuda biraz daha sabırlı olmalıyız. 5 yıl önce hedef koymuştuk. Son bir yıldır bir tane üye arayışına girmedik. Firmalar artık kendileri geliyorlar.

Bütün bunların hepsi yapılan doğru çalışma ve stratejilerin meyve toplama zamanı. Yurtdışı firmalarının Türkiye ayakları bize müracaat etmeye başladılar. Bu çok güzel bir gelişme. Aidat ve yeni üye giriş bedelini son birkaç yıldır arttırmadan devam ediyoruz.

Aidat üyelik giriş bedeli konusunda üyelerden bir serzeniş gelmiyor ki bu muhtemelen üyelerin alınan hizmetlerden memnun olduklarını göstermektedir.

Nurşah SUNAY: Bir tespitimi sizinle paylaşmak isterim.

Bildiğiniz gibi sektördeki lider firmalarımız ciddi yatırımlarla kendi laboratuvarlarını kuruyorlar. Bunu Agid yapamaz mıydı? Hem maliyeti her firma için düşük olur, hem de genel olarak sektöre verilen hizmetle yapılan yatırım geri dönmenin dışında derneğe ciddi bir kar sağlanabilirdi. Böylece maddi sebeplerle yavaş giden projeler daha hızlı ilerleyebilirdi. Ne düşünüyorsunuz?

Fahir GÖK: Bu bizim 10 yıldır süre gelen projemiz. Geçmişte bunu İstanbul Ticaret Odası’nda orada fon yaratarak üniversite bünyesi altında yapacaktık ancak bir yol kazasına uğradık.

2013 için bizim birkaç yeni projemiz var. Biri laboratuvar projemiz. Çok profesyonel bir organizasyonda laboratuvarı hayata geçirmek.

Kosgeb ve benzer kurumlardan destek alarak bu projeyi gerçekleştirmek önemli hedefimiz. Bunu profesyonel bir çatı altında yapabilmek için Martta genel kurul yapacağız ve en önemli gündem konusu tüzük tadilatı olacak.

O tüzük tadilatı ile iktisadi işletme kuracağız. Bunun onayını alacağız. Bu tür organizasyonları yapabilmemiz için böyle bir işletmeye ihtiyacımız var. Onun alt yapısını hazırlıyoruz.

İkinci projemiz Çevre Bakanlığı’nın çatı kuruluşu olma projesi. Bu konuda bir ilki yaptık. AEEE dediğimiz elektronik atık yönetmeliği ve aydınlatmada bunun önemli bir ayağı. Mayısta kanun uygulamaları çıkacak.

O uygulama çerçevesinde civa buharlı veya buna benzer çevreye zararlı olan özellikle floresan deşarj esaslı ampullerin toplanma işine başlayacağız.

Pil toplanma yönetmeliğine benzer bir uygulama. Bu dönemsel bir proje değil. Türkiye‘ ye ne kadar ampul ithalatı yapan kuruluş varsa Agid çatısı altına gelecek. Bu projeyle ilgili görüşmelerimizde sürüyor. Agid’e çok büyük bir saygınlık kazandıracak.

Üçüncü önemli projemiz ise; küçük bir sektör olmamıza rağmen Türkiye’de ilk defa aydınlatma sektör raporunu hazırlatıyoruz. Çok maliyetli bir yatırım. Son 4 yıldır Sanayi Odası’nda Yönetim Kurulu üyeliği yapıyorum ve bu projeyi Sanayi Odası’nın desteğini alarak yapıyoruz.

Sektör paydaşları için inanılmaz bir yol haritası olacak. Burada sektörün geleceği ne olmalı, nereye yatırım yapılmalı, ihracat sıralaması, dünya karşılaştırması, katma değeri yüksek ürünler, sektörle ilgili aklınıza ne geliyorsa hepsi olacak.

Nurşah SUNAY: Fahir bey şu anda derneğe bakışımın söyleşi öncesindeki gibi olmadığını söyleyebilirim. Ciddi projelerle uğraşıyorsunuz. Bence iki sorun dikkat çekiyor. Finansa bağlı yavaşlılık ve projelerin sektöre yönelik bildirimlerinde PR eksikliği.

Yaptığınız işleri sektörle paylaşmazsanız, duyurmazsanız yapılmamış sayılır, yanlış mı düşünüyorum?

Fahir GÖK: Söylediğinize katılıyorum bir takım sıkıntılarımız var. Pr son derece önemli ama bir takım aksaklıklar var. Örneğin; basın kuruluşlarından istenen yazıları yazacağız ama nasıl olacak?

Tarafsız olmanız ve yazacağınız yazının içeriğine çok dikkat etmeniz gerekecek. Bunları göz ardı edemiyorsunuz ve iş size ve Yönetim Kurulunda bulunan kişilere kalıyor.

Özellikle günümüzde Dijital mailleri, sosyal medyayı, interneti ve yazılı basını verimli kullanmak lazım. Şu an profesyonel bir PR kullanacak kaynaklara sahip değiliz ancak kendi bünyemizde bu konuda çalışmalar yapmaya başladık. İlerleme dönemlerimizde sizlerin de desteğiyle gerekli bildirimleri yapacağız.

Bugün aydınlatma sektörü küçük bir çocuk. Biz bu çocuğun serpilme dönemindeyiz. En sağlıklı biçimde donanımlarıyla birlikte serpilmesi için uğraşıyoruz.

Hızlı büyüme halinde karşıdan gelecek şeylere refleks veremezseniz her şey, bütün emekleriniz boşa gider. Önemli olan geldiğiniz noktadaki konumunuzu sürdürebilmektir ve bunu mümkünse daha ileriye götürmek.

Ama unutulmamalı ki bugün her ne yaparsanız yapın sürdürülebilir olması en önemli noktalardan birisidir.

Projeciler inşaatın alt dalları olan elektrik ve aydınlatmaya ilişkin bir yayın ya da fuar gördüğünde her şeyi aynı anda ama sistemli bir yapıda kolayca bulmak istiyor.

Örneğin Sektörüm Dergisi bu yüzden kategorik olarak sektörel bölümler halinde çıkar.

Aynı projeciler teknolojiyi bulmak için her fuarı ayrı ayrı gezmesi gerekiyor. Bir senede, aynı ilde en az 7-8 firma gezmek yerine tüm malzemeleri aynı anda bulma beklentileri var.

Bizim hedefimiz de bu. Örnek modelimiz Light& Building.

Biz bunun bir küçüğünü monte ediyoruz ama bu bir süreç. Önceden o fuar da Hannover de genel elektrik ve makine fuarının içindeydi. Ancak doğru kurgu sonucunda bugün dünyanın en önemli fuarlarından birisi haline geldi.

İşte bizde bu doğrulardan hareketle bir benzer uygulamayı hayata geçirmeye çalışıyoruz. Sektörün tamamını kucaklayan ve tüm aktör ve paydaşların katıldığı bir organizasyon haline dönüşebilmek için ciddi emek sarf ediyoruz. Sonunda aydınlatma ile ilgili tüm aktörlerin bir araya geldiği fuar bizimde kısa dönem hayallerimiz arasında.

Nurşah SUNAY: Birazda ekonomi konuşalım. 2013 nasıl geçecek?

Fahir GÖK: Aydınlatma sektörü son 10 yıldır her sene Türkiye ortalamasının üstünde büyüyor. Türkiye inşaat malzemeleri üretiminde dünya inşaat piyasasının ikinci büyük ekonomisi haline geldi. Türk mühendisler Tacikistan’da, Kırgızistan’da, Türkmenistan’da, Tunus’ta, Ceyazir’de, Fas’ta, Dubai’de aklınıza neler geliyorsa projeler yapıyorlar.

Bu projelerde Türk malları kullanılmaya başlanıldı. Dolayısıyla bizlerde buradan çok doğal olarak pay almaya başladık. Bahse konu inşaat şirketleri Türkiye’nin ekonomisinin büyümesine çok büyük katkı sağlayan kanallardan birisi ve bunun katma değeri artarak devam ediyor.

Aydınlatma sektörü özelinde bakacak olursak Türkiye bu konuda çok kuvvetli bir alt yapıya sahip. Ayrıca sektörün kendine mahsus dinamizmi var. Aydınlatma sektörü 1980 de bir halojen devrimi yaşadı sonradan bu teknoloji çok özel uygulamalar dışında neredeyse çöplüğe dönüştü.

Şimdi son geçtiğimiz 5 yılda Led teknolojileri hayata girmeye başladı. Bunu takip eden bir Oled teknolojisi geliyor. 5-10 yıl sonra da hayatımıza girecek. Bu yeni aktörlerin girmesi sektörün dokusunu değiştirdi.

Sadece Türkiye’de değil dünyada eskiden metal ağırlıklı bir sektörken bugün elektronikle iç içe oldu. Sanayi Odası’nda her yıl ekonomik değerlendirme raporları gelir. Ay ay takip edilir. Ocak ayı raporlarında Avrupa’da bazı ülkelerin durağanlık yaşayacağı bazılarının ilerleyeceği öngörülüyor.

Dünya ekonomisinde küçük bir kıpırdanma görünüyor. Türkiye için de hükümet öyle ya da böyle anons ettiği hedefleri gerçekleştiriyor. Büyüme mutlaka yaşanacak. Aydınlatma sektörü bundan büyük bir payda alacak.

Ama bunun yanında müthiş bir rekabet var, kirlilik var. Bu da işin olumsuz yönü. Ancak genele bakacak olursak rakamsal manada Türkiye için ekonomik olarak göstergelerin iyi olduğunu söyleyebilirim.

Nurşah SUNAY: Son sorumuzda bizim için olacak. Sektörüm Dergisi’ne yönelik görüşlerinizi alabilir miyiz?

Fahir GÖK: Bir sektör eğer büyürse tüm paydaşları ile birlikte olur ve sektör ancak bu şekilde toplam kaliteyi yakalar. Bu noktadan hareketle sizlerin aydınlatma sektörünün ne istediğini bilen bir ekip olduğunuzu görmek çok sevindirici. Sektörüm Dergisi ayrıca firmaların ne düşündüğü, ne takip ettiği, sektörün gidişi ve yenilikler konusunda hepimizin bilgi kaynağı. Önemli bir artışı da yurt dışındaki tanıtım ve dağıtımlar. Sektörel yayınlara ve özellikle Sektörüm Dergisi gibi kalite odaklı yayın yapan kuruluşlara gerçekten ihtiyacımız var. Başarılarınızın devamını diliyorum.

We Aim Tomorrow Instead of Today with the Investments and Projects We Make

Who is Fahir GÖK?

He was born in Sivas on 1958. After completing his primary education in İstanbul FMV Işık High School, in 1979 he graduated from the Business Department of Economic and Commercial Sciences Academy. In 1978 they started business with his brother Ferruh Gok and Fersa company was set up.

Mr. Fahir got married in 1981; he had a daughter in 1982 and a son in 1990. He is still successfully in charge of duties like Chairman of Agid (Turkish Lighting Luminaries Manufacturers) Association, Committee Member of ISO, Supervision Board Member of Atmk. (Turkish National Committee of Illumination)

Nurşah SUNAY: At the beginning of our interview, let’s listen to the history of Agid from Mr. Fahir…

Fahir Gök: Agid was founded with 17 founding members in 1997. Our main objectives then were to organize and gather the developments in the newly developing lighting sector in Turkey under one roof, to improve the chances of cooperation among our members and to expand towards to foreign markets.

At the end of this successful process, which we established in 1977, we now have almost 70 members. We don’t have a conservative attitude to this matter. We have certain criteria. We accept each and every lighting company that manufactures in Turkey and certifies this with a capacity report. We can also accept the Turkish representatives of brands that are well-known abroad and that can contribute to our members. A serious number of participations has occurred in the recent years and we will see many other foreign companies among us in 2013.

Nurşah Sunay: Do you think your studies with the association suffice for the strategic studies of the lighting sector? I mean, is Agid fully competent with its responsibilities of directing the sector?

Fahir Gök: To me, Agid has done more than its duty in this sense. Our primary objective in the sector is to diversify the sector. The more diversified a market gets the more chance of growth and development it gets.

Agid’s main goal in times of its foundation, was to ensure our 17 manufacturers to expand to these markets and within this frame, we have managed to ensure that almost all our members joined the Frankfurt fair, since the beginning of 2000s. Moreover our newly joined companies, request spots from the fair through the association and the association deals these requests. This is because, the stronger you get, the higher is your chance to have a word.

In early 2000s, there was no such independent sector as lighting. We used to be a part or a branch, as it was called, of the electric sector. My brother Mr. Ferruh and I have put serious effort and succeeded to create the lighting sector.

Now there is an independent sector as lighting sector. When you achieve this, you gain power within official institutions and local authorities. In other words, what you say starts to mean something. With the investments and projects we made for the sector, we aim tomorrow rather than today.

Nurşah SUNAY: I haven’t seen a topic regarding the lighting committee in ITO’s (İstanbul Chamber of Commerce) committee section. Is it officially on?

Fahir GÖK: 4 years ago, Mr. Ferruh was a member of its Boards of Directors. He came there from the lighting committee, we still continue. In the Chamber of Commerce, there are around 70 committee members.

In chamber of Industry, we have 46 working committee. We are the 33rd business group and the name of the committee is exactly lighting. Our members are directly lighting luminaries and equipment manufacturers.

Nurşah SUNAY: In previous weeks, we received e-mails informing that you are taking part in some new formations in Europe as a founding member. We would like to receive some more details..

Fahir GÖK: My aim has been to be a member of European Lighting Union since the first day I became the director. In those days, there was union, called Celma, which was formed only by the manufacturing companies of EU, our aim was to become a member of this.

We conducted many studies with them. They told us they couldn’t make us a member according to their principles.

We made amendments on the regulations as a result of hard work and the good relations we developed with the former head of the association. This was a ground breaker for Europe. A new article was added to the regulations only for Turkey. They invited us to the board of directors. This is very glorifying but as our infrastructure and time were not suitable, we turned it down.

Nurşah SUNAY: What kind of added values, will this formation create for the Agid members? How long will it take to show its positive effects?

Fahir GÖK: The first hidden objective was to bring the European manufacturers to Turkey. Turkey is very lucky in this sense. For the last 15 years, the European lighting sector has been undergoing a serious change.

They transferred their production line mostly to Far East, they make fason production and they were badly affected by this process.

They have misused their brands in terms of quality. There have been logistical troubles. Turkey was not ready for this 15 years ago. It was presumed that it will reach these days. Its lighting production lanes are capable of serving the Europe. A great number of our members, including my small company are already exporting to Europe.

The manufacturers of French Lighting union, will hold their general assembly in May in İstanbul. İstanbul is a world brand, it needs to be processed in cooperation. The more foreigners are attracted to this country, the better it will be known.

The European companies have seen that, Turkey has begun to emerge as a large market itself. It has become the most powerful element in its region. People want to take advantage from this. The period of selling goods to Turkey is over.

If you want to sell, then you will come over and find the right locations. You will form cooperation and conduct business. If you do this, you can sell goods to the Turkish market and reach to the countries around Turkey that make serious investments.

Nurşah SUNAY: Mr.Fahir, let us talk about İstanbul Light fair a little bit…

Fahir GÖK: There is an indispensable condition to hold a fair in a country; if that country is not a manufacturing country on the matter, the fair does stand a chance to survive. The reason why German fair has been successful is that 40% of the fair participants are manufacturer from Germany. Germany is a great player itself. If Turkey is to hold a fair like this, the participants are to be manufacturers.

A fair is a serious investment; we will be more successful if we can manage to make this consciousness correctly. İstanbulLight is still in progress. I know that, in the second one we will improve ourselves and in the third one, people will make calls and ask for favours to take part in it. If we did this every year, this success wouldn’t be possible. ATMK, the support of which we thought was vital for this project, did its congresses biyearly; we convinced them and managed to let them see the big picture. ATMK is a sister institution of ours, we have united our powers and increased the number of guests to the fair by conducting their traditional congresses within the fair.

Nurşah SUNAY: As a result of a misconception the manufacturer, who invest in services like fairs, launches and advertisement, unfortunately demand to see their outcomes as sales. What would you like to say about this wrong perspective of the companies.

Fahir GÖK: I have seen many fairs since the 80s. I am a good observer. By this experience, I think you can’t achieve a measurable outcome with fairs or ads. You are to create a brand, maintain its sustainability and continuity, place this in people’s mind gradually.

Still there are companies which are not sure why they should participate in fairs and call its customers there. There is the notion that the customer can come and buy from the competitors instead. In which era are we? There are those who think this way, while we can monitor everything through tiny devices in our hands. Yet this is a process. We are currently ripening this process.

Nurşah SUNAY: Another issue that is criticized the most by the Sector it the high number of lighting fairs and their close dates. Have you ever thought of combining these organizations?

Fahir GÖK: I have wanted to conduct joined projects to create communication among the companies, but unfortunately we haven’t received much enthusiasm and thus we haven’t reached a conclusion from our contacts.

I can’t say this troubles us a lot. If you believe your project is right, there is no problem. At the last m3 months of the fair process, we conduct meetings every 15 days. It is like I have become a fair planner.

At these meetings, we talk about the sales, who were contacted where, who will be invited to the fair, what to do abroad, where to go etc. We work really hard. There is no other fair in Turkey, which cooperates with its association and work together.

Nurşah SUNAY: You have mentioned the budget of the association is limited. I think once the members detect the real benefit they take from the association then the subscriptions and donations will not be a problem for them, instead I think they will be willing to do these, what do you think?

Fahir GÖK: Ms. Nurşah, we have to be more patient with this matter. We set our goal 5 years ago. We haven’t looked for a new member for the last year. The companies now come to us by themselves. This is all a part of the harvest. The Turkish branches of foreign companies apply to us.

Nurşah SUNAY: I would like to share my observation with you. As you know, the leading companies of our sector are now forming their own test labs with serious investments. Could Agid do this? This way the cost would be lower for each company and a serious amount of revenue would be provided for the association in addition to compensating for the cost of this great service to the sector. This way projects that are slowed down by financial reasons could run faster. What do you think?

Fahir GÖK: This has been our project for 10 years. In the past we were going to conduct this within the university by creating a fund in Istanbul Chamber of Commerce, but we had an accident on the way.

For 2013, we have a few new projects, one of these is our project of the laboratory. We would like to start our laboratory with highly professional planning and we are currently speeding up the support studies for our members.

By receiving much support, and optimizing our association for this, we will have a general assembly in March and the most significant issue there will be the amendments in the regulations. With those amendments, we will form a commercial institution. We will receive its approval. For us to conduct such services, we need such and institution. We are preparing its infrastructure.

Our second project is to be the roof institution of the Ministry of Environment. We have broken grounds in this matter. The electronic waste regulation, which called A3E, is an important step of this in lighting.

In May new laws will be enforced. Within this application, we will start collecting lamps like mercury steamed lamps or other environmentally hostile lamps especially fluorescent discharge based lamps just like the battery collection regulation.

This is not a temporary project. All the lamps importers in Turkey will gather under the roof of Agid. The talks regarding this project are still on-going. This will be very good for the reputation of Agid.

Our third important project is that we are preparing the first lighting sector report in Turkey although ours is relatively a small sector.

This is a very costly investment. This is not performed by Agid, I am a member of the board of Chamber of Industry director; we are carrying out this projects with its support. It will be an amazing road map for the sector share-holders.

This will contain almost everything that comes to mind like what the future of the sector will be like, where to invest, the listings of export, world comparison, products with high added values and etc.

Nurşah SUNAY: Mr. Fahir, I can tall that my point of view for the association is different from that I had before the interview. You are dealing with serious projects. I think two issues draw attention; The slow pace due to the finance and the lack of PR in terms of notifying the sector. If you don’t share what you do with the sector or announce them, it means you haven’t done them at all, am I wrong?

Fahir GÖK: I agree with you that we have certain issues. PR is highly important but there are certain setbacks. For instance, we would like to write the notes demanded by the institutions of the press but how will it be?

If I have a company representative friend from the board of directors write it, he or she will write it in a different way, it will smell like advertisement. You can’t ignore these issues and the job is left to you. You have to write them in a neutral way, however this is not an easy task. You can’t tell everything over the phone.

We need to use mails, social media and internet in an efficient way. We do not have the sufficient resources to hire a professional PR but we have started to conduct studies for this matter within our body. In the next periods to come, we will make the necessary notification through your support.

Today, the lighting sector is a little child. We are experiencing the time of his maturation. We are struggling to make sure he grows with the necessary equipment in the healthiest way possible. If you can’t respond to the events that occur while growing fast, everything will be lost. The important thing is to maintain our position that we have reached. Grow it if you can but maintain it.

The projectors want to find everything they need at the same time but in a systematic order, when they see a publication or fair regarding the electrics and lighting which are sub branches of construction.

For example, Sektörüm Magazine is published in sections because of this. The same projectors are supposed to visit every fair in order to find the technology they are looking for. They expect to find all the materials at the same time instead of visiting 7-8 companies in the same city in a year.

This is what we aim to do. Our example is Light & Building. We are assembling a smaller version of this, but this is a process. Previously, that fair was in the machine fair. I have been in this sector for 37 years. These things take time to be done. I dreamed of this 15 years ago but 15 years have passed.

We are also contacting the Ministry of Energy. Agid is one of those institutions that give and receive advice. By using these contacts, we have had the fair’s ad on the web page of the Ministry of Energy.

This has never been done before. These are very remarkable things. It is important to be credible to the people over there. If they believe what you do is right and that you are not after personal gain, they give you their support.

There is a serious activity on the matter of energy efficiency. We are holding panels. We are making a real good use of the Chamber of Industry platform. We break records on every meeting we do there. We are working very hard. We have much improved the conventional dinners. We invite not only the members but also everyone from the sector.

Nurşah SUNAY: Let’s talk about economy a little bit. How will 2013 be?

Fahir GÖK: The lighting sector has been growing above the Turkey average each year for the last 10 years. Turkey has become the second largest economy in the world’s construction market with its construction materials.

Turkish engineers are conducting projects of countless types in Tajikistan, Kirgizstan, Turkmenistan, Tunisia, Algeria, Morocco, Dubai and so on. Turkish goods have started to be used in these projects.

Therefore, we have begun to take benefits from these. This is also one of the channels that make great contribution to the growth of the Turkish economy. This goes on as well as increasing.

Turkey has a very powerful infrastructure in this matter, its sector has dynamism. The lighting sector had a revolution of halogen in 1980 and turned into trash yard afterwards. Now, for the last 5 years Led technologies have entered our life.

This is followed by Oled technology. It will be active in the next 10 years. These new elements, have changed the form of the sector. Not only in Turkey, but also in the world, the sector used to metal based but today it has become more incorporated with electronics.

The Chamber of Industry annually receives economic evaluation reports, these are monitored month by month. The reports of January predict that some European countries will go in to recession and some of them will progress.

There is a small activity in the world economy. As for Turkey, the government achieves what it declares one way or another. The growth will definitely occur. The lighting sector will have a large share in this. However, there is fierce competition and pollution. This is the negative side of the situation. All in all, I can tell the economic indications are good.

Nurşah SUNAY: Our final question is about us. Can we learn your opinion on our magazine?

Fahir GÖK: It is clear that it is formed up by a team that knows what the sector wants. Moreover, it is a source of information for all of us to learn what the companies think or follow, how the sector is doing and what’s new. Another advantage of it is the promotion and distributions abroad. We really need institutions like you which make publications based on quality. I wish your successes to continue.