SEO niye önemlidir
SEO'nun Önemi

Bu yazımda SEO nasıl yapılır yerine SEO ihtiyacının nasıl doğduğunu ve neden önemli olduğunu anlatmaya çalışacağım. İlerleyen yazılarımızda SEO ile ilgili bir çok bilgiyi sizinle paylaşmayı düşünüyorum.

SEO (Search Engine Optimization) web sitelerinin arama motorları tarafından daha kolay anlaşılmasını ve taranmasını sağlayan teknik çalışmalara verilen ismin kısaltmasıdır.

SEO kelimesinin Türkçe karşılığı Arama Motoru Optimizasyonudur.

Site içi seo ve site dışı seo olarak ikiye ayrılan bu çalışmaların amacı web sitenizin popülerliğini artırarak arama motorları karşısında popülerliğinizin artmasını sağlayabilmektir.

Ne kadar popüler bir site haline gelirseniz arama motorlarında özellikle Google’da o kadar yukarlarda çıkabilirsiniz.

Günümüzde SEO özellikle hizmet ve ürün satan web siteleri için bir zorunluluk haline gelmiştir.

Peki geçmişte durum nasıldı, Nereden nereye geldik?

Yıl 1998 ve web sitesi yapmaya yeni başladığım dönemlerdi…

Sektörü ne olursa web sitesi bittikten sonra bir kaç yerli arama motoruna ve bir kaç yerli dizin sitesine tek tek kayıt yaparak web sitesinin internette bulunabilmesini sağlayabiliyordum.

İnternet ülkemizde yeni yeni yaygınlaşmaya başlamıştı ve neredeyse hiç bir sektörde rekabetin olmadığı yepyeni, kimine göre gereksiz, kimine göre lüks, kimine göre ise gâvur icadı kıyamet alametlerinden biriydi… (Bana göre ise bir mucize)

Arama motoru kavramı diye bir şey yoktu ve hazırladığım web sitelerini eklediğim birkaç web sitesi vardı.

Arama veya dizin siteleri kategorilerini kendilerinin belirlediği, kullanıcıların bu kategoriler içinde dolaşarak (İnternette sörf yaparak) aradığına ulaşmaya çalıştığı sabit sitelerdi.

Bu sitelere girip ihtiyacınız olan hizmet/ürün için ilgili kategoriye girip aradığınızı bulmaya çalışıyordunuz. Bu kategoriler altında genelde bir kaç firma sitesi bulunurdu ve liste alfabetik olarak ilerlemekteydi.

Eğer firmanızın adı rakamla (Örn. 3M) veya A harfi ile başlıyorsa maça zaten 5-0 önde başlıyordunuz.

2000’li yılların başında ülkemizdeki internet kullanıcılarının sayısının artmasına paralel olarak arama ihtiyacı da arttı. Bu arama talebini en iyi karşılayan sitelerden biri olan arabul.com bir anda Türkiye’nin arama sitesi haline geldi.

Internet kullanıcıları bu site içindeki kategoriler arasında gezinerek ilgili kategoriye girip aradıklarını manuel olarak bulmaya çalışıyorlardı.

Biz web tasarımcılar ise site ekle sayfasında bulunan formu doldurup yaptığımız web sitelerini gönderiyorduk ve işimiz bitiyordu. Diğer işlemler arabul.com editörleri tarafından gerçekleştiriliyordu.

Zaman geçtikçe önce Altavista ile tanıştık ve daha sonra ise Yahoo… İngilizce olan bu siteler arama sitelerini bir adım öne taşıdılar. Çünkü kategoriler dışında bu sitelerde bir de arama kutusu vardı.

Aradığınız kelimeyi bu kutulara yazıyordunuz ve karşınıza kendi veri tabanlarında bulunan yüzlerce web sitesini çıkıyordu.

Bu sitelerin karşınıza çıkardığı sonuçlar yabancı olduğundan genelde bilgi aramak için kullanılıyordu. Hizmet veya ürün aramak için yine yerli arama sitelerinden yardım alınıyordu.

Buraya kadar normal giderken birden karşımıza Google çıktı ve her şey bir anda değişti…

Bembeyaz, boş diyebileceğimiz bir site, sadece bir Google yazısı ve arama kutusu…

Aradığınızı yazıyordunuz ve karşınızda binlerce sonuç…

Peki, bu kadar web sitesini kendi veri tabanına nasıl ekleyebilmişti?

Aradığınız şeyle ile alakalı bu kadar kesin, yakın web sitesi sonuçlarını nasıl verebiliyordu?

Bir web sitesi eklemek istediğiniz de sizden sadece web sitenizin adresini isteyip geri kalan tüm işlemleri nasıl kendi başına yapabiliyordu?

Kafamızda deli sorular derken karşımıza çıkan cevap Google’ın Örümceği oldu.

Google’ın Örümceğine bir web sitesi adresi yazıyordunuz ve örümcek bu adrese gidiyor sitenin bütün linklerini tek tek gezerek tüm içeriği kendi veri tabanına yazıyordu.

İşi bitiyor muydu HAYIR! Eğer sitenizden başka bir siteye verdiğiniz link varsa oraya geçip tüm işlemleri bu diğer site içinde gerçekleştiriyordu.

İnanılmaz bir hız ve inanılmaz bir veri tabanı büyüklüğü…

Google yaygınlaşmaya devam ettikçe ister istemez arama motoru deyimi de ağzımıza iyice yerleşti ve yaptığım web sitelerinin Google’da çıkabilmesi önemli bir durum haline geldi.

Hatta öyle ki sitenizi Google’da çıkarıyorum demek yeni müşterilerin beni seçmelerinde referanslarımdan daha önemli bir etken olmuştu

Peki, Google’da nasıl daha üst sıralara çıkabiliyorduk?

İşin aslı sitenizin 1. sırada çıkması çok basitti dikkat ettiyseniz 1. sayfa değil 1. sırada çıkmak diyorum!

Çünkü mucize gibi gözüken Google’ın algoritması kendi ara yüzü gibi çok sadeydi. Aramalarda önce çıkmak istediğiniz kelimeyi alan adınızda geçiriyordunuz veya direk isim olarak o alan adını alıyordunuz, site içinde bir çok kez sizin için önemli olan kelimeyi anlamsız da olsa cümle içinde ya da dışında yazıyordunuz, bir kaç web sitesinden o kelime ile ilgili kendi sitenize link alıyordunuz bir kaç gün sonra bir bakmışsınız 1. sıradasınız.

Kimin sitesine başka sitelerden link fazla geliyorsa o site çok kısa sürede 1. sıraya çıkıyordu.

Günlerimiz böyle geçerken yıllar içinde Google algoritmasında kimi zaman ufak tefek, kimi zaman ise köklü değişikliklere gitmeye başladı.

Çünkü birçok web tasarımcı yerli olsun yabancı olsun Google’da ilk sıralarda yer alabilmek için farklı farklı aldatmacalar yapmaya başladılar.

Web sitesi sahipleri farklı yollardan Google’ı aldatmayı başardıkça Google kendini geliştirmeye devam etti. Bunu da yapmak zorundaydı çünkü kalitesi düşüyordu.

Hatta bir dönem Google tabiri yerindeyse web sitesi çöplüğü haline bile gelmeye başlamıştı.

Derken başını Google’ın çektiği en büyük arama motorları yıllar boyunca binlerce web tasarımcının yapmış olduğu, farklı kodlama dillerindeki, farklı ara yüzlerin kullanıldığı milyarlarca web sitesini anlamaya çalışmak yerine biz sizi anlamaya çalışmak istemiyoruz siz kendinizi bir düzene sokun, sitenizin içeriğini, sizin için neyin önemli olduğunu bizim istediğimiz kriterlerde bize sunun.

Eğer sunmuyorsanız biz sizinle uğraşamayız uğraşması gereken sizlersiniz dediler.

Bununla alakalı olarak site sahiplerinden hem teknik hem de içerik olarak belli kurallara uyulmasını istediler.

Tabiki de bunun sonucu olarak web sitelerinin bu kurallara uygun hale gelebilmesi arama motorlarında ilk sıralarda yer alabilmesi için SEO bir anda çok önemli bir kavram haline geldi.

Özellikle Google bu kriterlere uymayan/uyamayan siteleri geriye atmaya, aldatma yoluna giden siteleri süresiz olarak veri tabanından silmeye başlayarak bu konudaki ciddiyetini ortaya koyması site sahiplerinin de işi ciddiye almalarına sebep oldu.

Artık aradığınız konu veya ürün hakkındaki bilgiyi Google’ın size çıkardığı ilk web sitesinde bulabiliyorsunuz. Eskisi gibi sayfa sayfa dolaşmanıza gerek kalmıyor.

İşte bu sebeple SEO web sitelerinin olmazsa olmazı haline gelmiştir.

Sürekli reklam vererek üst sıralarda çıkmak, reklam bütçesini kesince internetten silinmemek için SEO web sitelerinin olmazsa olmazı haline gelmiştir.

Sizinle aynı hizmeti sunan veya aynı ürünü satan rakiplerinizin önüne geçebilmek için SEO web sitelerinin olmazsa olmazı haline gelmiştir.

Gelecek sayıda görüşmek dileğiyle…

Sektörüm Dergisi dışında vakit buldukça farklı mecralarda SEO ve dijital pazarlama konusundaki yazılarım ile tecrübelerimi paylaşarak Arama motoru optimizasyonu konularında meraklılara yardımcı olmaya çalışıyorum. Seolog SEO firma sahibi Ekrem Karataş'ın verdiği hizmetler; Marka Danışmanlığı · Grafik Tasarımı · Dijital Pazarlama · BT Danışmanlığı · Reklam · Arama Motoru Optimizasyonu (SEO) · Arama Motoru Pazarlama (SEM) · E-posta Pazarlama · Kurumsal Fotoğrafçılık · Web Tasarımı.