
Dünya, bilinen alışılan yada alıştığımız hızla değil artık mecbur bırakıldığı yavaşlıkla dönmeye başladı. Avantajı da vardır elbette ama gelin biraz yine eleştirel boyutta ilerleyelim. Öyledir ya en kolayıdır karşıya geçip yorumlamak! Sevgili dostlar bir zamanlar “büyüme/çoğalma” denilen şeylerin tartışmasız bir erdem olduğu çağdan, “denge”nin yani hayatta kalmanın ön şart olduğu bir dönemdeyiz. İşte tam bu kırılma anında şu soruyu sormak gerekiyor bence:
Peki güç kimde ve risk gerçekten nerede konumlanıyor!
Dünyanın hamisi süper gücü denilen Amerika’nın yaklaşık 200 yıllık tarihine baktığınızda, aslında modern ekonomik sistemin ne kadar genç ve kırılgan olduğunu görürsünüz. Bu sistem, teoride denge ve denetim üzerine kuruludur. Ancak sahada pratikte büyüme iştahı bu dengeyi sürekli (son yaşananlardan da görüldüğü üzere) saldırganlığa doyumsuzluğa zorluyor. Çünkü ekonomi büyüdükçe bütçe şişiyor, bütçeler büyüdükçe riskler katlanıyor. Güç dediğiniz şey ekonomik büyüklükle ölçülür; ama risk de aynı yerde saklanır.
Unutulmaması gereken ne: Fırsatların kazası olmaz. Fırsat, hazırlıklı olanın önüne çıkar ve onu taşır. Hazırlıksız olan içinse aynı fırsat, bir kriz başlangıcıdır. Bugün küresel ölçekte yaşanan da tam olarak budur. Ufak bir örnek; Rus’ların Ukrayna krizi nedeniyle Avrupa’ya gaz akışını kesmesi, Norveç bütçesinin yüz milyar dolar üzerinde ek gelirine neden oldu…
Geçen gün bir yerde okudum hoş bir tanım: Dünya ekonomisini bir kamyona benzetirsek, o kamyon artık sağ şeride geçmiş durumda. Hız kesiyor, hatta yer yer duraksıyor. Bu sadece ekonomik bir yavaşlama değil; aynı zamanda (görülen hukuk tanımaz saldırganlıklarla) demografik bir dönüşüm. İnsanlık tarihinde ilk kez, ölüm oranlarının doğum oranlarını yakaladığı hatta bazı bölgelerde geçtiği bir eşikteyiz. Bu, sadece nüfusun değil; üretimin, tüketimin ve dolayısıyla gücün/sistemin yeniden tanımlanacağı anlamına geliyor.
Bana göre diğer büyük kırılma ise sermayenin yön değiştirmesi. Yıllarca batıdan doğuya doğru akan sermaye, gözle görülür şekilde yön değiştiriyor, Çin’in başını çektiği doğu bloku batı bloku karşısında hızla yükselip yayılıyor. Düne kadar beyaz bir kâğıt üzerinde sınırları belirlenen Afrika’nın sesi daha gür duyulmaya başladı. Yani jeopolitik bir anlam da taşıyor bu durum. Risk dağılıyor, güç merkezleri çoğalıyor. Ve bu eksen kaymasının tam ortasında duran ülkeler için bu durum ya büyük bir fırsat ya da telafisi mümkün olmayan bir kayıp anlamına geliyor.
Bizim coğrafyamız, canım ülkemizde tam olarak bu hattın üzerinde duruyor. Hemen yanıbaşımızda yaşanan gelişmeler, bu yeni düzenin en somut örneği değil mi! Devasa askeri güce sahip aktörlerin, küçücük bir coğrafi boğaza—Hürmüz gibi kritik bir noktaya—takılıp kalması, modern gücün sınırlarını net bir şekilde ortaya koydu. Onlarca ileri teknoloji silah sistemi, stratejik darboğazlar karşısında etkisizleşebiliyor. Ve sonunda, tüm o güç gösterisinin ardından masaya oturuluyor. Bu bize şunu söylüyor: Güç sadece sahip olunan kapasite değil; o kapasiteyi nerede ve nasıl kullanabileceğini bilmektir.
Artık zamanı, değerli emtiayı ve gücü aynı eksende okuyamayanlar için oyun dışı kalma riski çok daha yüksek. Çünkü alışılan ekonomik parametreler çökmüş durumda. Yerine gelen sistem ise tek bir sonuca değil, birden fazla ihtimale açık.
Belirsizlik, yeni düzenin ana karakteri…
Burada hepimizin hem fikir olup endişelendiği bir başlığı da not düşmek istiyorum! Bahsettiğim yeni düzenin merkezinde ise en temel mesele var: Su.
Yaşamın devamı için vazgeçilmez olan bu kaynağa erişim, önümüzdeki yıllarda çok daha sert ve orantısız saldırılara, jeopolitik gerilimlere yol açacak. Bugün yaşananlar, aslında yarının fragmanı net.
Bütün bu tablo içinde öne çıkan tek bir gerçek var: Güç, sabır ve zamanı doğru okuyabilen yönetimlerin elinde şekillenecek. Kendi topraklarının değerini bilen, kaynaklarını stratejik akılla yöneten ve kısa vadeli kazançlar yerine “uzun vadeli huzuru hedefleyen” ülkeler ayakta kalacak.
Velhasıl, meseleyi karmaşık görünse de özünde basit bir terazide tartmak gerekiyor:
Ehem, mühimme müreccahtır…
Yani gerçekten önemli olan, sadece güçlü olmak değil; neyin önemli olduğunu doğru zamanda anlayabilmektir.
Vesselam…




