Ülkemizin bir kaç noktasına GES yatırımı yapmış bir iş insanı ile yaptığım sohbet sonrası mutlaka yazmalıyım düşüncesi ile geçtim PC başına.

Sevgili dostlar biliyorsunuz son on yılda güneş enerjisinde (GES’lerde) sessiz ama tarihi bir hamle ile dönüşüm yaşandı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre 2026 Mart itibariyle Türkiye’nin güneş enerjisi kurulu gücü 26 bin 478 MW seviyesine ulaştı.

Toplam elektrik kurulu gücümüzün yüzde 21’inden fazlasını artık güneş enerjisi oluşturuyor. Türkiye’de faaliyet gösteren yaklaşık 40 bin güneş enerji santralinin büyük kısmı lisanssız GES yatırımlarından oluşuyor.

Bu rakamlar yalnızca bir enerji başarısı mı bence değil! Anadolu insanının devletine ve geleceğine duyduğu güvenin sonucudur.

Öyle ya peki bu devasa güneş tarlalarını kim yaptı! Bu yatırımları; sanayiciler, fabrikasının çatısını enerjiye çeviren üreticiler, bankalardan kredi çekip geleceğe yatırım yapan yerli iş insanları yaptı.

Bugün Türkiye’nin dört bir yanında milyonlarca dolarlık GES yatırımları varsa, bunun temelinde, devletin yatırımcıya yıllar önce verdiği “alım garantisi” sözü var!

Fakat işittiğime göre GES’ler şimdi büyük bir kırılmanın eşiğinde. Çünkü ilk yatırım dönemlerinde verilen alım garantilerinin süreleri doluyor.Herkes şu soruyu soruyor:“Ne olacak?”

Dinlediğim iş insanına göre kendisi ve birçok yatırımcı, ürettiği elektriğin satış fiyatının işletme maliyetlerini bile karşılamadığını söylüyor. Bakım giderleri, inverter değişimleri, finansman yükleri olsun, personel maliyetleri, sigorta, arazi bedelleri derken birçok tesis zarar eder noktaya gelmiş!

Hatta bazı yatırımcılar çoktan santrallerini kapatma kararı almış ve faaliyetlerini durdurmuş.  Düşünebiliyor musunuz? Türkiye en stratejik alanlarından biri olan yenilenebilir enerji sektöründe insanlar üretim yapmaktan vazgeçiyor. Şaşkınlık içerisindeyim. Açıkça ifade etmek gerekirse bu yalnızca yatırımcının problemi değildir.Bu doğrudan memleket meselesidir! Görmemek için kör olmak gerekir zira her yerde çalıp söylüyoruz; enerji bağımsızlığı artık bir ülkenin ekonomik bağımsızlığının temel taşı.

Ülke olarak biz hâlâ çok ciddi miktarda elektriği ve enerjiyi dış kaynaklara bağlı şekilde yönetiyoruz. Gürcistan’dan, Bulgaristan’dan, Yunanistan’dan elektrik alışverişi yapıyoruz. Doğalgazda dışa bağımlılık zaten yıllardır ekonominin en büyük yüklerinden biri değil mi!

Bence GES ve RES yatırımları herhangi bir ticari faaliyet değildir. Milli servettir. Bugün yapılması gereken “alım garantisi bitti, artık piyasa şartları” demek olmamalıdır. Yeni bir destek modeli şarttır. Belki işletme maliyetlerini dengeleyecek, azaltacak mekanizmalar.

Belki depolama yatırımlarına özel ve kolay destekler. Mutlaka sektörün önünü göreceği yeni bir yol haritası oluşturulmalıdır. Bugün desteklenmeyen ya da kapanmasına göz yumulan her GES, ithal enerji bağımlılığı olarak yarın önümüze çıkacaktır.

Ayrıca mesele sadece mevcut santraller de değil. Bugün mevcut yatırımcı zarar eder ve sistemden çıkarsa, yarın kimse yeni yatırım yapmak ister mi! Milyonlarca doları belirsiz bir sisteme kim yatırır?

İradenin görevi yalnızca düzenleyici olmak değil, aynı zamanda yatırımcının önünü açan istikrarlı yol göstermektir. Muhatabını dinleyip ufaktan bazı verilere bakınca çok rahat görünüyor ki ülkemiz “güneşte” büyük bir hikâye yazabilir.

Depolama teknolojileri, çatı GES’ler, organize sanayi bölgeleri, tarımsal sulama projeleri. Önümüzde muazzam bir fırsat var. Fakat bu fırsatın kaybedilmemesi için bugün doğru kararların alınması gerekiyor.

Kamu, özel sektör ve yatırımcıların ortak vizyonla hareket etmesi, bu potansiyelin sürdürülebilir ekonomik değere dönüşmesinde kritik rol oynayacaktır.

Enerji; bağımsızlıktır. Enerji; endüstridir. Enerji; kalkınmadır. Vesselam…

 

Harun Yerlikaya
Çiftçi bir ailenin üçüncü çocuğu olarak, ülkemizin tarihi ve kültürel zenginlikleriyle ünlü şehri Konya’da dünyaya geldi. Selçuk ve Anadolu Üniversitelerinde Kamu Yönetimi ve Siyaset ile İşletme ve Hukuk alanlarında eğitim aldı. 2007 yılında İstanbul’da başlayan iş hayatı, farklı sektörlerde kazandığı tecrübelerle şekillendi ve yönetici pozisyonlarında ilerledi. Beş yıl önce, X Koren Electric ile başladığı yolculuk ise her geçen gün başarı ve özveri ile devam ediyor. Yoğun iş temposunun içinde, fırsat bulduğu vakitlerde ailesi ile birlikte doğada vakit geçirmekten keyif alan, hem bedenen hem de ruhen yenilenmek üzere sahilde ya da ormanda uzun yürüyüşler yapan, seyahat, spor ve müzikle ilgilenen, İstanbul’un bitmeyen tarihi ve kültürel zenginliklerini ihmal etmeyen birisidir. Genel olarak iş hayatı dışındaki uğraşları ki özellikle huzur bulduğu şeyleri yapmanın yaşam kalitesini artırdığına ve iş hayatındaki yaratıcılığını beslediğini inanmaktadır. Profesyonel ve kişisel yaşamında sürekli bir gelişim ve yenilik peşinde olan, kaliteli bir yaşam sürmenin ve sağlıklı bir şekilde yaşlanmanın yolunun bu şekilde olduğuna inanmaktadır.