
Bir işveren için en tehlikeli risk, farkında olmadığı risktir.
İş hukukunda ise en pahalı sonuçlar, büyük krizlerden değil; gündelik işleyişte önemsiz görülen küçük ihmallerden doğar. İmzasız bir bordro, savunması alınmadan yapılan bir fesih, yazılı hedefe bağlanmamış bir performans süreci, tutulmamış bir puantaj kaydı…
Bu detaylar çoğu zaman şirket içinde “operasyonel eksik” olarak değerlendirilir. Oysa yargı önünde aynı eksiklikler; kıdem tazminatı, işe iade, boşta geçen süre ücreti, fazla mesai alacağı, faiz ve yargılama gideri olarak karşınıza çıkar.
İş hukuku, kriz çıktığında yönetilecek bir alan değil; baştan sistem kurularak kontrol altına alınması gereken bir risk yönetimi disiplinidir.
Aşağıda, personel çalıştıran işverenlerin en sık hata yaptığı ve en yüksek maliyetle karşılaştığı alanları, doğrudan sonuçlarıyla birlikte özetliyorum.
- Yazılı Sözleşme Disiplini: En Büyük Koruma Kalkanı
4857 sayılı İş Kanunu uyarınca belirli süreli sözleşmeler yazılı yapılmak zorundadır. Ancak uygulamada asıl risk, belirsiz süreli sözleşmelerin yüzeysel ve standart metinlerle düzenlenmesidir.
Bir iş sözleşmesi mutlaka:
- Net görev tanımı içermeli,
- Ölçülebilir performans kriterleri belirlemeli,
- Prim/bonus sistemini açıkça düzenlemeli,
- Rekabet yasağı ve gizlilik hükümlerini teknik olarak kurgulamalı,
- Fazla çalışma onayını yazılı ve yıllık şekilde içermelidir.
- Ücret, Bordro ve Banka Disiplini: İspat Yükünün Gerçek Sahibi
İş davalarında asıl mesele çoğu zaman haklılık değil, ispat gücüdür.
İşveren açısından temel prensipler:
- Ücret banka aracılığıyla ödenmeli,
- Bordrolar imzalı olmalı ve ihtirazi kayıtlar analiz edilmelidir,
- Prim sistemi yazılı protokole bağlanmalıdır,
- Elden ödeme kesinlikle tercih edilmemelidir.
- Fazla Mesai ve Çalışma Süreleri: Sessiz Birikim Riski
Haftalık 45 saatin üzerindeki çalışmalar fazla mesai sayılır. Ancak birçok işveren, puantaj kaydı tutmadan fiili çalışma düzenini sürdürmektedir.
Riskli alanlar:
- “Ücretin içinde fazla mesai var” şeklindeki genel ifadeler,
- Puantaj sisteminin olmaması,
- Üst düzey yönetici kavramının yanlış uygulanması,
- 270 saatlik yıllık sınırın göz ardı edilmesi.
- Fesih Süreci: En Pahalı Hata Noktası
İş hukukunda en yüksek maliyet, hatalı fesih işlemidir.
Geçerli sebep ile haklı sebep ayrımı doğru yapılmadan gerçekleştirilen fesihler şu sonuçları doğurabilir:
- Kıdem tazminatı
- İhbar tazminatı
- İşe iade davası
- 4–8 aylık işe başlatmama tazminatı
- Boşta geçen süre ücreti
Özellikle 30’dan fazla işçi çalıştıran işyerlerinde, 6 ayı aşan kıdemde işe iade riski ciddi finansal yük oluşturur.
Performans düşüklüğüne dayalı fesihlerde;
- Yazılı uyarı,
- Ölçülebilir hedef,
- Savunma alma,
- İyileştirme süreci
olmadan yapılan işlemler çoğu zaman geçersiz sayılmaktadır.
- Arabuluculuk: Dosyanın Kader Anı
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu gereği işçilik alacakları ve işe iade taleplerinde arabuluculuk zorunludur.
Arabuluculuk aşamasında:
- Kontrolsüz teklif,
- Eksik belge,
- Yanlış beyan
ileride açılacak davada işveren aleyhine delil niteliği taşıyabilir.
- İş Sağlığı ve Güvenliği: İdari Ceza ile Sınırlı Değil
6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, ağır iş kazalarında ceza sorumluluğu riskini de beraberinde getirir.
İşveren;
- Risk analizi yaptırmalı,
- Eğitim kayıtlarını tutmalı,
- KKD teslimlerini belgelemeli,
- İş güvenliği uzmanı görevlendirmelidir.
- Alt İşveren – Asıl İşveren İlişkisi
Taşeron çalıştıran işletmelerde muvazaa iddiası ciddi bir risk alanıdır.
Asıl işveren, alt işveren işçilerinin ücret ve tazminatlarından müteselsilen sorumlu tutulabilir.
Tipik maliyet sonucu:
Alt işverenin ödeme yapmaması halinde yük doğrudan asıl işverene yönelir.
İşveren İçin Hızlı Kontrol Listesi
✔ Tüm çalışanların güncel ve kişiye özgü sözleşmesi var mı?
✔ Performans kriterleri yazılı mı?
✔ Fazla mesai onayları alındı mı?
✔ Puantaj sistemi düzenli işliyor mu?
✔ Bordrolar imzalı ve banka ödemeleri açıklamalı mı?
✔ Fesihlerde savunma alınıyor mu?
✔ Arabuluculuğa dosya analizi yapılarak mı giriliyor?
✔ İSG belgeleri eksiksiz mi?
✔ Alt işveren sözleşmeleri fiili uygulamayla uyumlu mu?
Sonuç
İş hukukunda maliyet; çoğu zaman dava anında değil, süreç kurulurken belirlenir.
Büyüyen şirketler için asıl risk, yatırım hatası değil; insan kaynağı yönetiminde yapılan hukuki ihmaldir. Küçük görülen bir eksiklik, yıllar sonra büyük bir tazminat kalemi olarak geri dönebilir.
Kurumsallaşma; yalnızca büyümek değil, büyürken riskleri sistematik biçimde yönetebilmektir.
Ve iş hukuku, bu yönetimin en kritik başlığıdır.
Avukat Rana KONAL KÜTÜK




