
2025’i geride bırakırken, 2026’da bütün olumsuzlukların; kötü günlerin, ülkemizi ve bizleri üzen faciaların artık yaşanmaması dileği hepimizin aklında ve gündeminde. Dileklerimizin, hayallerimizin gerçek olması için peki bizler ne yapıyoruz?
Alışkanlıklarımızı değiştiriyor muyuz? Yoksa her sene olduğu gibi sadece her şeyin iyi olması için dua mı ediyoruz, yoksa iyilik ve güzellik için gerçekten mücadele mi ediyoruz?
Yıllardır benim de aklımı kurcalayan bir çelişki var: Herkes yeni yıla girerken mutluluk, huzur, sağlık ve barış diliyor; fakat güne baktığımızda toplumun büyük bir kısmı mutsuz, savaşlar artmış, çocuklar bir dilim ekmeğe muhtaç. Burada bir terslik yok mu?
Bu durumu tersine çevirecek irade ve güç aslında tüm dünya insanlarının elinde. Ancak iyiliği, güzelliği ve barışı organize edebilecek; mutlu bir dünya oluşturacak iradeyi ortaya koymak için daha fazla çalışmak ve mücadeleyi büyütmek gerekiyor.

Hep aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek en büyük yanılgımız. Bu yüzden, alışkanlık hâline getirdiğimiz davranışları değiştirmekle başlayalım.
Olaylar karşısındaki tercihlerimizi yeniden gözden geçirelim. İnsanlarla olan ilişkilerimizi düzenleyelim.İyi, güzel, ahlaklı ve dürüst olmayı bir görev kabul edelim ve bunu çevremize yayalım. İyiliğin ve güzelliğin yanında konumlanalım; vicdanımızı yaralayacak davranışlardan kaçınalım. Bu tür davranışları benimseyen insanlarla aramıza mesafe koyup, kötülüğü hayatımızdan çıkaralım.
Dünyanın daha yaşanabilir bir yer olması için; evde, iş yerinde, sokakta ve çevremizde özgürlük ve demokrasi ilkeleriyle mücadelemizi büyütelim. Unutmayalım ki dünyayı değiştirmek, önce kendimizi değiştirmekten başlar.
2026’nın gelişi bizler için bir milat olsun. Barışın egemen olduğu, her şeyin eşit paylaşıldığı; tüm halkların mutluluğu, özgürlüğü ve kardeşliği için çalışmaya başlayalım. Göreceksiniz, o zaman her şey çok daha güzel olacak. Hiç şüpheniz olmasın.

