
Son dönemde ülkemizin gündeminde, elektrik enerjisinin güvenliği ve yeterliliği önemli bir yer tutuyor. Teknoloji, savunma sanayi ve temel haklar konusunda Avrupa liginde olduğumuzu gururla dile getirirken; elektrik alanında yaşanan kazaların neden olduğu can ve mal kayıpları hepimizi endişelendiriyor. Bu tablo, devletin daha ciddi ve etkili tedbirler alması gerektiğini açıkça gösteriyor.
2025 yılı, “Aile Yılı” olarak ilan edildi. Yetkililer, toplumun huzuru ve güvenliği için her alanda iyileştirmeler yapılacağını duyurdu. Bizler de bu yılın, ülkemizdeki elektrik altyapısı ve denetim eksikliklerinin giderileceği; vatandaş odaklı, güvenli ve kaliteli hizmetlerin öne çıkacağı bir yıl olmasını diliyoruz.
Elektrik sektöründe artık herkesin kendine şu soruları sorması gerekiyor:
- Ucuz malzeme ve ucuz işçilik mi, yoksa kaliteli malzeme ve güvenli işçilik mi?
- Minimum risk mi, yoksa “ne olursa olsun para kazanmak” anlayışı mı?
- Denetim ve sorumluluk mu, yoksa denetimsizlikten doğan can ve mal kayıpları mı?
Özellikle kayıt dışı çalışanlar tarafından yapılan tesisatlar, her türlü denetimden uzak olduğu için ciddi bir güvenlik tehdidi oluşturuyor.

4708 sayılı yasa ile yapı denetim kuruluşlarına verilen yetkiler, ne yazık ki çoğu zaman sahada değil, büro ortamında yürütülen denetimlerle sınırlı kalıyor. Bu durum da güvenlik zincirinde büyük bir açık yaratıyor.
Unutulmamalıdır ki, huzurumuz ve güvenliğimiz yalnızca kullanılan malzemenin kalitesiyle değil, işin mevzuata uygunluğu ile de doğrudan bağlantılıdır. Mühendislerden teknisyenlere, belediyelerden kamu kurumlarına kadar herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi, olası tehlikelerin önlenmesi açısından hayati önem taşır.
Ucuz işçilik ve kalitesiz malzeme kullanımı; yangın, kısa devre ve ölümcül kazaların en büyük nedenlerinden biridir. Bu nedenle:
- Mesleki planlamanın doğru yapılması,
- Denetimlerin sıklaştırılması,
- Tesisatların periyodik olarak kontrol edilmesi
zorunluluk haline gelmelidir.
Ne yazık ki meslek odalarının denetim yetkilerinin zamanla azaltılması, mevcut denetim yükünü görevli kuruluşların üzerine yığmış, bu da tesisat kontrollerinin çoğu zaman aksamasına neden olmuştur. Evlerimizdeki cihaz sayısı hızla artarken, eski ve denetimsiz tesisatlar bu yükü kaldıramamakta; yangın ve arıza riski giderek büyümektedir.
Bu noktada EMO, ETO, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, dağıtım şirketleri, belediyeler ve Yapı Denetim Kurulu gibi tüm paydaşların yer alacağı kapsamlı bir “Elektrik Güvenliği Çalıştayı” düzenlenmesini önemli buluyoruz.
Amacımız, şehrimiz ve vatandaşlarımızın güvenliği için tüm tarafları bir araya getirip sorunları masaya yatırmak ve çözüm adımlarını başlatmaktır.
Avrupa ülkeleri bu sorunları yıllar önce çözmeyi başardı. Bizim de bu seviyeye ulaşmamız için belgesiz, diplomasız ve STB (Sorumlu Teknik Beyan) olmadan çalışan kişilerin önüne geçilmesi şarttır. Bu adımlar atıldığında hem vatandaşlarımızın can güvenliği sağlanacak hem de ülkemizin uğradığı ekonomik kayıplar en aza indirilecektir.
Görüşmek dileğiyle..

