Geçtiğimiz ay kaleme aldığım “2024 Yılı Türkiye Elektrik Dağıtımı Sektör Raporu” yazısında, ülkemizin elektrik alt yapısındaki durumu ve gelişim alanlarını ele almıştım. Bu ay ise Türkiye’nin enerji politikalarında kritik bir dönüm noktası olan enerji depolama sistemlerine odaklanıyoruz. Türkiye Elektrik Sanayi Birliği (TESAB) tarafından hazırlanan ve Temmuz ayında kamuoyuna açıklanan “Türkiye Enerji Depolama Analiz Raporu 2025”, bu alandaki gelişmeleri, hedefleri ve stratejileri kapsamlı biçimde ortaya koyuyor.

Enerji dünyası hızla dönüşüyor. Yenilenebilir kaynakların artan payı, beraberinde süreklilik ve esneklik ihtiyacını da getiriyor. Güneş her zaman parlamıyor, rüzgar her zaman esmiyor. İşte tam bu noktada devreye enerji depolama sistemleri giriyor. Artık sadece üretmek değil, doğru zamanda saklayabilmek ve gerektiğinde kullanabilmek gerekiyor. Bu da enerji sistemlerinde depolamanın temel bir yapı taşı haline geldiğini gösteriyor.

2025 tarihli rapora göre Türkiye, enerji depolama teknolojilerini hem mevzuat düzeyinde hem de teknik altyapı açısından hızla entegre ediyor. Yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriğin şebekeye entegrasyonunu kolaylaştırmak, arz-talep dengesini sağlamak ve sistemin esnekliğini artırmak için enerji depolama sistemleri artık enerji politikalarının merkezinde yer almaktadır.

Rapor, bu gelişimi mevzuat altyapısından yatırım projelerine, hedef kapasiteden yerli üretim atılımlarına kadar birçok açıdan ele alıyor. Ayrıca ilk kez, EPDK tarafından Haziran 2025 itibarıyla verilmiş önlisans başvurularının coğrafi dağılımını içeren Türkiye Enerji Depolama Önlisans Haritası yayımlanmıştır. Bu harita, hem yatırımcılar hem de enerji sistem planlayıcıları için yön gösterici bir araç niteliğinde.

TESAB raporu, Türkiye’nin enerji depolama kapasitesini 2030 yılına kadar 2,1 GW, 2035 yılına kadar ise toplam 9,3 GW seviyesine çıkarmayı hedeflediğini ortaya koyuyor. Bu hedefin 7,5 GW’ı lisanslı üretim yatırımlarıyla, 1,7 GW’ı ise talep tarafı katılımıyla sağlanacak. Bu rakamlar, sadece hedef değil, aynı zamanda kararlılık göstergesidir.

Rapor, yalnızca batarya sistemlerini değil, pompaj depolamalı hidroelektrik santraller (PDHES) gibi farklı teknolojileri de kapsam içine alıyor. Bu da enerji sisteminin yalnızca bugüne değil, uzun vadeli geleceğe de hazırlandığını gösteriyor.

Enerji depolama yatırımlarının hukuki zeminini oluşturan başlıca düzenlemeler şöyle:

  • 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu, depolamalı elektrik üretim tesislerinin tanımlanması, lisanslanması ve şebekeye bağlanması gibi süreçleri düzenliyor.
  • 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynakları Kanunu, bu tesislerin YEKDEM kapsamındaki desteklerden faydalanabilmesini sağlıyor.
  • Elektrik Şebeke Yönetmeliği, TEİAŞ tarafından yayımlanan teknik kriterlerle birlikte, depolama tesislerinin şebekeye entegrasyonunu teknik açıdan mümkün kılıyor.

Tüm bu düzenlemeler, enerji depolama yatırımlarının sadece hukuki değil, aynı zamanda operasyonel olarak da önü açılmış bir alan haline geldiğini ortaya koyuyor.

Yatırım Haritası: Trakya Rüzgârda, Ankara Güneşte Önde

EPDK verilerine göre Haziran 2025 itibarıyla, toplam 33 GW kurulu güce sahip 673 depolamalı üretim projesine önlisans verildi. Bunların:

  • 262’si depolamalı rüzgar enerjisi (18,3 GW),
  • 411’i depolamalı güneş enerjisi (14,6 GW) santrali olarak planlandı.

Ankara, 2064 MWe ile depolamalı GES yatırımlarında birinci sıradayken; Trakya illeri olan Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne, rüzgar enerjisi depolama yatırımlarında öne çıkıyor. Bu dağılım, bölgesel potansiyelin doğru değerlendirildiğini gösteriyor.

Yerli Teknoloji ve Üretim Atılımı

Türkiye sadece dışarıdan teknoloji ithal eden değil, aynı zamanda kendi enerji depolama sistemlerini geliştiren bir ülke olma yolunda ilerliyor:

  • İstanbul Tuzla’da 5 GWh kapasiteli enerji depolama fabrikası inşa ediliyor.
  • Eti Maden, bor atıklarından yüksek saflıkta lityum karbonat üretimini başlatmış durumda.
  • Aliağa ve Kızıldere gibi örneklerde süperkapasitörler ve termal enerji depolama sistemleri devreye alınmaya başlandı.
  • Vanadyum redoks akış bataryaları ve bataryaların ikincil kullanımı konularında Ar-Ge ve sanayi ölçekli girişimler mevcut.

Tüm bu girişimler, Türkiye’nin enerji teknolojileri alanında yerli ve rekabetçi bir oyuncu olmaya aday olduğunu gösteriyor.

Türkiye’de batarya teknolojileri dışında farklı depolama türleri de geliştirme aşamasındadır. Bunlar: Süperkapasitör Uygulamaları, Termal Enerji Depolama PCM (Faz Değiştiren Malzemeler), ve Vanadyum Redoks Akış Bataryaları’dır.

Uluslararası Perspektif: Türkiye’nin Potansiyeli Büyük

Dünya Bankası ve PwC gibi kuruluşlar, Türkiye’nin enerji dönüşümünde enerji depolamanın kilit bir rol oynayacağını belirtiyor. PwC’ye göre Türkiye’de enerji depolama pazarının 2032 yılına kadar yıllık 400–500 milyon USD’lik bir satış hacmine ulaşması bekleniyor. Ayrıca 2700’ü aşkın başvuruyla 160 GW’lık önlisans talebi, Türkiye’deki yatırım ilgisinin büyüklüğünü gözler önüne seriyor.

Bu öngörüler, Türkiye’nin sadece tüketici değil, teknoloji geliştirici ve ihracatçı olma potansiyelini de taşıdığını ortaya koyuyor.

Sonuç olarak; Türkiye, enerji sistemini yalnızca üretim kapasitesi üzerinden değil; esneklik, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik temelinde yeniden yapılandırmaktadır. Artık mesele yalnızca enerji üretmek değil; onu gerektiğinde saklayabilmek ve ihtiyaca göre kullanabilmektir.

TESAB tarafından yayımlanan bu rapor, Türkiye’nin enerji depolama alanındaki mevcut konumunu ortaya koyarken, aynı zamanda gelecek 10 yıl için iddialı bir vizyon sunmaktadır. Enerji depolama teknolojileri, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı, çevre taahhütleri ve ekonomik kalkınması açısından artık ertelenemez bir gündem maddesidir.

Görünen o ki, gelecek enerjiyi değil; enerjiyi yönetebilenleri ödüllendirecek. Türkiye bu yarışta ön sıralarda yer almak için güçlü adımlar atıyor ve atmaya da devam edecektir.

Referans:

https://tesab.org.tr/turkiye-enerji-depolama-analiz-raporu-2025/

Dr. Seda Kül
Dr. Seda KÜL: 1989 Konya/Seydişehir doğumludur. 2011 yılında, Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak görev yapmaya başlamıştır. Daha sonra Selçuk Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak göreve başlayıp, 2015 yılında yüksek lisansını aynı üniversitede tamamlamıştır. 2015-2018 yılları arasında Gazi Üniversite Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapmıştır. 2018 yılından itibaren Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliğin bölümünde araştırma görevlisi olarak görevine devam etmektedir. Doktora eğitimini 2022 yılında Gazi Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Yüksek lisans ve doktora tez çalışmaları kapsamında elektrik motorları ve güç transformatörleri ve bunların modellenmesi ile ilgili çalışmalar yapmış ve bu konularda ulusal ve uluslararası makaleler yayınlamıştır. Doktora çalışmaları kapsamında 2019 yılında 9 ay İngiltere/Galler’de Cardiff Üniversitesi’nde araştırmacı olarak bulunmuştur. 2021 yılından itibaren, ZeroBuild’te yönetim sekretaryası içinde olup, ZeroBuild Summit’te “Elektrik Elektronik Mühendisleri Ağı Lideri” olarak faaliyetlerini yürütmektedir. 2021 yılında haftalık olarak serbest yazmaya başlamıştır. 2018 yılından itibaren IEEE üyesidir. Buna ek olarak 2019 yılından itibaren de IEEE Industry Applications Society üyesidir.