Su, insanlığın en eski enerji kaynaklarından biridir. Binlerce yıl önce değirmenleri döndüren akarsu gücü, bugün modern elektrik sistemlerinin vazgeçilmez omurgasını oluşturmaktadır. 19. yüzyılın sonlarında ilk hidroelektrik santrallerinin devreye alınmasından bu yana, su gücünden elektrik üretimi sürekli evrim geçirmiş ve günümüzde küresel yenilenebilir elektrik üretiminin en büyük kaynağı haline gelmiştir.

Hidroelektrik enerji, yalnızca temiz elektrik üretmekle kalmaz; aynı zamanda sel kontrolü, sulama, içme suyu temini ve rekreasyon gibi çok amaçlı faydalar sağlayarak toplumların sürdürülebilir kalkınmasına katkıda bulunur. Günümüzün iklim krizi karşısında, karbon ayak izi minimal olan bu teknoloji, enerji güvenliği ile çevresel sorumluluk arasındaki hassas dengeyi kurmada kritik bir rol üstlenmektedir

Dünya elektrik sistemleri hızla elektrifikasyona koşarken rüzgâr ve güneş kurulumları başı çekiyor; ancak şebekeyi 7/24 ayakta tutan “temel yük ve esneklik kası” hâlâ hidroelektrik. 2025 yılı, küresel hidroelektrik enerji sektörü için dönüm noktası niteliğindeki gelişmelere sahne olmaktadır.

Uluslararası Hidroelektrik Derneği’nin (IHA) Haziran 2025’te yayımlanan “2025 Dünya Hidroelektrik Görünümü” raporuna göre, küresel hidroelektrik kapasitesi 2024 yılında 24,6 GW artış göstererek 1.443 GW’a ulaşmıştır. Bu büyümenin 16,2 GW’ı konvansiyonel hidroelektrikten, 8,4 GW’ı ise pompa depolamalı hidroelektrik (PSH) sistemlerinden oluşması, sektörün teknolojik evriminin önemli bir göstergesidir.

Bu artış, önceki yıllarda yaşanan kuraklık etkilerinden güçlü bir toparlanma anlamına gelmektedir. Hidroelektrik, dünya genelinde yenilenebilir elektriğin en büyük kaynağı olmaya devam etmekte ve küresel güç üretiminin %14,3’ünü sağlamaktadır.

2024’te en dikkat çekici gelişme PSH kapasitesindeki artış olmuştur. Küresel PSH kapasitesi %5 artarak 189 GW’a ulaşmış ve son iki yılda yıllık PSH eklemeleri neredeyse iki katına çıkmıştır. Önceki iki on yılda 2-4 GW olan beş yıllık ortalama, 6 GW’a yükselmiştir.

IHA verilerine göre, Türkiye 2024 yılında Avrupa’da üst üste ikinci kez en yüksek hidroelektrik kapasite artışını gerçekleştirmiştir. 241 MW’lık ekleme ile Avrupa lideri olan Türkiye’yi, 160 MW ile Portekiz ve 118 MW ile Avusturya takip etmektedir. Bu durum, Türkiye’nin 33 GW kurulu güçle Avrupa’da Norveç’ten (34 GW) sonra ikinci sırada konumlanmasını desteklemektedir.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Ağustos 2025 verilerine göre, Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü 120.784 MW’a ulaşmıştır. Bu kapasitenin 32.289 MW’ı (%26,7) hidroelektrik santrallerden oluşmakta ve en büyük kurulu güç kapasitesini temsil etmektedir.

2024 yılında DSİ verilerine göre, Türkiye’de üretilen yaklaşık 349 milyar kilovatsaat elektrik enerjisinin yaklaşık 75 milyar kilovatsaatlık kısmı HES’lerden elde edilmiş ve bu ülkenin elektrik enerjisi ihtiyacının %21,5’ini karşılamıştır.

Türkiye, 2025 yılı için HES kurulu gücünü 32.395 MW’a çıkarmayı hedeflemektedir. Bu hedefe göre, yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payının %47,8’e ulaşması öngörülmektedir. Mayıs 2025 itibarıyla Türkiye’nin toplam yenilenebilir enerji kurulu gücü 72.492 MW’a yükselmiştir.

PSH teknolojisi, “su bataryası” olarak da bilinen sistemler sayesinde yenilenebilir enerji sistemlerinin istikrarı için kritik önem kazanmıştır. Güneş ve rüzgar enerjisinin artmasıyla birlikte, bu değişken kaynakların dengelenmesi için PSH’nin esneklik ve depolama hizmetleri vazgeçilmez hale gelmiştir.

IHA CEO’su Eddie Rich’in ifadesiyle, “Yenilenebilir enerji pazarı büyümeye devam ettikçe, pompa depolamalı hidroelektrik sistem esnekliği ve istikrarını sağlamada giderek daha önemli bir rol oynuyor”.

Yapılan araştırmalar Türkiye’nin Avrupa’da en yüksek PDHES kapasitesine (19.631 TWh) sahip olduğunu göstermektedir. Ancak Trabzon Cevher HES örneğinde gerçekleştirilen uygulanabilirlik çalışması, mevcut sistemlerin PSH’ye dönüşümü için en az 13 yıllık geri ödeme süresinin olduğunu ve devlet desteği olmadan bu dönüşümün ekonomik açıdan zorlu olduğunu ortaya koymuştur.

IHA’nın 2025 raporunda belirtildiği üzere, İskandinavya ve Orta Asya’da %5-15 artış beklenirken, Güney Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da %40’a varan düşüşler öngörülmektedir. Türkiye, İspanya ve İtalya gibi ülkeler en güçlü etkilenme riski taşımaktadır.

HES’lerin güneş ve rüzgar sistemleri ile hibrit çözümler geliştirmesi, enerji sürekliliğini desteklemede kritik rol oynamaktadır. DSİ verilerine göre, HES’ler ani yük değişimlerine hızlı yanıt vererek şebeke esnekliğini artırmakta ve kesintileri minimize etmektedir.

IHA verilerine göre, 2024’te hidroelektrik üretimi, gaz kombine çevrim santrallere kıyasla 2,2 milyar ton CO₂ emisyonunu önlemiştir. Bu miktar, Fransa’nın toplam elektrik tüketiminin 10 katına eşdeğer enerji üretimine karşılık gelmektedir.

2025 yılı verileri, hidroelektrik enerji sektörünün kritik bir dönüşüm içinde olduğunu göstermektedir. Küresel hidroelektrik üretiminin %10 artışla 4.578 TWh’ye ulaşması ve PSH kapasitesindeki hızlı büyüme, sektörün dinamizmini ortaya koymaktadır.

Türkiye’nin 33 GW kurulu güçle Avrupa’da ikinci sırada konumlanması ve üst üste iki yıl Avrupa’da en yüksek kapasite artışını gerçekleştirmesi, ülkenin bu alandaki rekabet gücünü kanıtlamaktadır. 2025 hedefleri doğrultusunda HES kurulu gücünün 32.395 MW’a çıkarılması planı, sektörün sürdürülebilir büyüme rotasını işaret etmektedir.

PSH teknolojisinin gelişimi, özellikle değişken yenilenebilir kaynakların artması karşısında sistem esnekliği sağlama konusunda kritik önem taşımaktadır. Türkiye’nin bu alanda sahip olduğu yüksek potansiyelin değerlendirilmesi için uygun finansman mekanizmalarının ve politika desteklerinin geliştirilmesi gerekmektedir.

İklim değişikliğinin hidroelektrik üretim üzerindeki etkileri göz önünde bulundurularak, hibrit sistemlerin geliştirilmesi ve mevcut tesislerin modernizasyonu öncelikli konular arasında yer almalıdır. Hidroelektrik enerjinin, küresel net sıfır hedeflerine ulaşmada oynadığı kritik rol dikkate alınarak, sektöre yönelik yatırım ve politika desteğinin artırılması, sürdürülebilir enerji geleceği için kaçınılmazdır.

Referans:

1-International Water Power, (2025).

https://www.energyglobal.com/other-renewables/25062025/iha-releases-flagship-2025-world-hydropower-outlook/

2- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, (2025).

3-  Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, (2025).

Dr. Seda Kül
Dr. Seda KÜL: 1989 Konya/Seydişehir doğumludur. 2011 yılında, Selçuk Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak görev yapmaya başlamıştır. Daha sonra Selçuk Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak göreve başlayıp, 2015 yılında yüksek lisansını aynı üniversitede tamamlamıştır. 2015-2018 yılları arasında Gazi Üniversite Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümünde araştırma görevlisi olarak görev yapmıştır. 2018 yılından itibaren Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Elektrik Elektronik Mühendisliğin bölümünde araştırma görevlisi olarak görevine devam etmektedir. Doktora eğitimini 2022 yılında Gazi Üniversitesi’nde tamamlamıştır. Yüksek lisans ve doktora tez çalışmaları kapsamında elektrik motorları ve güç transformatörleri ve bunların modellenmesi ile ilgili çalışmalar yapmış ve bu konularda ulusal ve uluslararası makaleler yayınlamıştır. Doktora çalışmaları kapsamında 2019 yılında 9 ay İngiltere/Galler’de Cardiff Üniversitesi’nde araştırmacı olarak bulunmuştur. 2021 yılından itibaren, ZeroBuild’te yönetim sekretaryası içinde olup, ZeroBuild Summit’te “Elektrik Elektronik Mühendisleri Ağı Lideri” olarak faaliyetlerini yürütmektedir. 2021 yılında haftalık olarak serbest yazmaya başlamıştır. 2018 yılından itibaren IEEE üyesidir. Buna ek olarak 2019 yılından itibaren de IEEE Industry Applications Society üyesidir.