Elektrikli araç (EA) pazarı 2025 yılında önemli bir eşiği aştı: IEA’nın Global EV Outlook 2026 raporuna göre küresel elektrikli araç satışları 20 milyonu geçerek tüm yeni otomobil satışlarının dörtte birini oluşturdu. Türkiye bu dönüşümün dışında değildir. EPDK’nın verilerine göre ülke genelindeki Nisan 2026 itibarıyla toplam şarj soketi sayısı 43 bin 9’a ulaştı. Toplam şarj noktası sayısı 39.694’e, toplam kurulu güç, 3 bin 295 MW’a ulaşmıştır.

Elektrik dağıtım şebekesi, tasarım itibarıyla belirli bir güç kalitesi standardı kapsamında çalışır. IEC 61000 ve IEEE 519 standartları bu kaliteyi; gerilim genliğinin nominal değerden sapmaması, frekansın kararlı kalması, akım ve gerilim dalga formlarının sinüzoidal yapısını koruması ve fazlar arasında dengenin sağlanması gibi parametrelerle tanımlar. Söz konusu parametreler bozulduğunda; transformatörlerde ve kablo yalıtımında ek ısınma, koruma rölelerinde yanlış açma, endüstriyel ekipmanlarda verim kayıpları ve hassas elektronik sistemlerde arızalar ortaya çıkmaktadır. Şebeke, doğrusal yükler söz konusu olduğunda bu dengeyi görece kolaylıkla koruyabilir; çünkü bu yükler şebekenin ürettiği sinüs dalgasını temelde bozmadan tüketir. Sorun, doğrusal olmayan (nonlinear) yüklerin devreye girmesiyle başlar.

DC hızlı şarj istasyonları, doğrusal olmayan yük sınıfına girer. Bu istasyonlar şebekeden aldıkları alternatif akımı (AC) önce doğru akıma (DC) dönüştürür, ardından araç bataryasının gereksinim duyduğu gerilim ve akım seviyesine getirir. Her iki dönüşüm aşaması da (girişteki AC/DC doğrultucu ve çıkıştaki DC/DC dönüştürücü) yüksek frekanslı yarı iletken anahtarlama teknolojisini kullanır. Bu anahtarlama süreci şebekeden anlık kesintili akım çeker; dolayısıyla şebekeye geri yansıyan akım artık ideal bir sinüs dalgası değil, bozulmuş bir dalga formudur. Buna ek olarak, bir DC hızlı şarj istasyonunun kısa sürede kaldırabildiği güç, 150 kW’dan 350 kW’a ve günümüzde 1 MW’ın üzerine çıkan ünitelere kadar, geleneksel dağıtım planlamasında tek bir noktada öngörülen yükün çok üzerindedir.

Bozulmuş dalga formunun frekans bileşenlerine ayrıştırılması iki ayrı sorunu ortaya koyar. Birincisi, 50 Hz’in tam katları olan klasik harmoniklerdir; bunlar transformatör çekirdeklerinde ek manyetik kayıplara, kablolarda artan ısınmaya ve nötr iletkeninde aşırı akıma neden olur. İkincisi, yeni nesil SiC ve GaN tabanlı dönüştürücülerin ürettiği ve 2 kHz ile 150 kHz arasına yerleşen supraharmoniklerdir. Mariscotti (2026) bu yüksek frekanslı bileşenlerin şebeke empedansını değiştirerek rezonans koşulları yarattığını ve akıllı şebeke altyapısında giderek yaygınlaşan Güç Hattı İletişimi (PLC) sinyallerini bozduğunu raporlamıştır. Bu durum hatalı enerji ölçümlerine ve uzaktan komuta sistemlerinde iletişim hatalarına zemin hazırlamaktadır. Gerilim tarafında ise birden fazla yüksek güçlü ünitenin eşzamanlı devreye girmesi fiderde ani gerilim düşümlerine (voltage sag), araç batarya yönetim sisteminin (BMS) akım çekimini aniden kesmesi ise gerilim yükselmelerine (voltage swell) neden olmaktadır. Pandey (2026), bu dinamiğin klasik koruma koordinasyonunu tehdit ettiğini ve trafo termal modellemesini yeni sınır koşullarıyla karşı karşıya bıraktığını belgelemektedir.

Türkiye’den Saha Verileri

Bu teorik çerçevenin somut saha karşılığını Kaya ve Akar (2025), İstanbul/Kavacık bölgesinin gerçek trafo lokasyonları, yük yoğunlukları ve fider uzunlukları üzerine kurulu bir AG şebekesi modeli oluşturarak farklı şarj senaryolarını test etmiştir. Bulgulara göre tek fazlı hızlı şarj istasyonu fider akımını yüzde otuz iki oranında artırırken, üç fazlı yüksek güçlü DC istasyonlarda bu oran yüzde yetmiş beşe çıkmaktadır. Üç fazlı sistemlerde THD değerlerinin IEC 61000-3-2 ve IEEE 519 standart sınırlarının belirgin biçimde üzerine çıktığı da doğrulanmıştır.

Ankara/Çankaya bölgesini kapsayan teknik analiz çalışmaları benzer bulguları raporlamaktadır: koordinasyonsuz konumlandırılan istasyonlar, mevcut OG/AG trafolarında lokal kapasite yetersizliklerine ve kronik gerilim düşüşlerine yol açmakta, pik saatlerde bazı trafoların kritik termal doluluk sınırlarına ulaştığı gözlemlenmektedir. Arslanoğlu ve Büyük (2025) bu bulguların küresel ölçekte de tekrarlandığını; yüksek yoğunluklu ve koordinasyonsuz EA şarjının gerilim dengesizliği, harmonik bozulma ve trafo ömrünün kısalması gibi sistematik güç kalitesi sorunlarına yol açtığını göstermektedir. Öte yandan, Mehmood ve diğerleri (2025), şebeke bileşeni tabanlı harmonik azaltma teknikleri uygulandığında THD değerlerinin yüzde 0,88 düzeyine indirilebildiğini simülasyonlarla kanıtlamıştır; bu değer IEC/IEEE eşiklerinin çok altında kalmaktadır.

Türkiye’de altyapı yatırımları politika desteğiyle hız kazanmaktadır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Teknolojik Ürün Yatırım Destek Programı kapsamında 2025 yılında 500 milyon TL bütçeli bir destek çağrısı açmış; asgari 120 kW kapasiteli şarj ünitelerine 30 Eylül 2026 tamamlama zorunluluğuyla hibe desteği sağlamaktadır. Küresel perspektiften bakıldığında, IEA’nın Global EV Outlook 2026 raporu, 2025 sonu itibarıyla dünya genelindeki kamuya açık şarj noktası stokunun 7 milyonu aştığını bildirmekte ve 2030 yılına kadar bu kapasitenin yaklaşık 9 kat artması gerektiğini öngörmektedir. Li ve diğerleri (2024) ise yüksek EA penetrasyon senaryolarında dağıtım fiderlerinin normal kapasitesinin iki katı yükseltme maliyetiyle karşılaşabileceğini hesaplamıştır. Bu veriler, altyapı büyümesinin şebeke takviye yatırımıyla eşzamanlı yürütülmesinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu ortaya koymaktadır.

Teknik çözüm cephesinde üç yaklaşım öne çıkmaktadır. Birincisi, istasyon giriş noktasına entegre edilen UPQC (Unified Power Quality Conditioner) sistemleridir; harmonik bastırma ve reaktif güç telafisini eşzamanlı olarak gerçekleştirerek şebekeye yansıyan bozunum seviyesini standart sınırlar içinde tutmaktadır. İkincisi, BESS (Battery Energy Storage System) destekli hibrit istasyon mimarisidir; araç doğrudan şebekeden değil lokal batarya deposundan beslenmekte, ani güç çekiminden kaynaklanan gerilim salınımları ve fider kapasitesi aşımı sorunları yapısal olarak önlenmektedir. Üçüncüsü ise IoT tabanlı akıllı şarj yönetim sistemleridir; Vaidya ve diğerleri (2026), adaptif DC/DC dönüştürücü kontrolünün şarj eğrisini şebeke durumuna ve anlık yük koşullarına göre dinamik olarak ayarlayabildiğini göstermiştir.

Mevcut politika çerçevesi yatırım ve kurulum süreçlerini etkin biçimde teşvik etmektedir; ancak güç kalitesi boyutunun bu çerçeveye entegrasyonu henüz tamamlanmamıştır. Yatırım destek programlarına THD limitlerinin, aktif filtreleme zorunluluğunun ve trafo kapasitesi doğrulama adımlarının eklenmesi; dağıtım şirketlerinin supraharmonikleri kapsayan güncellenmiş ölçüm standartlarına geçmesi, atılması gereken somut adımlar olarak öne çıkmaktadır. Teknoloji bu adımları atmak için gerekli olgunluğa ulaşmış durumdadır; eksik olan kısım, teknik gerekliliklerle yatırım politikasının bütünleşik biçimde planlanmasıdır.

Kaynaklar

[1]   IEA (2026). Global EV Outlook 2026: Trends in Electric Cars and Charging. International Energy Agency, Paris. https://www.iea.org/reports/global-ev-outlook-2026

[2]   EPDK (2026). Şarj Hizmeti Piyasası Aylık İstatistikleri – Ocak 2026 Raporu. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu.

[3]   Mariscotti, A. (2026). Impact of Electrical Vehicle Charging Stations on the Electric Grid: Lessons Learnt and Challenges. Preprints.org.

[4]   Pandey, A. (2026). Review on Power Quality Enhancement Using Electric Vehicle Charging Stations with Unified Power Quality Conditioner. International Journal of Research and Technology (IJRT), 14(2), 115–123.

[5]   Kaya, F. ve Akar, O. (2025). Assessing Power Quality Disturbances Caused by Urban EV Fast Charging Stations in Low Voltage Grids: A Case From Kavacik, Istanbul. IEEE Access, Cilt 13, DOI: 10.1109/ACCESS.2025.3610775.

[6]  Yılmaz, U., Elektrikli Araç Şarj İstasyonlarının Dağıtım Şebekelerine Etkileri. Cigre GSK konferans,2025

[7]   Arslanoğlu, İ. ve Büyük, M. (2025). Electric Vehicle Impacts on Electric Power System: A Literature Survey. 7th International Congress on Human-Computer Interaction, Optimization and Robotic Applications.

[8]   Mehmood, A. vd. (2025). Improvement of Power Quality of Grid-Connected EV Charging Station Using Grid-Component Based Harmonic Mitigation Technique. Energies, 18(11), 2876.

[9]   Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı (2025).

[10]  Li, Y., & Jenn, A. (2024). Impact of electric vehicle charging demand on power distribution grid congestion. Proceedings of the National Academy of Sciences121(18).

[11]  Qureshi, I. A. (2026). Investigating charging behavior and flexibility potential of fast chargers: A comparative study.

[12]  Vaidya, S., Prasad, K., & Kilby, J. (2026). Grid Efficiency and Power Quality Improvements in Rooftop Solar EV Charging Stations Using Smart Battery Management and Advanced DC-to-DC Converters. Applied Sciences16(6), 2699.