
Değerli Sektörüm dostlarım,
Hayatımızı ne kadar planlamaya çalışsak da her şeyi kontrol altına almak mümkün değildir. Doğuştan gelen ve sonradan kazanılan birçok özellik ve yetenek, yaşamın gerçekleri olup geleceğimizi şekillendirmede önemli rol oynasa da zaman zaman istenmeyen durumlarla karşılaşmamız kaçınılmazdır.
Günümüzde ise sağlıklı bir yaşam sürdürebilmemiz için önem arz eden birçok unsurdan biri de ekolojik faktörlerdir. Ekosistem içerisinde sürdürülebilir bir gelecek arzusu hepimizin ortak paydasıdır. İşte bu noktada sürdürülebilirlik kavramı devreye girmektedir. Pazarlama süreçlerinde de benzer ilişkilerin yaşanması son derece doğaldır.

Nasıl ki sürdürülebilirlik, sadece bugünü değil gelecekteki yaşam biçimimizi de kapsayan bir vizyon ise, pazarlama anlayışı da bu vizyona uygun şekilde güncellenmelidir. Bu güncellemelerin pazarlama stratejilerine olumlu katkılar sağlayacağı açıktır.
Pazarlamada sürdürülebilirlik, aslında bir algı oluşturma ve bu algıyı karşı tarafa etki aracı olarak sunma sürecidir.
Önceki yazılarımda müşteri memnuniyeti ve sadakati gibi konulara değinmiş, bunların pazarlamanın temel taşlarından olduğunu ifade etmiştim. İşte bu noktada sürdürülebilirlik devreye giriyor.
Dijitalleşen dünyamızda pazarlama yöntemlerinin değişmesi, yapay zekâ teknolojilerinin yaygınlaşması beraberinde bazı sorunlar getirse de, sürdürülebilirlik anlayışı ile pazarlama süreçlerinin güncellenmesi kaçınılmazdır.

Değerli dostlar, yazımın başından itibaren sürdürülebilirlik kavramını vurguluyorum. Peki nedir bu sürdürülebilirlik? Gelin birlikte inceleyelim:
Genel bir tanımı olmamakla birlikte sürdürülebilirlik, gelecekte toplumların kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarını tehlikeye atmadan, bugünün gereksinimlerini karşılamaya yönelik bir yaşam biçimidir.
Yani yaşam döngüsünü sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek adına neler yapmalı, nelerden vazgeçmeliyiz sorularının özüdür.
Sürdürülebilirlik çoğunlukla çevre ile ilişkilendirilse de, yalnızca çevresel konularla sınırlı değildir. Enerji üretimi ve kullanımı, yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması, tasarruf bilinci, suyun korunması ve canlıların yaşam hakkına saygı gibi birçok adımı kapsar. Ekosistemin korunması bu kavramın temel amaçlarından biridir.
Pazarlama açısından sürdürülebilirlik ise; üretilen ürünlerin tüketiciye ulaşana dek geçen süreçte, çevresel ve sosyal sorumlulukların gözetilmesini gerektirir.
Bu bağlamda işletmeler, yalnızca ürün üretmekle kalmayıp çevreye duyarlı hareket etmeli, toplumsal değerlere saygı göstermelidir.
Ürünün pazarlama sürecinde tüketicilerin bu konudaki hassasiyetlerini dikkate almak ve süreçleri bu doğrultuda şekillendirmek büyük önem taşır. İşletmeler, orta ve uzun vadeli planlamalarını yaparken yalnızca satış odaklı değil, marka değerlerini sürdürülebilir kılacak stratejileri de göz önünde bulundurmalıdır.

Artık ekosisteme zarar veren ürünlerin üretiminden vazgeçilmeli, tüketici taleplerine uygun, çevre dostu çözümler üretilmelidir. Bu anlayışı ilkesel olarak benimseyen işletmeler, rekabet avantajı elde edecek; aynı zamanda müşteri sadakatini de kazanacaklardır.
Geleceğimiz için çevresel faktörlere olan duyarlılığımızı artırarak sürdürmek, gelecek nesillere temiz bir dünya bırakmak anlamına gelir.
Üretilen her ürünün geliştirilmesi, dağıtımı, fiyatlandırılması ve pazarlanması sürecinde çevreye ve topluma olan sorumluluk göz önünde bulundurulmalıdır.
Bu da ancak işletmelerin sosyal ve çevresel duyarlılıklarını pazarlama stratejilerinin bir parçası hâline getirmeleriyle mümkündür.
Doğru stratejilerin belirlenmesi, bu doğrultuda hazırlanan içeriklerin ve kampanyaların tüketici ilgisini çekecek şekilde sunulması, pazarlama ekiplerinin de bu konuda eğitilmesi gereklidir.
Çünkü artık günümüz tüketicisi çevresel etkilerin farkındadır. Satın alacağı ürünün doğal kaynaklara, canlılara ve çevreye zarar verip vermediğini değerlendirebilecek bilinç düzeyine sahiptir. Bu nedenle işletmeler, tüketicilerin bu hassasiyetlerine karşılık verebilecek ürünler geliştirerek satışa sunmalıdır.
Sürdürülebilirlik kavramının pazarlamaya entegre edilmesi, müşteri ihtiyaçlarına uygun hedefler belirlenmesini ve planlamaların bu yönde yapılmasını sağlar. Bu noktada devreye “müşteri değeri ilkesi” girer.
İlkeler, bir kurallar bütünüdür ve bu kurallara uyulması gerekli olup, uygulanması istenilenlerin fikirlerini ve düşüncelerini içeren belirlenmiş, izlenilmesi gerekli yollardır. Pazarlamada nasıl ki geleneksel ve modern pazarlama adı altında izlenilmesi istenen kurallar vardı ve devamında yeniden şekillenmelerin beraberinde getirdiği değişiklikler ortaya çıktıysa; bunların belli ilkeler doğrultusunda uygulanması bizleri istenilen satış sonucuna ulaştırıyorsa, pazarlamada sürdürülebilirliğin de belirlenmiş ilkeleri vardır ve sonuca ulaşmak için bunların uygulanması gerekir.
Peki bu ilkeler nelerdir? Pazarlamada sürdürülebilirlik ilkeleri denildiğinde, en önemlisi olan tüketici davranışlarının izlenmesi ve daha sadık hale getirilmesinde sürdürülebilirlik kavramının pazarlamaya uyarlanması, müşterilerin ihtiyaçlarına göre hedef ve planlamalarının yapılması anlamına gelir.
Bunları yaparken ilkelerden biri olan müşteri değeri pazarlamasının değerlendirilmesi gerekir. Müşterinize verdiğiniz değerler ölçüsünde ürettiğiniz ürünlerde hem şirketinizde hem de müşterilerinizde bir değer yaratmış olursunuz.
Müşterileriniz artık tekliflerinde düşük fiyatlardan çok, fiyat tekliflerinde kendilerine değer yaratıp yaratmadığınıza dikkat etmektedirler. Çünkü kendisi için değer ifade eden ürünlerde fiyatın yüksek olması önemli değildir.
Bu durum artık müşteri tarafından öncelikli tercih olarak görülür. Bunların yanında rekabetçi fiyatlandırmaların yer alması önemlidir. Müşterilerin ihtiyaçlarına göre ürünlerin geliştirilmesi ve uygun fiyatlanması, müşteriye fayda sağlayan etkenlerdir. Bu bir ilişki sürecidir ve bunun devamlılığı sürdürülebilirliğin adımlarıdır.
Değerli Sektörüm dostlarım, sürdürülebilirlik ilkelerinin başında müşteri odaklı pazarlama gelir. Üretilen ürünlerin müşterilerin ekolojik beklentilerine karşılık, üretim aşamasından satışına kadar geçen sürede müşterilerle empati sağlamak ve onların bu beklentilerine karşı uyum sağlamaktır.
Öyle ki; artık müşteriler ekosisteme duyarlı olan şirketlerin ürünlerini tercih edip satın almaktadırlar. Biliyorsunuz her işletmede “değerlerimiz” diye başlayan bölümde vizyon ve misyondan söz edilir. Çok önemlidir çünkü işletmelerin bu hedef ve amaçlara uymaları, gelecek yönünden işletmenin varlığının sürdürülebilirliğini sağlar.
Sürdürülebilir pazarlamada buna amaç odaklı pazarlama diyebiliriz. İşletmeler, koydukları hedeflere ve amaçlara uygun stratejilerine ulaşabilmeli, bunu müşterilerine hissettirecek derin bağlar kurarak birlikte yol aldıklarını, iş ortaklığı yaptıklarını anlatmalıdırlar.
Çünkü müşteriler markaya güven duymalı ve sürdürülebilir ilişki içinde olabilsinler. Bir başka ilke olarak müşteri değeri pazarlamasıdır; ürünlerden çok müşterinin değerli olduğu konusunda ikna edilebilmesidir.
Bunu yaparken de ihtiyaçların karşılanmasından çok, asıl beklentilerinin karşılanmasıdır. Bu beklentilerin başında topluma ve çevreye gösterilen yararların işletmeler tarafından odak noktası olarak benimsenmesi gerekir.
Müşteri değeri pazarlamada kaliteden ödün vermeden uygun fiyatlandırma ve yeniliklerin sunulması beklenir.
Bir diğer ilke ise, işletmelerin karlılıklarının dışında sosyal çalışmaları ile çevreye olan duyarlılıklarını, farkındalıklarını öne çıkarmayı ve bu çalışmalara müşterilerini dahil etmeleridir.
Bu alan ise toplum pazarlama ilkesidir. Son ilke olarak yenilikçi pazarlamadan biraz söz edelim. İşletmelerin inovasyon yönünden hedeflerini belirlemek ve uygulamak olan bu pazarlamada, bunların yapılabilmesinin yanında hedef kitleye yenilikçi çalışmaları anlatmak en başta gelen çalışmadır.
Bu yenilikçi yaklaşımlar rakiplere karşı bir avantaj olarak kabul edilir. Kısacası, işletmeler tüketicilerine ekosistemi koruyan, çevre dostu olduklarını ifade eden pazarlama faaliyetlerinde bulunmalıdır. Bu ilkelerin benimsenmesi aslında ahlaki bir yükümlülükten çok, rekabette farkındalığı ortaya çıkarır.
Sürdürülebilir pazarlama neleri faydalı hale getirir, neden ihtiyaç duymalıyız? Bunun karşılığı olarak, sürdürülebilir pazarlama bir bakıma sorumluluk anlamını taşır, hatta bunun için sorumlu pazarlama olarak da söylenebilir.
Tüketiciler kendi değerlerine önem veren ve bunlarla uyumlu olan markaları her zaman tercih ederler ve markaya sadık olurlar. Bu pazarlama anlayışıyla işletmeler de tüketicinin gözünde güven oluşturur.
Bu durum aslında bir şeffaflıktır ve ahlaki bir sorumluluk demektir. Sürdürülebilir pazarlamayı uygulayan işletmeler, yenilikçilik bakımından rekabette üstün oldukları gibi, tüketicinin karşısında çevre dostu ve güvenilir olduklarını ve bunun da stratejilerinden biri haline getireceklerini anlatabilirler.
Küçük örneklerle yazımı sonlandırıyorum. Özellikle plastik hammadde ile üretilen ürünlerde kullanılan plastiklerin geri dönüşümle yeniden kazanımı, içerik yönünden canlılara ve doğaya zararlı malzemelerin kullanılmaması, ambalajların da bu tür malzemelerden yapılmasının yanında yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanılarak üretimler gibi çalışmalar, işletmelerin gelecek adımlarını sürdürülebilir hale getirmiş olur.
Görüşmek dileğiyle…