
TCMB Haziran ayı imalat sanayi kapasite kullanım oranı bültenini yayınladı. Söz konusu bültene göre imalat sanayinde faaliyet gösteren 1842 iş yer tarafından verilen cevaplara göre, İmalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış Kapasite Kullanım Oranı (KKO-MA), bir önceki aya göre 0,7 puan azalarak yüzde 74,4 seviyesinde gerçekleşmiştir.
Mevsimsel etkilerden arındırılmamış Kapasite Kullanım Oranı (KKO), bir önceki aya göre 0,4 puan azalarak yüzde 74,6 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Görüleceği üzere ankete cevap veren işyerleri ortalama olarak imalat sanayi kapasitesinin ¾ ’ünü bile dolduramamaktadırlar. Bu durumda atıl kapasite nedeniyle mevcut üretim üzerine ekstra maliyet bindiğinden firmanın rekabetçi olma şansı kalmamaktadır. Sektörlere göre kapasite kullanım oranlarına baktığımızda şu tabloyla karşılaşıyoruz;
Gıda 73,3 İçecek 77,2 Tütün 86,7 Tekstil 69,8 Giyim 76,1 Deri 66,0 Ağaç ürünleri 81,8 Kağıt 84,4 Basım 68,4 Kimyasal 76,6 Eczacılık ürünleri 77,3 Kauçuk ve plastik 75,4 Diğer mineral ürünler 75,0 Ana metal 74,7 Fabrikasyon metal 71,2 Elektronik 69,0.
Şimdi de tabloda belirtilen sektörlere göre kapasite durumlarını değerlendirelim; Basım sektörü %68.4 ile en düşük kapasite ile çalışan sektör. Bu sektörü Elektronik sektörü %69 ile takip ederken hemen arkasında %69.8 ile tekstil sektörü gelmektedir.
Bu sektörlerin sabit maliyetlerin toplam maliyetler içerisinde payı nispeten yüksektir ve fiyatlamada ciddi kar etme imkanları sınırlıdır. Bu durumda ya pazarlamaya daha fazla ağırlık vermeyi, ya da kapasiteyi düşürerek daha verimli hale gelmeyi sağlamaları gerekmektedir.
Mal gruplarına göre baktığımızda ; Tüketim mallarında kapasitenin 1 yılda %73.9 dan %72.8’e, Dayanıklı tüketim mallarında %75’ten %69.5 e yatırım mallarında ise %75.4’den %71.9 a düştüğünü görüyoruz. Düşük kapasite yüksek maliyet ve verimsizlik demektir. O zaman satış fiyatlarını tutturma şansınız da kalmaz.
Neden kapasiteler düşüyor? Üretimin temeli olan satış için sipariş beklentisi olmayan firmaların yüksek stok tutma maliyetini de dikkate alarak üretimi yavaşlatmaları da kaçınılmazdır.
Sıkı para politikasıyla ticari işlemlerde de kullanılan kredi kart limitleri gibi konulan kısıtlamalar enflasyonla birlikte ciddi sermaye yetersizliğine de neden olmaktadır. Bu durumda firmalar zorunlu olarak küçülme yolunu seçmektedirler.
Ticaret Bakanlığının yayınladığı Mayıs ayı aylık ticaret verilerine göre dolar bazında, 1 yıllık dönemde ihracat %1.9 artarken ithalat da %1.4 oranında artmıştır.
Dolayısıyla cılız da olsa dış ticarette bir artış söz konusudur. Bu durumda iç piyasada talepte yavaşlama kapasite kullanımlarını önemli şekilde düşürmüş görünüyor.
Görüşmek dileğiyle…




