pestle-analizi-ve-yumurta-krizi-hakkinda-makale-gorseli

Gazetelerde son birkaç aydır benzer başlıkları görüyorum. “Irak ile Türkiye arasındaki yumurta krizi devam ediyor!” “Yumurta üreticileri gözünü iç piyasaya döndürdü!” “Yumurta krizi çözülemiyor!”

Bu başlıkların sebebi şu: Irak, aldığı kararla ülkesine gönderilen yumurtalara ambargo getirmiş. Yaşanan bu gelişmenin ardından Türkiye’den Irak’a yumurta ihracatı durdu.

Artan maliyetler karşısında ezilen yumurta üreticisi, ürününü ihraç edemediği için ülke içinde üretim fazlası oluştu.

Türkiye’nin ihtiyacından fazla ürettiği yumurtanın yüzde 80’ini ihraç ettiği Irak’ın ithalatı durdurmasıyla birlikte, fazladan üretilen yumurtanın iç piyasaya sürülmesiyle üretici 12 liraya mal olan 30 adetlik yumurta kolisini 4-5 liraya satmaya başladı.

Konuyu tek kelime özetlemek gerekirse üretici için ciddi bir “kaos”. Öyle bir kaos ki ürettiği yumurtaları satamayan üretici tavuklarını kesime göndermeye başlamış.

Peki bu yumurta üretim sektörü bu kadar risk içeren bir sektör müdür?

Bu gibi ani ve sert değişimler maalesef ki her ülkede ve her endüstride olabiliyor. Bunlar “force majeur” dediğimiz durumlar.

Dünya’da kabaca her on yılda bir olan krizler, ülke ve endüstrilere özel durumlar, daha genel ifadeyle sert fırtınalar zaten firmalara daha büyük olmaya fırsat sunar ya da firmaları köklerinden söküp yok ederler.

Maalesef ülkemizde işletmeler sektör ve hacim bağımsız ticareti stratejik düşünerek orta ve uzun vadeli planlarla değil Rus ruleti gibi anlık ve kısa vadeli kararlarla yönetiyorlar.

Düşünün ki bir ihracatçı tek bir ülkeye ihracat yapıyor ve bu ülkede oluşabilecek siyasi bir dalgalanma ve/veya ambargo durumunda iflas edebiliyor. Tabi ki tek alanda uzmanlaşmak, tek ülkede faaliyet göstermek de bir stratejik karar olabilir.

Örneğin ünlü pazarlama uzmanı Al Ries efsaneleşmiş kitabı Focus’da odaklanmanın öneminden bahseder. Ancak burada odaklanmak yüksek karlılık ve pazar payı amacı ile önerilmiştir.

Risk analizi yapmaksızın yüksek riskli bir alanda düşük karlılıklarla faaliyet gösterirseniz olası ilk dalgalanmada alabora olmanız kaçınılmazdır.

Eğer gerçekten tek bir oyun oynama durumumuz olsa tüm yumurtaları aynı sepete koyabiliriz ancak bir işletmenin aldığı kararlar sonsuz ömürlü olacakmışçasına olmalı. İşletmenin sürekliliği kavramı işletmelerin faaliyetlerini bir süreye bağlı olmaksızın sürdüreceğini ifade eder.

Bu nedenle işletme sahiplerinin ya da hissedarlarının yaşam süreleriyle bağlı değildir. Önerim her firmanın iç dinamikler kadar dış dinamiklere de önem vermesi ve analiz yapmasıdır.

Dış çevre analizi firmaların stratejik planlama yaparken içinde yer aldığımız çevresel faktörleri irdelememize yarayan, bunların bizim üzerimizdeki etkilerinin neler olduğunu ve olacağını görmekte kullandığımız bir analizdir.

pestle-analizi-nedir-nasil-yapilirPestle Analizi Nedir ?

İngilizce politik (political), ekonomik (economic), sosyolojik (sociological), teknolojik (technological), yasal (legal), çevresel (environmental) kelimelerinin baş harflerinden oluşan PESTLE / PESTLE analizi; riski doğru yönetmek isteyen her işletmenin yapması gereken temel bir çalışmadır. Tüm bu etkiler aktif olarak zamanla değiştiği için belli periyotlarla güncellenmeleri şarttır.

 

 

  • Politik (Political): Hükümet politikaları, politik stabilite, ticari şeffaflık, yabancı ticaret politikaları, vergi politikası, işçi yasaları, ticari sınırlamalar.
  • Ekonomik (Economic): Ekonomik büyüme, kur seviyeleri, faiz oranları, enflasyon, gelir vergisi oranları, işsizlik oranları.
  • Sosyolojik (Sociological): Nüfus artış oranları, nüfus dağılımları, nüfusun eğitim seviyesi, güvenlik konuları, sağlık faktörleri, hayat tarzı, kültürel bariyerler.
  • Teknolojik (Technological): Teknoloji teşvikler, inovasyon seviyesi, otomasyon, Ar-Ge çalışmaları/aktiviteleri, teknolojiye uyum seviyesi, teknolojik bilinç seviyesi.
  • Çevresel (Environmental): Hava koşulları, çevresel kanunlar/regülasyonlar, iklim değişikliği, toplum kuruluşlarının çevresel faktörlere duyarlılık  seviyesi.
  • Yasal (Legal): Dil, din ırk gibi konularda ayrımcılık kanunları, Ticari şeffaflıkla ilgili regülasyonlar, tüketici koruma kanunları, patent ve teklif hakkı kanunları, işçi sağlığı ve güvenliği kanunları.

Tüm bu analizler yapıldıktan sonra çevresel etkilere karşı bilinçli ve hazır olma imkanımız olacaktır. Bu bilinç seviyesine sahip olmak bizi gerekli aksiyonları almaya ve/veya ölçülebilir riskler almaya iter.

Çok sevdiğim bir sözle bitirmek istiyorum bu ay: Risk ölçülebilir belirsizliktir. Belirsizlik ölçülemeyen risktir. (Risk is measurable uncertainty. Uncertainty is unmeasurable risk.)

Gelecek sayıda görüşmek dileğiyle…

Alişan ÇAPAN: Kocaeli Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde lisans eğitimi aldım. Yüksek lisans eğitimimi Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde yaptım. Daha sonra Koç Üniversitesi Executive MBA programını tamamlayarak, çalışma hayatına 2006 yılında Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak başladım. Sektördeki ilk deneyimime ise 2009 yılında Alstom Grid’te Teklif Mühendisi olarak adım attım. Bu şirketin Kanada organizasyonunda, Planlama ve Satın Alma Müdürü ve Endüstriyel Mükemmellik Müdürü görevlerini yürüttüm. Bu görevlerimden sonra, Ünika Üniversal Kablo, 2M Kablo gibi sektörün önemli şirketlerinde görev yaptım. 2017 yılının ikinci yarısından itibaren Günsan ailesinde çalışma hayatıma devam ediyorum. Chief Marketing Officer Günsan Electric at Schneider Electric / M.Sc. Eng, EMBA, PMP, LSSBB