<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Semih Çalapkulu &#8211; Sektörüm Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.sektorumdergisi.com/yazar/semih-calapkulu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sektorumdergisi.com</link>
	<description>Elektrik, aydınlatma malzemeleri otomasyon sistemleri dijital dergi ve sektörel haber portalı</description>
	<lastBuildDate>Mon, 22 Jun 2026 20:57:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2019/04/cropped-sektorum-dergisi-512-512-logo-1-32x32.png</url>
	<title>Semih Çalapkulu &#8211; Sektörüm Dergisi</title>
	<link>https://www.sektorumdergisi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İnce Yapı Sabiti  (Fine Structure Constant)</title>
		<link>https://www.sektorumdergisi.com/ince-yapi-sabiti-fine-structure-constant/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semih Çalapkulu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:58:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sektorumdergisi.com/?p=139584</guid>

					<description><![CDATA[Fizik biliminde, a ile sembolize edilen ve Sommerfeld’s Sabiti olarak da bilinen “İnce Yapı Sabiti”, yüklü parçacıklar arsındaki elektromanyetik etkileşimi karakterize eden boyutsuz fiziksel bir sabit sayıdır. Fizikte parçacıkların birbiriyle nasıl etkileştiğini tanımlayan bazı temel sabitler vardır ve bu sabitler doğanın “ayar düğmeleri” gibidir. Bunlardan biri de ince yapı sabiti olarak bilinen ve genellikle alfa [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fizik biliminde, a ile sembolize edilen ve Sommerfeld’s Sabiti olarak da bilinen “İnce Yapı Sabiti”, yüklü parçacıklar arsındaki elektromanyetik etkileşimi karakterize eden boyutsuz fiziksel bir sabit sayıdır.</p>
<p>Fizikte parçacıkların birbiriyle nasıl etkileştiğini tanımlayan bazı temel sabitler vardır ve bu sabitler doğanın “ayar düğmeleri” gibidir. Bunlardan biri de ince yapı sabiti olarak bilinen ve genellikle alfa (a) sembolüyle gösterilen sabittir. Bu sabitin yaklaşık değeri 1/137’dir ve bu sayı, fiziğin en gizemli sabitlerinden biri olarak kabul edilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-139586" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/06/ince-yapi-sabiti-fine-structure-constant2.jpg" alt="" width="696" height="378" /></p>
<p>Özellikle fizik alanında çalışırken, karşılaştığımız niceliklerin büyük çoğunluğu birimlerle ifade edilir. Hız, enerji, kuvvet, kütle gibi büyüklüklerin hepsi belli birimlerle ölçülür; örneğin metre/saniye, joule ya da kilogram gibi.</p>
<p>Ancak fiziksel önemi yüksek olan bazı özel sayılar vardır ki bunların birimleri yoktur. Bunlara boyutsuz sabitler denir.</p>
<p>Bu tür sabitlerin en tanınanı, hepimizin bildiği π (pi) sayısıdır. Pi, bir dairenin çevresinin çapına oranıdır ve yaklaşık olarak 3.14’tür.</p>
<p>Ne çevre ne de çap oranlandığında, birim kalmaz; dolayısıyla π sayısı birimsiz bir büyüklüktür. Benzer şekilde, ince yapı sabiti yani a da birimsizdir. Yaklaşık değeri 1/137 olan a, tıpkı π gibi, birçok temel fizik denkleminde kendiliğinden ortaya çıkar. Ve yine π gibi, bu sabitin değeri evrenseldir. Evrenin başka bir yerinde ölçülse de aynı sonucu verir. Çünkü tanımı doğrudan ölçüm birimlerine değil, doğanın yapısına dayanır.</p>
<p>İnce yapı sabiti (a) temel yüklü parçacıklar arasındaki elektromanyetik etkileşimin gücünü ölçen temel bir fiziksel sabittir. Bu, 1916 yılında Alman teorik fizikçi Arnold Sommerfeld (1868-1951) tarafından ortaya atılan boyutsuz bir sabittir.</p>
<p>2018 yılında CODATA’nın önerdiği değer; a= 7,2973525693(11)×10−3 . Bu değer 1/137,036 değerine yakındır. İngiliz matematikçi ve teorik fizikçi Paul Dirac (1902-1984), bu sayıyı “fiziğin en temel çözülmemiş problemi” olarak nitelendirmiştir.</p>
<p>(Alfa, elektronların atom çekirdeği ile nasıl etkileştiğini belirler. Eğer alfa değişirse, atomlar tarafından soğurulan ışığın dalga boyu da değişecek demektir.)</p>
<p>Yukarıdaki eşitlikte gördüğünüz gibi alfa, Plank sabiti (h), ışık hızı (c) ve bir elektronun taşıdığı elektrik yükü (e) bir araya geldiği zaman ortaya çıkar. Bu üç sabit birbirine oranlandığında, tüm birimler birbirini götürür.</p>
<p>Sonuç, h.c/e2 yaklaşık 137,036’ya eşit olur.137,036 sadece ilgi çekici değil, aynı zamanda önemlidir. Çünkü tersi, e2/h.c = a = 1/137,03599920611 (son iki rakam hala belirsizdir) biçimindedir.</p>
<p>Bu sayı yaklaşık olarak 0,007’ye eşittir. Bu sayıya bağlanma sabiti  denir; yüklü parçacıkları elektromanyetik enerjinin kuantum taşıyıcıları olan fotonlara bağlar.</p>
<p>Farklı fiziksel sabitler üzerinden a’nın tanımları aşağıda verilmiştir:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-139598" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/06/ince-yapi-sabiti-fine-structure-constant5958.jpg" alt="" width="696" height="378" /></p>
<p><strong>SABİTLER:</strong></p>
<ul>
<li>e temel yük (= 1,602176634×10-19 C);</li>
<li>π pi sabiti;</li>
<li>h Planck sabiti (= 6,62607015×10-34 J.s);</li>
<li>ħ = h/2π azaltılmış Planck sabiti (= 6,62607015×10-34 J.s/2π);</li>
<li>c ışığın vakumdaki hızı (= 299792458 m/s);</li>
<li>ε0 elektrik sabiti veya elektriğin vakumdaki geçirgenliği;</li>
<li>µ0 manyetik sabit ya da manyetizmanın vakumdaki geçirgenliği;</li>
<li>ke Coulomb sabiti;</li>
<li>RK Von Klitzing sabiti;</li>
<li>Z0 vakumdaki iç direnç.</li>
</ul>
<p><strong>TEMEL BİLGİLER:</strong></p>
<ul>
<li>İnce yapı sabiti (a), parçacıkların etkileşimini belirleyen temel sabitlerden biridir</li>
<li>Bir sayısının a’ya bölümü 137 ile başlar</li>
<li>a, Planck sabiti, ışık hızı ve elektron yükünün oranıdır</li>
</ul>
<p>Tarihsel Gelişim:</p>
<ul>
<li>1916’da Arnold Sommerfeld, hidrojen atomu modelinde a’yı keşfetti</li>
<li>Başlangıçta önemsiz görülen a, zamanla fizikte önemli bir rol oynamaya başladı</li>
</ul>
<p><strong>ÖNEMİ VE ETKİLERİ:</strong></p>
<ul>
<li>Görelilik, elektromanyetizma ve kuantum mekaniğinin kesişim noktasında yer alır</li>
<li>Atomların enerji seviyelerini açıklamak için temel oluşturur</li>
<li>Wolfgang Pauli’ye göre fizikçiler bu sabitin anlamını araştırmalıdır</li>
</ul>
<p><strong>DEĞİŞKENLİK VE GİZEM:</strong></p>
<ul>
<li>a’nın uzay ve zamanda yaklaşık %0,0001 oranında değiştiği gözlemlenmiştir</li>
<li>Farklı bir a değeri atomların yapısını ve kimyasal reaksiyonları etkiler</li>
<li>Sabitin kökenine dair teorik açıklama bulunmamaktadır.</li>
</ul>
<p>Sommerfeld, ilk başta bu sabit üzerine fazla durmadı. Ancak zamanla, kuantum dünyasına dair anlayışımız derinleştikçe, ince yapı sabiti olan a (alfa) neredeyse her yerde karşımıza çıkmaya başladı.</p>
<p>Özellikle, yüklü parçacıkların ışıkla etkileşimde bulunduğu her durumda bu sabit kendini gösteriyor gibiydi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-139597" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/06/ince-yapi-sabiti-fine-structure-constant5966.jpg" alt="" width="696" height="378" /></p>
<p>Işık yayımı, soğurulması ya da saçılması gibi süreçlerde, bu sabit belirleyici bir rol oynuyordu.</p>
<p>Zamanla fizikçiler, a’nın aslında çok daha temel bir anlam taşıdığını fark etti. İnce yapı sabiti, yüklü parçacıkların elektromanyetik radyasyonla nasıl ve ne şiddette etkileştiğini belirleyen bir ölçüydü. Alfa sabitini bu kadar özel yapan şey, onun üç temel fizik sabitinin birleşiminden oluşmasıdır. Yani a, elektromanyetizma, kuantum mekaniği ve özel görelilik gibi fiziksel kuramların tam kesişim noktasında yer alır.</p>
<p>Bir atomun enerji düzeylerini, özellikle de çok hassas geçişleri açıklamak istiyorsak, ince yapı etkilerini hesaba katmak zorundayız. Bu etkiler olmadan, atom tayflarındaki bazı küçük ayrıntılar açıklanamaz. İşte bu nedenle a, uzun yıllardır fizikçilerin ilgisini çeker. Fizikçilerin bu sabite olan takıntısı öyle derindir ki, bu durumu en iyi anlatanlardan biri, Nobel Ödülü sahibi Wolfgang Pauli olmuştur.</p>
<p>Onun şu ünlü sözü, fizik dünyasında alfa’nın yarattığı merakı mükemmel şekilde özetler: “Öldüğümde Şeytan’a ilk sorum şu olacak: İnce yapı sabitinin anlamı nedir?”</p>
<p>Bilim tarihinin farklı dönemlerinde yapılan çeşitli ölçümler, a sabitinin zamanla veya Evren’in farklı bölgelerinde değişebileceğine işaret etmiştir.</p>
<p>Özellikle hidrojen ve döteryumun spektral çizgilerine dayalı bazı ölçümler, a’nın uzayda ya da zamanda yaklaşık %0,0001 oranında değişmiş olabileceğini göstermiştir.</p>
<p>Bu sayının değeri değişirse, evrenin yapısı da değişir. İnce yapı sabiti farklı olsaydı, atomların boyutları değişirdi, kimyasal tepkimeler bambaşka olurdu, hatta nükleer süreçlerin işleyişi bile farklı olurdu. Ve eğer bu sabit yalnızca çok az farklı bir değere sahip olsaydı, hayat bildiğimiz haliyle var olamazdı.</p>
<p>Bugün, bu sabitin kökenine dair elimizde hiçbir açıklama yok. Aslında, neden var olduğuna dair de hiçbir teorik açıklamamız yok. Onu yalnızca deneyle ölçüyoruz ve elde edilen değeri fizik denklemlerimize yerleştirerek başka hesaplamalar yapıyoruz.</p>
<p>İnce yapı sabitine dair daha fazla bilgi edinmek, parçacık fiziğinde bir sonraki büyük devrimin kapısını aralayabilir. Şimdilik, bu sırra yaklaşmanın tek yolu, doğru deneyi yapabilmekten geçiyor.</p>
<p>Özetle; İnce Yapı Sabiti (yaklaşık 1/137), temel yüklü parçacıklar arasındaki elektromanyetik etkileşimin gücünü karakterize eden boyutsuz bir sabittir. Doğada var olan her etkileşim (Kütle çekim, elektromanyetik, güçlü ve zayıf çekirdek etkileşimi ) için o etkileşimin şiddetini veren bir bağlaşım sabiti vardır. Bu bağlaşım sabitleri doğanın anlaşılmasında ciddi rol oynamaktadır. Bu yüzden onların mümkün olduğunca doğru olarak belirlenmesi büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Söz konusu bağlaşım sabitlerinden biri de ince yapı sabiti (fine structure constant) olarak bilinen bağlaşım sabiti a (alfa) dır. Başlangıçta</p>
<p>Hidrojen atomu spektrumlarının ince yarılmalarını betimlemek için relativistik etki sonucu olarak Sommerfeld tarafından 1916 yılında ortaya atılmıştır.</p>
<p><strong>KAYNAKÇA:</strong></p>
<p>1-) İnce Yapı Sabiti</p>
<p>https://evrimagaci.org/blog/ince-yapi-sabiti-22131</p>
<p>2-) Güncel gelişmeler: İnce yapı sabiti ve kuantum Hall etkisi.</p>
<p>https://physics.nist.gov/cuu/Constants/alpha.html</p>
<p>3-) Fizikçiler Evreni Şekillendiren ‘Sihirli Sayı’yı Belirledi</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="2mJPO7dbaY"><p><a href="https://www.quantamagazine.org/physicists-measure-the-magic-fine-structure-constant-20201202/" target="_blank" rel="noopener">Physicists Nail Down the ‘Magic Number’ That Shapes the Universe</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="“Physicists Nail Down the ‘Magic Number’ That Shapes the Universe” — Quanta Magazine" src="https://www.quantamagazine.org/physicists-measure-the-magic-fine-structure-constant-20201202/embed/#?secret=z2q2y51hQj#?secret=2mJPO7dbaY" data-secret="2mJPO7dbaY" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p>4-) Düşük ve Yüksek Enerjilerde İnce Yapı Sabiti</p>
<p>https://www.scirp.org/journal/paperinformation?paperid=138085</p>
<p>5-) İnce Yapı Sabiti Nedir? Neden 137 Sayısı Bu Kadar Önemlidir?</p>
<p>https://www.matematiksel.org/neden-137-sayisi-fizikteki-en-buyuk-gizemlerden-birisidir/</p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KURU SU   (DRY WATER)</title>
		<link>https://www.sektorumdergisi.com/kuru-su-dry-water/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semih Çalapkulu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 May 2026 07:45:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sektorumdergisi.com/?p=139271</guid>

					<description><![CDATA[Küresel ısınmayı engelleyecek bir formül arayan bilim insanlarının yeni icadı, “Kuru Su” oldu.  Bu madde su taneciklerinin silika kumuyla kaplayarak üretiliyor. Görünüşü pudra şekerini andıran “kuru su,” küresel ısınmanın ana kaynağı karbondioksitin emilimi ve depolanmasında çığır açacak. %95’i sudan oluşan bu madde, su taneciklerinin silika kumuyla kaplanmasından elde ediliyor. Kuru Su ilk kez 1968’de patentlendi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Küresel ısınmayı engelleyecek bir formül arayan bilim insanlarının yeni icadı, “Kuru Su” oldu.  Bu madde su taneciklerinin silika kumuyla kaplayarak üretiliyor. Görünüşü pudra şekerini andıran “kuru su,” küresel ısınmanın ana kaynağı karbondioksitin emilimi ve depolanmasında çığır açacak. %95’i sudan oluşan bu madde, su taneciklerinin silika kumuyla kaplanmasından elde ediliyor.</p>
<p>Kuru Su ilk kez 1968’de patentlendi ve kısa sürede kozmetik sektöründe kullanılmaya başlandı. 2006 yılında Hull Üniversitesi tarafından yapılan yeni çalışma, kuru suyun diğer alanlarda potansiyel kullanımına olan ilgiyi artırdı.</p>
<p>Amerikan Kimyasal Toplumu’nun Boston’daki toplantısında tanıtılan bu su içilemiyor, ancak sanayide kullanılmasıyla çevre dostu bir üretime yol açacak. Profesör Andrew Cooper ve Ben Carter, kuru suyun kullanımıyla sanayide ortaya çıkan pek çok kimyasal reaksiyonun da kaybolacağını savunuyor.</p>
<p>Silikon dioksit tozunun su ile karıştırılmasıyla, Kuru Su elde edilebilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-139275" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/05/kuru-su-dry-water3.jpg" alt="" width="696" height="378" /></p>
<p>Bazı gazlar, Kuru Suyla karıştırıldığında suyla birleşir ve bu da onları katı klatrat hidrat kafesi içinde hapseder. Bu durum, patlayıcı gazların patlama riski azaltılmış şekilde kuru suda taşınabilme olasılığını ortaya çıkarır.</p>
<p>Kuru Suyun, atmosferdeki sera gazlarını yakalayıp hapsederek karbon tutma maddesi olarak kullanılması düşünüldü. Karbondioksiti, benzer bir zaman dilimi içinde sıradan sudan dört kat daha fazla hapsedebilir.</p>
<p>Kuru Suyun ayrıca birçok tehlikeli maddenin taşınması ve depolanmasında da kullanım alanları vardır. Uçucu bileşikler için bir taşıyıcı olarak kullanılabilir, çünkü kuru suda depolanan malzemeler toz haline getirilip stabilize edilebilir; bu sayede hem maddenin uçuculuğu azalır hem de nakliye için gereken ağırlığı düşer.</p>
<p>Ayrıca, kuru suyun çok büyük miktarda uçucu gaz ve maddeyi kalıcı olarak bağlamadan depolama ve stabilize etme yeteneği nedeniyle otomobillerde kullanılan yakıt hücrelerinin yapımında potansiyel kullanım alanları olabileceği teorize edilmiştir.</p>
<p>Kuru su, yapısı gereği adsorban bir malzeme olarak sınıflandırılır. Emülsiyonların kullanıldığı alanlarda birçok potansiyel uygulamaya sahiptir. Son araştırmalar kuru suyun katalizör görevi görebileceğini de ortaya koydu.</p>
<p>Kuru su, “sıvı suyu toz haline getirme” olarak tanımlanan, oldukça ilginç ve yenilikçi bir maddedir. Bu materyal, sıvı su damlacıklarının her birinin, genellikle silika adı verilen bir hidrofobik (su sevmeyen) toz tabakasıyla kaplanmasıyla oluşturulur.</p>
<p>Sonuç olarak, su damlacıkları birbirine yapışmaz ve serbestçe akan bir toz oluşturur. Bu nedenle, kuru su, “toz su” olarak da bilinir</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-139273" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/05/kuru-su-dry-water2.jpg" alt="" width="696" height="378" /></p>
<p><strong>KURU SU NE İŞE YARAR: </strong></p>
<p>Kuru Suyun birçok potansiyel uygulama alanı bulunmaktadır: Kuru Su, atmosferdeki karbon dioksiti emmede oldukça etkilidir. Bu, iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir adım olabilir.</p>
<p>Kuru Su, belirli kimyasal reaksiyonları hızlandırabilir. Bu, endüstriyel süreçlerin daha verimli hale getirilmesine yardımcı olabilir. Kuru Su, belirli gazları veya sıvıları emebilir ve saklayabilir. Bu, tehlikeli maddelerin güvenli bir şekilde depolanmasını ve taşınmasını sağlayabilir.</p>
<p><strong>KURU SU NASIL OLUŞUR? </strong></p>
<p>Kuru Suyun oluşumu, nispeten basit bir süreçtir: Öncelikle, saf su damlacıkları oluşturulur. Daha sonra, bu damlacıklar hidrofobik silika tozuyla kaplanır. Silika, suyun yüzeyine yapışır ve su damlacıklarını birbirinden ayırır. Su damlacıkları ve silika tozu, yüksek hızlı bir karıştırma süreciyle birleştirilir. Bu, su damlacıklarının tamamen silika ile kaplanmasını ve kuru suyun oluşmasını sağlar.</p>
<p>Başka bir anlatımlaysa; Kuru su, yaklaşık %95 oranında mikroskobik su damlacıklarından oluşan ve bu damlacıkların her birinin ince bir hidrofobik dumanlı silika nanoparçacık kabuğu ile kapsüllendiği, böylece kar veya talk pudrasına benzer kuru, ıslatmayan özelliklere sahip, havada asılı su ters köpüğü oluşturan serbest akışlı bir tozdur.</p>
<p>Bu yapı, damlacıkların birleşmesini önleyerek malzemenin ortam koşullarında toz halini korumasını sağlarken, sıvı suyun kimyasal reaktivitesini de muhafaza eder.</p>
<p>Kuru Su, gelecekteki teknolojik gelişmeler ve çevresel koruma için büyük potansiyele sahip, yenilikçi bir malzemedir. Hem endüstriyel hem de çevresel uygulamalar için umut verici olan bu malzeme, bilim dünyasında büyük bir ilgi uyandırmaktadır. Kuru Suyun yaygın kullanımı, çevresel sorunlarla mücadelede ve endüstriyel süreçlerin iyileştirilmesinde önemli bir rol oynayabilir.</p>
<p>Reaksiyon kinetiğindeki avantajlarına rağmen dökme sudaki günlere kıyasla saatler içinde karbondioksit hidrasyonunda %90’ın üzerinde dönüşüm elde etmek gibi büyük ölçekli üretimde ve değişen nem veya basınç altında uzun vadeli stabilitede zorluklar devam etmektedir.</p>
<p>Hakemli yayın araştırmaları, nanopartikül arayüzünün ters emülsiyon stabilitesini belirlediğini ve dumanlı silikanın yüksek yüzey alanının (yaklaşık 120 m²/g) damlacıkların etkili bir şekilde izole edilmesini sağladığını doğrulamaktadır. Devam eden araştırma, CO₂ yakalama için alkali türevler gibi modifikasyonları inceleyerek, kuru suyun sıvı ve katı hal malzeme bilimi arasında köprü kurma rolünü vurguluyor.</p>
<p><strong>MİKROSKOBİK BİLEŞİM</strong></p>
<p>Kuru Suyun mikroskobik birimleri, her biri stabilizasyon sağlayan bir kabuk oluşturan gözenekli hidrofobik dumanlı silika nanoparçacık ağıyla kapsüllenmiş bireysel sulu mikrodamlacıklardan oluşur. Bu damlacıklar genellikle 10 ile 150 mikrometre arasında çaplara sahiptir ve silika kaplamanın düzensiz kümelenmesi nedeniyle küresel olmayan morfolojiler gözlemlenmektedir.</p>
<p>Kabuğun temel yapı taşları, 7-40 nm birincil parçacık boyutlarına sahip, suyu itmek ve damlacık arayüzlerinde kendi kendine birleşmeyi sağlamak için dimetildiklorosilan gibi hidrofobik gruplarla kimyasal olarak modifiye edilmiş dumanlanmış silika nanopartikülleridir.</p>
<p>Bu parçacıkların ağırlıkça %90-97’sini su oluşturur, silika nanoparçacıkları ise %3-10’luk bir orana sahiptir; bu da kuru, toz benzeri makroskopik bir görünüm korunurken yüksek sıvı yükleme kapasitesine olanak tanır.</p>
<p>Silika ağının gözeneklilik aşağıdakilerden kaynaklanır fraktal van der Waals kuvvetleri ve hidrofobik etkileşimler yoluyla birbirine kenetlenen nanopartiküllerin toplanması, damlacıkları birbirinden izole eden iki sürekli bir yapı oluşturur. Bu yapı, düşük kesme kuvvetleri altında mekanik stabilite sağlar ancak çalkalama veya sıkıştırma sırasında sulu çekirdeğin kontrollü bir şekilde salınmasına izin verir.</p>
<p><strong>ÇEKİRDEK-KABUK MEKANİZMASI</strong></p>
<p>Kuru Suyun çekirdek-kabuk mekanizması, tipik olarak 10-100 µm çapında ayrı su damlacıklarının, agregadan oluşan koruyucu bir kabuk içindeki hidrofilik çekirdek olarak kapsüllenmesini içerir.</p>
<p>Hidrofobik Silika Nanopartiküller: Bu nanopartiküller, genellikle aerosil R972 gibi 7-40 nm partikül boyutlarına sahip ve dimetildiklorosilan gibi silan grupları ile yüzey modifiye edilmiş dumanlı silika aerosil R972 gibi 7-40 nm partikül boyutlarına sahip ve silan grupları ile yüzey modifiye edilmiş varyantlar dimetildiklorosilan, düşük yüzey enerjileri ve su-hava arayüzünde tercihli adsorpsiyonu nedeniyle damlacık yüzeyinde kendi kendine birleşerek stabilize edilmiş</p>
<p>Toplama Emülsiyonu: Bu düzenek, birbirine kenetlenmeden oluşan mikrometre sırasına göre bir kabuk kalınlığı oluşturur nanopartikül 150°‘ yi aşan su temas açıları ile genel yapıyı süperhidrofobik hale getiren ağlar.Mekanizmanın kararlılığı, bitişik damlacıkların kabukları arasındaki hidrofobik itmeden kaynaklanır, bu da birleşmeyi engeller ve ıslatma mekanik ajitasyon altında bile, toz benzeri akış özellikleri sergilerken kuru suyun kütlece %98’e kadar su tutmasına izin verir. Kabuk, fiziksel ve enerjik bir bariyer görevi görür; kısmi agregasyonları tarafından onaylandığı gibi yırtılmaya karşı dirençli sıkışmış bir arayüz oluşturur.</p>
<p>Aşırı gürültü gibi rahatsızlıklar nem veya mekanik sıkıştırma, kabuk çatlamasına veya su sızıntısına neden olarak bu durumu olumsuz etkileyebilir; bu da mekanizmanın çevresel faktörlere karşı hassasiyetini ortaya koymaktadır.</p>
<p>Nanoparçacık boyutundaki varyasyonlar mekanizmanın etkinliğini etkiler; Nano ölçekli silika (örneğin, &lt;50 nm), daha erken birleşmeye eğilimli daha gevşek kaplamalar oluşturan mikro ölçekli parçacıklara kıyasla daha yoğun kabuklar ve daha yüksek stabilite sağlar.</p>
<p>Bu çekirdek kabuk tasarımı, kontrollü su tahliyesi gerektiren uygulamalarda kuru suyun faydasının temelini oluşturur, çünkü kabuğun bütünlüğü, partikül hidrofobikliği ve karıştırma kesme hızları yoluyla tasarlanabilir ve optimum koşullar, ortam depolaması altında haftalarca damlacık tutulmasını sağlar.</p>
<ol start="20">
<li><strong>YÜZYILIN SONLARINDA CANLANMA VE GENİŞLEME</strong></li>
</ol>
<p>1968’de öncelikle stabilize edici kremler ve emülsiyonlar gibi kozmetik uygulamalar için kuru suyun ilk patentini aldıktan sonra, geliştirme 1970’lerde özel endüstriyel ve askeri kullanımlara genişledi. Kayda değer bir ilerleme, 1977’de ABD Ordusu, mikroskobik partikül silika (yaklaşık 1100°C’de silikon bileşiklerinin hidrolizi yoluyla üretilen 15-20 nm çapında) kullanan bir formülasyon için 1:9 oranında suyla karıştırılarak 4.008.170 ABD Patentini aldığında meydana geldi. Ağırlıkça %90’a kadar su içeren akışkan bir toz elde etmek için..</p>
<p>Bu versiyon, -196°C’ye kadar olan kriyojenik sıcaklıklarda bile akışkanlığı korudu ve ısıtıldığında suyu serbest bırakarak, Ordunun Mızrak Füze sistemindekiler gibi roket motorlarında ekzotermik reaksiyonlar için bir soğutucu olarak ve uzay vakumları da dahil olmak üzere aşırı çevresel koşullarda etkili bir yangın bastırıcı olarak uygulamalara olanak sağladı.</p>
<p><strong>1990’</strong><strong>LARA GELİNDİĞİNDE</strong><strong>..</strong></p>
<p>Kuru Su, stabilitesi, yüksek kesme işlemleriyle partikül boyutunun küçültülmesi ve hidrofobik dumanlı silika (temas açıları 110°‘yi aşan) kullanılarak sulu çözeltilerin daha geniş kapsüllenmesi potansiyeli üzerine yapılan araştırmalarla, önceki kozmetik ve niş kullanımlarının ötesinde yenilenmiş araştırma dikkatini çekti.</p>
<p>Bu süre, damlacık birleşmesini önlemek ve toz benzeri akışı korurken %98’e kadar su içeriği sağlamak için optimum silika nanoparçacık kaplamaları gibi temel fiziko-kimyasal parametrelerin anlaşılmasına doğru bir kaymaya işaret etti. Bu çalışmalar, gaz depolama ve kataliz alanındaki sonraki araştırmaların temelini oluşturdu; ancak ticari yayılma, 1960’lardaki ilk kozmetik kullanımıyla karşılaştırıldığında sınırlı kaldı.</p>
<p><strong>YENİ</strong> <strong>ENDÜSTRİYEL VE</strong> <strong>ÇEVRESEL KULLANIM ALANLARI</strong></p>
<p>Kuru Su, karbon yakalama ve depolama, özellikle hidrat bazlı ön yanma süreçlerinde. Sabit yataklı reaktörlerde, hidrat oluşumunu teşvik ederek CO2’nin sentez gaz karışımlarından ayrılmasını kolaylaştıran gözenekli bir yapı olarak işlev görür ve 9.0 MPa ve 274 K’da yapılan deneyler, sıvı su sistemlerine kıyasla daha fazla gaz/su teması ve daha iyi yakalama verimliliği gösterir.</p>
<p>“Kuru bazlar” olarak adlandırılan alkali varyantlar, formülasyona metal karbonatlar veya aminler ekleyerek CO2’yi kimyasal olarak emer; bu da endüstriyel ortamlarda kullanım sorunlarını azaltan sıvı emicilere toz halinde bir alternatif sunar. Endüstriyel katalizde, Kuru Su, düşük sıcaklıkta reçine kürlenmesi için nano kürleme ajanlarının sınırlı alanda üretilmesini sağlar; tozun yapısı nanopartikülleri hapsederek, polimer sentezi ve kaplamalarda uygulama için üstün aktivite ve stabiliteye sahip katalizörler ortaya çıkarır.</p>
<p>2024 yılında bildirilen bu yöntem, malzemenin aktif bileşenleri topaklanmadan dağıtma yeteneğinden yararlanarak, reaksiyon ortamları üzerinde hassas kontrol gerektiren üretim süreçlerine ölçeklendirilebilir. Kömür işleme gibi yüksek riskli sektörlerde çevre temizliği için kuru su bazlı formülasyonlar tozu engeller.</p>
<p><strong>PATLAMALARI</strong> <strong>ÖNLEYİN VE KENDİLİĞİNDEN YANMAYI KONTROL ALTINA ALIN</strong></p>
<p>Kömür hidrojenasyon ortamlarında, tutuşma anında hızla salınacak şekilde suyu kapsülleyerek patlama şiddetini azaltır; 2025 yılında yapılan çalışmalar, 20 L’lik patlama kaplarında alev hızının ve basınç artışının azaldığını göstermiştir.</p>
<p>Benzer şekilde, kömür damarlarına uygulanan silika kaplı varyantlar, sıvı akışı olmadan nem sağlayarak oksidasyon yangınlarını bastırır; geleneksel söndürücülerin drenaj nedeniyle etkisiz kaldığı yeraltı madenciliği alanındaki zorlukları giderir.</p>
<p><em>KAYNAKÇA</em><em>:</em></p>
<p><em>1-)  “</em><em>Kuru Su</em><em>” </em><em>Üretildi</em></p>
<p><em>https://www.cevremuhendisligi.org/index.php/cevre-aktuel/haberler/343-qkuru-suq</em></p>
<p><em>2-) </em><em>Kuru su</em></p>
<p><em>https://en.wikipedia.org/wiki/Dry_water</em></p>
<p><em>3-) </em><em>Kuru su</em></p>
<p><em>https://grokipedia.com/page/Dry_water</em></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Osmiyum (Osmium)</title>
		<link>https://www.sektorumdergisi.com/osmiyum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semih Çalapkulu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Apr 2026 16:08:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sektorumdergisi.com/?p=139027</guid>

					<description><![CDATA[1803 yılında, Smithson Tennant saf olmayan bir platin örneğini hidroklorik ve nitrik asit karışımı olan kral suyunda çözerken osmiyumu keşfetti. Platin çözüldükten sonra geride kalan siyah maddenin aslında indiyum ve osmiyum adlı iki yeni elementin karışımı olduğunu tespit edebildi. Osmiyum adı, koku anlamına gelen Yunanca osme kelimesinden türetilmiştir. Osmiyum, Tennant&#8217;ın birlikte çalıştığı osmiyum tetroksit olan [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>1803 yılında, Smithson Tennant saf olmayan bir platin örneğini hidroklorik ve nitrik asit karışımı olan kral suyunda çözerken osmiyumu keşfetti. Platin çözüldükten sonra geride kalan siyah maddenin aslında indiyum ve osmiyum adlı iki yeni elementin karışımı olduğunu tespit edebildi.</em></p>
<p><em>Osmiyum adı, koku anlamına gelen Yunanca osme kelimesinden türetilmiştir. Osmiyum, Tennant&#8217;ın birlikte çalıştığı osmiyum tetroksit olan bileşiğin garip kokusu nedeniyle adını almıştır.</em></p>
<p><em>Osmiyumun en önemli özelliği tüm elementler arasında en yoğun olanı olmasıdır. Aynı zamanda platin grubu metallerinden (Rutenyum, Rodyum, <a title="Paladyum" href="https://www.sektorumdergisi.com/teknolojiye-yon-veren-element-paladyum/" target="_blank" rel="noopener">Paladyum</a>, İridyum ve Platin ile birlikte) biridir ve bir geçiş metalidir.</em></p>
<p><em>Osmiyum yedi doğal olarak oluşan izotopa sahiptir. Bunlardan 6&#8217;sı kararlı kabul edilirken, 7&#8217;nci izotop olan Osmiyum 186&#8217;nın yarı ömrü 2&#215;10<sup>15</sup> yıl olup, bu da onu pratik açıdan kararlı kılar. Osmiyumun birkaç radyoaktif izotopu da mevcuttur.</em></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-139030" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/04/osmiyum-osmiumtablo.jpg" alt="" width="696" height="378" /></p>
<p>Osmiyum nadir bir elementtir ve yer kabuğunda bulunur. Osmiyum açısından zengin cevherler arasında Osmiridyum ve İridosmin bulunur; bunlardan ilki en yaygın olanıdır. Osmiyum aynı zamanda platinin tüm cevherlerinde de bulunur.</p>
<p>Saf osmiyum metali doğada bulunmaz. Osmiyumun yerkabuğundaki oranı milyonda yaklaşık 0,001 parçadır. Nadiren de olsa osmiyum, diğer platin metalleriyle doğal alaşımlar halinde bulunur: siserskitte (%80&#8217;e kadar), iridosminde, aurosmiridyumda (%25) ve az miktarda platinde. Bunun izolasyonuna yönelik işlemler, tüm platin metallerine uygulanan metalürji sanatının ayrılmaz bir parçasıdır.</p>
<p>Bilinen en büyük birincil osmiyum rezervleri arasında Güney Afrika&#8217;daki Bushveld magmatik kompleksi yer alır; ancak Rusya&#8217;daki Norilsk yakınlarındaki devasa bakır-nikel yatakları ve Kanada&#8217;daki Sudbury havzası da önemli osmiyum kaynaklarıdır.</p>
<p>Osmiyum, bilinen en yoğun elementlerden biridir. Son derece sert bir yapıya sahip olup, aşınmaya karşı dayanıklıdır. Saf osmiyum, hava ile temas ettiğinde kararlı olsa da osmiyum tetraoksit (OsO<sub>4</sub>) gibi bileşikleri toksik olabilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-139028" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/04/osmiyum-osmium4.jpg" alt="" width="696" height="378" /></p>
<p><strong><u>Temel Özellikler:</u></strong></p>
<ul>
<li>Osmiyum mavimsi beyaz renkte ve parlak bir metaldir.</li>
<li>Osmiyum çok serttir ve çok yüksek sıcaklıklarda bile kırılganlaşır.</li>
<li>Osmiyum, platin grubu metaller arasında en düşük buhar basıncına ve en yüksek erime noktasına sahip olanıdır.</li>
<li>Osmiyumun yoğunluğu iridyuma göre biraz daha fazladır, bu nedenle en ağır element olarak kabul edilir.</li>
<li>Osmiyum, ancak bu sıvılara uzun süre maruz kaldığında asitler veya kral suyu tarafından çözülebilir.</li>
<li>Metal, ısıtıldığında oksijenle reaksiyona girerek osmiyum tetroksit (OsO<sub>4</sub>) oluşturur.</li>
<li>Osmiyum tetroksit oldukça toksiktir ve osmiyumun tek önemli ticari bileşiğidir.</li>
</ul>
<p><strong><u>Uygulamalar:</u></strong></p>
<p>Nadir bulunması ve dolayısıyla pahalı olması nedeniyle osmiyumun sınırlı sayıda uygulaması vardır. Osmiyumun uygulamaları şunlardır;</p>
<ul>
<li>Osmiyum, elde edilen metale sertlik kazandırdığı için alaşım bileşeni olarak kullanılabilir. Örnek olarak platin veya indiyum verilebilir.</li>
<li>Özel laboratuvar ekipmanlarının üretiminde osmiyum ve platin alaşımları kullanılır.</li>
<li>İnce öğütülmüş osmiyum metali, örneğin hidrojen ve nitrojenin birleştirilmesiyle amonyak oluşturma sürecinde katalizör olarak kullanılabilir.</li>
<li>Osmiyum kullanılarak sert alaşımlar üretilebilir. Osmiyum alaşımları tükenmez kalem uçları, dolma kalem uçları, plak çalar iğneleri, pusula iğneleri ve elektrik kontaklarında kullanılır.</li>
<li>İlk ampul filamanlarında osmiyum kullanılıyordu. Daha sonra bunun yerini, işlenmesi daha kolay olan tungsten aldı.</li>
<li>İnert bir madde olması nedeniyle osmiyum-platin, cerrahi aletler ve kalp pilleri yapımında kullanılır.</li>
<li>Osmiyum tetroksit oldukça uçucu ve güçlü bir oksitleyicidir ve yeterli önlemler alındığı sürece kimya endüstrisinde faydalıdır.</li>
<li>Osmiyum tetroksit, biyolojik örneklerin mikroskobik inceleme için boyanmasında ve parmak izi tespitinde kullanılır.</li>
</ul>
<p><strong>Osmiyum Üretimi: </strong>Osmiyum konsantreleri, nikel ve bakır madenciliğinin yan ürünü olarak veya alternatif olarak platin metalinin cevherlerinden ayrıştırılması sırasında elde edilir. Osmiyum daha sonra uçucu Osmiyum tetroksit OsO<sub>4</sub> elde etmek için damıtma veya organik çözücü ekstraksiyonu ile diğer platin grubu metallerden ayrılır ve daha sonra KOH kullanılarak toplanır ve çökeltilir. Elde edilen tuz indirgenir ve kavrulur; böylece ince bir osmiyum tozu elde edilir.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-139031" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/04/osmiyum-osmium3-1.jpg" alt="" width="696" height="378" /></p>
<p><strong>Kullanım Alanları ve Toksisite: </strong>Osmiyumun oksit hali olan &#8220;osmiyum tetraoksit&#8221; (OsO<sub>4</sub>​), çok zehirli bir maddedir. Diğer adı &#8220;osmik asit&#8221;tir. Uçucu ve zehirli buharlar verir. Havada çok küçük miktarda osmiyum tetraoksit bulunması bile solunum yolları, cilt ve gözde tahrişlere yol açar. Çok keskin, kötü ve ağır bir kokusu vardır.</p>
<p>Parmak izi tespitinde kullanılan bir maddedir. Kuvvetli bir oksidandır. Yağları tutarak biyolojik zarların onarılmasını sağlar. Elektrik kontakları, dokuma boyacılığı gibi alanlarda da kullanımı yaygındır. Aynı zamanda kristalimsi bir katı olan güçlü bir oksitleyici ajanıdır. Organik madde sentezlerinde de kullanılır. Mısırözü yağı gibi poli-doymamış bitkisel yağlarla nispeten atıl bileşiklere hızla indirgenir.</p>
<p>Osmiyum tetraoksit insan derisi için güçlü bir iritandır. Deri ile teması ile dermatitler yapabilmektedir. Diğer metaller ile birlikte antimikrobiyal olarak kullanılmaktadır.</p>
<p>Osmiyum tetroksit, OsO<sub>4</sub>, oldukça toksiktir. Havadaki 10<sup>-7</sup> g/m<sup>3</sup> kadar düşük konsantrasyonları; akciğer tıkanıklığına, cilt ve göz hasarına neden olabilir. Özellikle oksit hali, yalnızca uygun niteliklere sahip bir kimyager tarafından kullanılmalıdır. Osmiyum tetroksit, buharının ve aerosolünün solunması veya yutulması ile vücuda geçebilir.</p>
<p><strong>Uygulama Alanları: </strong>Osmiyum metalinin çok az kullanımı vardır. Bazen platin ve indiyumu  daha sert hale getirmek için alaşımlarına eklenir. Örneğin en iyi kalem uçlarını elde edilebilmek için osmiyum-platin alaşımları kullanılır.  Osmiyum-platin alaşımı saf platinden daha serttir. Bazı osmiyum ve platin alaşımları da özel laboratuar ekipmanı yapmak için kullanılır.</p>
<p>İnce bölünmüş osmiyum metali katalizör olarak kullanılır. Katalizör, bir kimyasal reaksiyonu hızlandırmak veya yavaşlatmak için kullanılan bir maddedir. Katalizör, reaksiyon sırasında herhangi bir değişikliğe uğramaz. Birleşik hidrojen ve nitrojenden amonyak yapma tepkimesinde bir katalizör olarak osmiyum kullanır.</p>
<ul>
<li>Mücevherat: Son yıllarda yatırımcılar ve koleksiyonerler için nadir ve değerli bir metal olarak tercih edilmektedir.</li>
<li>Tıp: Kalp pilleri ve bazı tıbbi cihazlarda osmiyum alaşımları kullanılmaktadır.</li>
<li>Elektronik: Yüksek dayanıklılığı sayesinde bazı elektrik kontaklarında ve kalıcı mıknatıs üretiminde kullanılır.</li>
<li>Kimya Endüstrisi: Katalizör olarak bazı kimyasal reaksiyonlarda görev alır.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal Yeşil Bina Sertifikası Yes-Tr</title>
		<link>https://www.sektorumdergisi.com/ulusal-yesil-bina-sertifikasi-yes-tr/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semih Çalapkulu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 22:06:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sektorumdergisi.com/?p=138845</guid>

					<description><![CDATA[Ulusal Yeşil Bina Sertifikası (YeS-TR), oluşturucusu ve geliştiricisi olan T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “Ulusal Yeşil Sertifika Sistemi” olarak tanımlanmıştır. YeS-TR “Yeşil Sertifika Sistemi” kelimelerinin kısaltması olarak belirlenmiştir. Ulusal Yeşil Sertifika Sistemi; Doğayla uyumlu, yapının arazi seçiminden yıkımına kadar yaşam döngüsü çerçevesinde değerlendirilen, iklim verilerine ve yöreye uygun, ihtiyacı kadar enerji ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ulusal Yeşil Bina Sertifikası (YeS-TR), oluşturucusu ve geliştiricisi olan T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “Ulusal Yeşil Sertifika Sistemi” olarak tanımlanmıştır. YeS-TR “Yeşil Sertifika Sistemi” kelimelerinin kısaltması olarak belirlenmiştir.</p>
<p>Ulusal Yeşil Sertifika Sistemi; Doğayla uyumlu, yapının arazi seçiminden yıkımına kadar yaşam döngüsü çerçevesinde değerlendirilen, iklim verilerine ve yöreye uygun, ihtiyacı kadar enerji ve su tüketen, yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan, bütüncül bir yaklaşımla tasarlanan bina ve yerleşmelerin değerlendirilmesi ve sertifikalandırılması amacıyla milli imkanlarla oluşturulan sertifikalandırma sürecidir.</p>
<p>Yaşam döngüsü boyunca sürdürülebilir, enerji verimli ve çevreye olumsuz etkileri minimalize edilmiş olan bina ve yerleşmelerin teknik özelliklerinin ve gereksinimlerinin belirli değerlendirilmeler sonrasında sertifikalandırılmasına Yeşil Bina Sertifikası veya kısaca Yeşil Sertifika (YeS-TR) denilmektedir.</p>
<p>Uluslararası geçerlilikleri olan pek çok yeşil bina sertifika çeşidi bulunmaktadır. Örneğin Türkiye ve neredeyse tüm dünyada geçerli olan Leed, Green Globe, Green Star gibi çeşitli sertifikalar bulunmaktadır.</p>
<p>Türkiye  bu ihtiyacı gidermek için 6’sı uluslararası ve 2’si ulusal sertifika kapsamında olmak üzere YeS-TR sertifikasyonunu oluşturmuştur.</p>
<p>Ulusal yeşil sertifika sistemi olan YeS-TR sertifikasyon sürecinin online olarak yürütülmesini sağlayan bir sistemdir. Bilgi ve belge girişi, inceleme ve değerlendirme aşamalarının ardından onay ve sertifikalandırma ile son bulan bir sertifikasyon süreci bulunmaktadır.</p>
<p>12 Haziran 2022 Binalar ile Yerleşmeler İçin Yeşil Sertifika Yönetmeliği yayımlanarak YeS-TR sertifikasyonu için binalar ve yerleşmeler adına kılavuz yayımlanmıştır.</p>
<p>Yeşil binalar; bir binanın yaşam döngüsü boyunca çevreyle uyumlu olması ve doğal kaynakları verimli kullanmasını ifade eder.</p>
<p>Proje aşamasında; yükleniciler, mimarlar, mühendisler, uygulamacılar ve müşterinin yakın işbirliğini gerektirir.</p>
<p>Yeşil binalar arazi seçiminden, yaşam tarzı değerlendirmesi çerçevesinde oluşturulan, bulunduğu tabiata uygun standartlarda tasarlanan ve enerji ihtiyaçlarında tasarruflu, yenilenebilir özellikte, çevre dostu malzemeler ile yapılan binalardır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-138847" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/03/ulusal-yesil-bina-sertifikasi-yes-tr1.jpg" alt="" width="1372" height="756" srcset="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/03/ulusal-yesil-bina-sertifikasi-yes-tr1.jpg 1372w, https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/03/ulusal-yesil-bina-sertifikasi-yes-tr1-768x423.jpg 768w, https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/03/ulusal-yesil-bina-sertifikasi-yes-tr1-762x420.jpg 762w, https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/03/ulusal-yesil-bina-sertifikasi-yes-tr1-696x385.jpg 696w, https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/03/ulusal-yesil-bina-sertifikasi-yes-tr1-1068x588.jpg 1068w" sizes="auto, (max-width: 1372px) 100vw, 1372px" /></p>
<p>Ayrıca bu binalar su verimliliği sağlayan çevreci yapılar olmasının yanı sıra, ekonomi ve sağlık açısından da avantajlı binalardır.</p>
<p>Yeşil Bina Tasarımı; Yeşil binalar doğal çevre ile uyumlu bir yapıda olmalıdır. Yapım aşamasında hafriyatın minimum seviyede tutulması ve atık malzeme kullanılmasına dikkat edilmelidir.</p>
<p>Çatı yapısının yeşil olmasına dikkat edilmeli. Yalıtım sistemi tasarımı enerji tasarrufu ve ses yalıtımını koruyucu düzeyde olmasına dikkat edilmelidir. Bunların yanı sıra ısıtma, soğutma ve havalandırma sistemlerinde, etkili çözümler ortaya çıkartılması, güneş enerjisinin kullanılması gerekmektedir. Peyzaj tasarımı az su tüketen bitki ve ağaçlardan oluşturulmalıdır.</p>
<p><strong>Yeşil binaların diğer binalardan farkı nedir?</strong></p>
<p>Günümüzde yapı sektörü karbon ayak izi artışında diğer sektörlerin önüne geçmiştir. Doğal kaynakların üçte birini kullanan bu sektör taze suyun %12’sini kullanırken, toplam katı atığın %40’ından sorumludur.Yeşil binalar, yapılı çevrenin insan sağlığı ve doğal çevre üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirecek şekilde tasarlanır, işletilir ve sonlandırılır.</p>
<p>Bu da, enerjinin, suyun ve diğer kaynakların etkin kullanımı, kullanıcıların sağlığının korunması ve çalışanların verimliliğinin arttırılması; atık, kirlilik ve çevresel bozulmanın azaltılması anlamına gelir.</p>
<p>Yeşil binalar üzerinde yapılan araştırmalar, binaların bu şekilde tasarlanması ve işletilmesi durumunda, geleneksel yöntemlerle tasarlanmış ve işletilen ortalama binalara göre enerji kullanımında %24 ile %50 arasında, CO2 emisyonlarında %33 ile %39 arasında, su tüketiminde %30 ile %50 arasında, katı atık miktarında %70 oranında, bakım maliyetlerinde ise %13  oranında azaltım sağlanabileceğini göstermektedir.</p>
<p>Amerikan Yeşil Bina Konseyi (United States Green Building Council, USGBC), bir yeşil binanın ortalama %32 daha az elektrik kullanarak yılda 350 metrik ton CO2 emisyonunun önüne geçtiğini yayınlamıştır.</p>
<p>Binaların enerji ve kaynak kullanımında ve atık ve emisyon üretimindeki payı göz önünde bulundurulduğunda, bu tasarrufların ne kadar önemli olduğu anlaşılabilir. Üstelik yeni bina ihtiyacı sürekli artmaktadır ve yapı sektörünün etkisinin mevcut hale göre daha da artması beklenmektedir.</p>
<p>USGBC önümüzdeki 25 yıl içinde binalardan kaynaklanan CO2 emisyonlarının, yılda %1,8‘lik bir oranla diğer sektörlere göre çok daha hızlı bir artış göstermesini öngörmektedir. Binaların çevresel etkilerinin azaltılması ve yeşil binaların tasarlanması için bu tür binaların detaylı tanımlarının yapılması gerekir.</p>
<p>Ancak bu şekilde ortalama bina ve daha yüksek performanslı binalardan bahsedilebilir ve binaların performanslarının daha da yükseltilebilmesi için izlenmesi gereken yol haritası oluşturulabilir.</p>
<p>Binaların yeşil olarak tanımlanabilmesi için; sürdürülebilir arazi planlaması, su ve enerji, ekolojik malzeme kullanımı, iç ortam hava kalitesi, kullanıcı sağlığı ve konforu, ulaşım ve atıkların kontrolü, akustik ve kirlilik gibi alanlarda belli standartları karşılaması gerekir.</p>
<p>Bu konular altında kaynakların verimli kullanılması, binanın tasarım ve inşaat sürecinde çevreye etkisinin azaltılması amaçlanır.</p>
<p><strong>Yes-Tr Yeşil Sertifika Aşamaları</strong></p>
<p>YeS-TR Yeşil Sertifika süreci, projenizin sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği standartlarına uygunluğunu sağlamak amacıyla belirli adımları takip eder. İlk olarak, Yeşil Sertifika Uzmanı (YESU) ile sözleşme imzalanır.</p>
<p>Bu sözleşme ile birlikte, YeS-TR sisteminde kayıt açılır ve proje bilgileri sisteme girilir. Ardından, yetkili değerlendirme kuruluşu olan Türkiye Çevre Ajansı tarafından sisteme yüklenen belgeler değerlendirilir. Tüm gerekliliklerin yerine getirilmesi durumunda, proje Yeşil Sertifika almaya hak kazanır.</p>
<p>Bu süreç, projelerin çevresel sürdürülebilirliğini belgeleyerek enerji verimliliği ve çevre dostu yaklaşımlarını doğrular.</p>
<p><strong>Yes-Tr Sertifikasyon Süreci</strong></p>
<p>YeS-TR Sertifikasyon süreci, projenizin sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği standartlarına uygunluğunu sağlamak ve tescillemek amacıyla belirlenmiş 6 aşamadan oluşur:</p>
<p>Proje Planlama: İlgili disiplinleri içeren proje ekibinin oluşturulması ve Yeşil Sertifika Uzmanı’nın sürece dahil edilmesi.</p>
<p>Bütünleşik Tasarım: Disiplinler arası paydaş katılımı, enerji ve su analizlerinin yapılması, görsel, işitsel ve ısıl konforun sağlanması, hava kalitesi ve yangın emniyetinin artırılması.</p>
<p>Doküman Hazırlığı: Sözleşme, şartnameler, uygulama projeleri ve malzeme seçimlerine ait belgelerin hazırlanması.</p>
<p>İnşaat Süreci: Şantiye alanına güvenli erişim, şantiye gürültüsünün kontrol altına alınması, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin sağlanması, enerji ve su tüketiminin kontrolü ve atıkların çevreye zarar vermeden yönetilmesi.</p>
<p>Kontrol, İşletmeye Alma ve Kabul: Isıtma, su dağıtım, aydınlatma, havalandırma, soğutma, yangından korunma (algılama, söndürme) ve otomatik kontrol sistemlerinin işletmeye alma süreçlerinin tanımlanması ve yönetecek ekibin belirlenmesi.</p>
<p>Sertifika Başvurusu: Başvuru dosyasının Yeşil Sertifika Uzmanı tarafından hazırlanması, YeS-TR sistemi üzerinden bilgi girişinin yapılması ve Yeşil Sertifika Değerlendirme Kuruluşu’na iletilmesi, ardından değerlendirmenin yapılarak onaylanması ve sertifikalandırılması.</p>
<p><strong>Sertifika seviyeleri:</strong></p>
<p>YeS-TR 4 farklı seviyede sertifikaya sahiptir.<br />
Herhangi bir seviyede sertifikaya ulaşabilmek için tüm zorunlu kriterler sağlanmalı ve her ana modül için değerlendirme kulavuzu içerisinde belirtilen ağırlıklı kredi elde edilmelidir. Geçer seviye için en az 32 ağırlıklı krediye ulaşılması gerekmektedir. Diğer seviyeler ise en az İyi; 40, Çok İyi; 55, Ulusal Üstünlük; 75 kredidir.</p>
<p><strong>Neden yeşil sertifika:</strong></p>
<p>Dünyada giderek yaygınlaşan gönüllülük esasına dayanan Yeşil Bina uygulamaları enerji verimliliği ve çevrenin korunması açısından önemli bir adımdır.</p>
<p>Sertifikalandırma ile çevreye daha az zarar veren, enerjiyi en verimli şekilde kullanan, atığını değerlendiren yeşil alan ve sosyal donatısı sağlanmış, üst seviyede ses yalıtımı olan, ulaşım planlaması yapılmış bina ve yerleşmeler oluşturulması hedeflenmiştir.</p>
<p>Yeşil Sertifika sahibi binaların ve yerleşmelerin marka değerlerinin artması ve emsal binalar olarak klasik yapılaşmamıza göre ön plana çıkmaları da önemli kazanımlardandır. Çevre ile uyum içinde yapılanmış, daha iyi bir yaşam kalitesi sunan bu binaların yaygınlaşması yaşam alanlarımızın sürdürülebilirliğini artırarak ulusal ve uluslararası ölçekte prestijli, marka şehirler oluşturabilmemizi sağlama potansiyeline sahiptir.</p>
<p>Yeşil Sertifika sürecinde binalar, Bütünleşik Bina Tasarım, Yapım ve Yönetimi, Yapı Malzemesi ve Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi, İç Ortam Kalitesi, Enerji Kullanımı ve Verimliliği, Su ve Atık Yönetimi başlıklarında kapsamlı olarak değerlendirilir</p>
<p><strong>Diğer yeşil bina sertifikaları ile farklar ve benzerlikler:</strong></p>
<p>Her sertifikasyon sistemi kendisine özgüdür. Genellikle oluşturuldukları ülkeye uygun olarak hazırlanan sertifikasyon sistemleri zaman içerisinde tüm bölgelerde uygulanabilir olacak şekilde güncellenmektedir.</p>
<p>YeS TR ve diğer sertifikalar arasında büyük benzerlikler bulunsa da, henüz yeni sayılabilecek YeS-TR Yeşil Sertifika bilinirlik açısından dezavantajlı konumdadır.</p>
<p>LEED; Amerikan menşeli LEED sertifikası ile birçok kriterde benzerlik gösterir, ancak değerlendirme metodolojisinde farklılıklar vardır. YeS-TR ulusal sertifikasyon sistemi olarak yurt dışında bilinirliği bulunmamaktadır. LEED sertifikası uluslararası olarak bilinirliği en yüksek sertifikadır. Teşviklerden yararlanmak açısından YeS-TR daha uygun olabilir.</p>
<p>BREEAM; İngiltere menşeli BREEAM ile benzer amaçları paylaşır, ancak yerel koşullara daha uygun kriterler içerir. YeS-TR ulusal sertifikasyon sistemi olarak yurt dışında bilinirliği bulunmamaktadır. BREEAM sertifikası uluslararası olarak bilinirliği en yüksek sertifikalardan birisidir. Teşviklerden yararlanmak açısından YeS-TR daha uygun olabilir.</p>
<p>EDGE; IFC tarafından sürdürülebilir yapı sertifikasına daha kolay ulaşım amacıyla geliştirilen EDGE sertifikası, diğer sertifikalardan maliyet ve kriterlerin içeriği açısından ayrışmaktadır. Enerjide, suda ve kullanılan malzemelerin gömülü enerjisinde tasarruf hedeflenmektedir. EDGE sertifikası uluslararası olarak YeS-TR’ye göre daha bilinir olsa da Avrupa ve Amerika’da bilinirliği diğer sertifikalara göre daha azdır. Maliyeti YeS-TR’ye göre daha azdır.</p>
<p><strong>Yeşil bina tarihçesi: </strong></p>
<p>1990 yılında İngiltere’de ortaya çıkan Breeam (Building Research Establishment Environmental Assessment Method)  yeşil bina sistemi ile gelişen çalışmalar Amerika’da Leed Yeşil  Bina Sistemi (Leadership In Energy and Environmental Design) doğuşuyla devam etti.</p>
<p>1998 yıllarına gelindiğinde ise gelişmiş ülkeler sürdürülebilir ve yeşil binalar konusunda bir araya gelerek yeşil bina sertifikası süreçlerini tekrar gözden geçirmeye karar verdiler ve LLSBE (International Initiative For Sustainable Built environment) kurdular.</p>
<p>Bu şekilde büyüyen süreç gelişmeye devam etti. 2003 yıllarda yeşil bina sertifikası adına Greenstar, 2004 de Japonya’da Casbee, Almanya’da ise DGNB kurularak yeşil bina kriterleri değerlendirildi ve ülkelerin kendilerine özel kriterleri oluşturuldu.</p>
<p><strong>Yönetmelik Güncellemeleri</strong></p>
<p>Yeşil Sertifika Yönetmeliği güncellenerek Yönetmelikte uzmanlık yetkisi ve sertifikasyon şartlarına yönelik çeşitli değişiklikler yapıldı. Ayrıca Binalar ile Yerleşmeler İçin Yeşil Sertifika Yönetmeliği‘nde değişiklik yapıldı. Resmî Gazete’nin 2 Aralık 2025 tarihli 33095 sayısında yayımlanan değişiklik ile Yeşil Sertifika Uzmanlık Yetkisi’nin geçerlilik süresi on yıldan beş yıla indirilirken, sınav sisteminde de değişiklik yapıldı. Yönetmeliğin yayım tarihinden önce sertifika uzmanlık yetkisi alanların yetkileri on yıl olacak iken, bu sürenin sonunda ise tekrar eğitim alarak sınava girmeleri gerekecek.</p>
<p>Bununla birlikte yönetmeliğin Ek-3 bölümünde yapılan değişikliğe göre Yeşil Sertifika Uzmanı (YESU) olmak için eğitici kuruluşlar tarafından verilen eğitimlere katılan adayların eğitimin ardından düzenlenecek sınavlara sadece iki kere girme hakları olacak.</p>
<p>Her iki sınavda da başarısız olan adayların, tekrar sınava girme hakları ancak bu eğitimi bir kez daha almaları sonrasında mümkün olacak. Bununla birlikte yönetmeliğin Ek-1 ve Ek-2 bölümlerinde yapılan güncellemeler ile Yeşil Bina Sertifikasyonuna ilişkin çeşitli değişiklikler yapıldı.</p>
<p>Bu değişiklikler arasında binalarda yenilenebilir enerji kullanımın için sağlanacak kredi miktarının 15’den 10’a düşürülmesi ile verimli su kullanımına uygun armatör ve donatıların seçilmesinde sağlanacak kredi miktarının yükseltilmesi de yer aldı.</p>
<p>Yağmur suyu hasadı konusunda da yapılan bir değişiklik ile binaların su depolarının hacminin belirlenirken, yıllık toplam yağmur suyu hasadının asgari olarak % 6’sının karşılanması şartı getirildi.</p>
<p>Spor, kültür, sanat ve eğlence gibi faaliyetlerinin yapılacağı açık alanlarda, tütün ürünlerinin kullanımının engellenmesi halinde ek kredi sağlanması için şart, bu yerlerin seyir alanları için %50 olarak belirlenen asgari oran kaldırılarak, bu alanların tamamına genişletildi.</p>
<p>Çeşitli alanlarda Yeşil Sertifika Başvuru Dosyası hazırlanması için belirli teknik alanlarda lisans eğitimi görmüş olma şartı kaldırılarak, dört yıllık lisans eğitimi bulunan tüm üniversite mezunlarının bu işlemi yapmalarına imkan sağlandı.</p>
<p>Özetle, çevreye daha az zarar veren, enerjiyi en verimli şekilde kullanan, atığını değerlendiren, yeşil alan ve ulaşım planlaması yapılmış binalar Yeşil Sertifika alma hakkı kazanmakta ve bu olgu ise 21.yüzyıl şehirleri için çok kıymetli bir hedef olarak karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>KAYNAKÇA:</p>
<p>1-) Ulusal Yeşil Bina Sertifikası YeS-TR</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="hR9cbljdny"><p><a href="https://www.yes-tr.com/" target="_blank" rel="noopener">Anasayfa</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Anasayfa&#8221; &#8212; YeS-TR Ulusal Yeşil Bina Sertifikası" src="https://www.yes-tr.com/embed/#?secret=LoIwDWosyC#?secret=hR9cbljdny" data-secret="hR9cbljdny" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p>2-) Yeşil Binalar</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="u4OyuDL5Av"><p><a href="https://www.mechanic.com.tr/yesil-binalar/" target="_blank" rel="noopener">YEŞİL BİNALAR</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;YEŞİL BİNALAR&#8221; &#8212; Mechanic Dergisi" src="https://www.mechanic.com.tr/yesil-binalar/embed/#?secret=liZv6m8FLK#?secret=u4OyuDL5Av" data-secret="u4OyuDL5Av" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p>3-) Yeşil Sertifika</p>
<p>https://www.tuca.gov.tr/yesil-sertifika/</p>
<p>4-) Yeşil Sertifika (YeS-TR)</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="W93xYNYHYr"><p><a href="https://sustainablefuture.com.tr/yesil-sertifika-yestr/" target="_blank" rel="noopener">YEŞİL SERTİFİKA (YeS-TR)</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;&lt;h1&gt;YEŞİL SERTİFİKA (YeS-TR)&lt;/h1&gt;&#8221; &#8212; Sustainable Future" src="https://sustainablefuture.com.tr/yesil-sertifika-yestr/embed/#?secret=yYbyuFX06e#?secret=W93xYNYHYr" data-secret="W93xYNYHYr" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p>5-) Enerji Tasarrufu ve Sürdürülebilirlik İçin Yeşil Bina ile Yeşil Çatı Uygulamaları Önem Kazanıyor</p>
<p>https://neu.edu.tr/enerji-tasarrufu-ve-surdurulebilirlik-icin-yesil-bina-ile-yesil-cati-uygulamalari-onem-kazaniyor/</p>
<p>6-) Yeşil Sertifika Yönetmeliği güncellendi</p>
<blockquote class="wp-embedded-content" data-secret="UfxGmEqFbA"><p><a href="https://yesilekonomi.com/yesil-sertifika-yonetmeligi-guncellendi/" target="_blank" rel="noopener">Yeşil Sertifika Yönetmeliği güncellendi</a></p></blockquote>
<p><iframe loading="lazy" class="wp-embedded-content" sandbox="allow-scripts" security="restricted"  title="&#8220;Yeşil Sertifika Yönetmeliği güncellendi&#8221; &#8212; Yeşil Ekonomi" src="https://yesilekonomi.com/yesil-sertifika-yonetmeligi-guncellendi/embed/#?secret=7QlkeWqwv4#?secret=UfxGmEqFbA" data-secret="UfxGmEqFbA" width="600" height="338" frameborder="0" marginwidth="0" marginheight="0" scrolling="no"></iframe></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GALYUM (GALLIUM)</title>
		<link>https://www.sektorumdergisi.com/galyum-gallium/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Semih Çalapkulu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 17:24:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sektorumdergisi.com/?p=138460</guid>

					<description><![CDATA[Adını Latincede “Fransa” anlamına gelen Galya kelimesinden alır. Aynı zamanda elementin kâşifi Paul-Émile Lecoq de Boisbaudran’ın adında bulunan lecoq sözcüğü Fransızcada “horoz” anlamına gelir ve horozun Latince karşılığı gallus’tur. Bu bakımdan galyum adı hem kâşifin adı hem de ana vatanı ile ilgilidir. Galyum; cıva, kalay ve gümüş gibi metallere benzeyen, ilginç özellikleri olan bor grubu elementlerinden biridir. Galyum, kimyasal sembolü [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Adını Latincede “Fransa” anlamına gelen Galya kelimesinden alır. Aynı zamanda elementin kâşifi Paul-Émile Lecoq de Boisbaudran’ın adında bulunan lecoq sözcüğü Fransızcada “horoz” anlamına gelir ve horozun Latince karşılığı gallus’tur. Bu bakımdan galyum adı hem kâşifin adı hem de ana vatanı ile ilgilidir.</p>
<p>Galyum; cıva, kalay ve gümüş gibi metallere benzeyen, ilginç özellikleri olan bor grubu elementlerinden biridir.</p>
<p>Galyum, kimyasal sembolü Ga, atom numarası 31 olan kimyasal elementtir. Oda sıcaklığında katı halde bulunur, yine oda sıcaklığında insan ile temasında erir. Boksit ve çinkonun saflaştırılması sırasında alüminyumla beraber elde edilir. En çok kullanılan bileşikleri galyum nitrit ve galyum arseniktir. Yarı iletkenlerin yapımında ve kızılötesi alıcılarında kullanılır. Zehirli değildir.</p>
<p>Galyum arsenür (GaAs) yarı iletken özellikte bir malzemedir ve elektronik endüstrisinde kullanılır. Mars keşif aracındaki güneş panellerinde galyum arsenür vardır. Pek çok yarı iletkenin önemli bir bileşenidir. Aydınlatma endüstrisinde elektriği ışığa dönüştürebildiğinden LED’lerde  kullanılır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-138462" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/02/semih3.jpg" alt="" width="696" height="378" /></p>
<p>Galyum nitrür de yarı iletken özellikte bir malzemedir. Blu-ray (mavi ışın) teknolojisinde, cep telefonlarında, mavi ve yeşil Led lambalarda ve dokunmatik yüzeylerdeki basınç algılayıcılarda kullanılır. Metallerin çoğu ile alaşım yapabilir. Özellikle erime sıcaklığı düşük alaşımlarda kullanılır.</p>
<ul>
<li>Önemli İzotopları:<sup> 69</sup>Ga</li>
<li>Elektron Dizilimi: [Ar]3d<sup>10</sup>4s<sup>2</sup>4p<sup>1</sup></li>
<li>Yoğunluk (g/cm3): 5,91</li>
<li>Atom Yarıçapı (A): 1.87</li>
<li>Elektron İlgisi (kj/mol): 41,49</li>
<li>Oda Sıcaklığındaki Hali: Katı</li>
<li>Erime Noktası (<sup>0</sup>C): 29,7646</li>
<li>Kaynama Noktası (<sup>0</sup>C): 2229</li>
<li>ElektroNegatiflik: 1,81</li>
<li>Keşif Yılı: 1875</li>
</ul>
<p>Galyum metali doğada saf halde bulunmaz ancak çok kolay elde edilir. Saf bir galyum, parlak, gümüş renkli cam parçalarına benzer. Metal konteynerlarda ya da cam konteynerlarda dondurularak depo edilir.  Doğada %60.11 oranında 69Ga izotopu, %39.89 oranında 71Ga izotopu bulunur.</p>
<p>Galyumu ilk kez 1875’te keşfeden isim Fransız Paul Emile Lecog de Boisbaudran, ona direkt kendi ismini vermek yerine bir kelime oyunuyla dolaylı yoldan atıf yaparak, Fransa’nın Latince ismi olan “Gallia”ya atfen “Galyum” ismini kullanmıştır ki soyadı olan “Lecog”un Latincesi de “horoz” anlamındaki “Gallus”tur. Yani galyumda hem kâşifinin ismine, hem de Fransa’nın antik bir haritasındaki gümüşî metalik renkte bir horoz simgesine gönderme vardır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-138463" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/02/semih2-1.jpg" alt="" width="696" height="378" /></p>
<p>Bosibaudran, ilk etapta 430 kilogram çinko cevherinden 0.65 gram galyum elde etti. Galyumun hidroksitini, potasyum hidroksit çözeltisinde elektroliz ederek galyumu izole eden Boisbaudran, alüminyumla benzerliklerini ortaya koyarak aynı yıl içinde Fransız Bilimler Akademisi’nde keşfini ilan etti.</p>
<p>Ancak Boisbaudran’ın fark edemediği bir boşluğu galyumun keşfinden 4 yıl önce Rus kimyager Dimitri Mendeleyev doldurmuştu. Mendeleyev, 1871 yılında oluşturulan periyodik element tablosundaki boşluklara dayanarak alüminyuma benzeyen ve henüz keşfedilmemiş, galyumun özelliklerini taşıyan bir elementin varlığından bahsetti.</p>
<p>Mendeleyev, periyodik tabloda alüminyumun altında bir element olabileceğini öngördü. Hatta bu elementin adını “ekaalüminyum” olarak önerdi. Bu boşluğun doldurulması 4 yıl sonra Boisbaudran’ın galyumu keşfi ile gerçekleşti ve Mendeleyev, galyumun tablodaki yerini belirledi.</p>
<p><strong>GALYUM KULLANILAN YERLER</strong></p>
<p>Elektronik cihazlar: Galyum metali, elektronik cihazların bileşenleri olarak kullanılır. Örneğin, telefonlar ve bilgisayarlar galyum metali içeren bataryalar ve kapasitörlerle donatılır.</p>
<p>Optik fiberler: Galyum metali, optik fiberlerin üzerine kaplandığında, ışık sinyallerinin daha iyi iletimini sağlar.</p>
<p>İlaç üretimi: Galyum metali, bazı ilaçların üretiminde katalizör olarak kullanılır.Güneş paneli panelleri: Galyum metali, güneş paneli panellerinin yapısında kullanılır ve bu panellerin daha etkili olmasını sağlar.</p>
<p>Astrobilim: Galyum metali, uzay aracı parçalarının üretiminde kullanılır. Örneğin, uzay aracının gövdesinde galyum metali kullanılır, bu da aracın ağırlığını azaltır ve daha dayanıklı hale getirir.</p>
<p>Galyum, geçiş sonrası metaller olarak bilinen elementler grubunun bir üyesidir ve oda sıcaklığında veya oda sıcaklığında sıvı olan yalnızca beş elementten biridir.</p>
<p>Galyum çok reaktif bir metaldir ve hava veya nem ile reaksiyona girmesini önlemek için inert bir gazla kapatılmış bir kapta saklanmalıdır. Su ile temas ettiğinde, oldukça yakıcı olan ve cilt tahrişine neden olabilen galyum hidroksit oluşturur. Gallium’un erime sıcaklığı 29.76°C, kaynama sıcaklığı ise 2204°C’dir.<u><sup> </sup></u></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-138464" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2026/02/semih.jpg" alt="" width="696" height="378" /></p>
<p><strong>Galyum Arsenit Wafer Avantajları:</strong></p>
<ul>
<li>Yüksek hız ve frekans performansı.</li>
<li>Geniş bir optik spektrumda çalışabilme.</li>
<li>Radyasyona dayanıklılık ve enerji verimliliği.</li>
</ul>
<p><strong>Galyum Arsenit Wafer Avantajları:</strong></p>
<ul>
<li>Yüksek Maliyet: Galyum arsenit üretimi, silikona kıyasla daha maliyetlidir.</li>
<li>Çevresel Etkiler: Arsenik içermesi nedeniyle çevresel ve sağlık açısından dikkat gerektirir.</li>
<li>Sınırlı Tedarik: Galyumun sınırlı bulunabilirliği üretimi etkileyebilir.</li>
</ul>
<p>Bir galyum parçasını elinize aldığınızda hemen erir ve cıva gibi olur. Zehirsiz olduğu için cıva ile yapılamayan şakalar için rahatlıkla kullanabilirsiniz. Yutmadığınız sürece insan vücuduna zararı olmayan galyum, birçok metalle adeta savaşıyor. Alüminyum başta olmak üzere bazı metalleri kırılganlaştıran özelliğiyle dikkat çekiyor. İnternet dünyasında meşhur “alüminyum eritme” videolarının baş aktörü olan galyum, sihirbazların eğip büktüğü materyallerin de hammaddesi aynı zamanda…</p>
<p><strong>KİMYASAL ÖZELLİKLERİ </strong></p>
<p>Galyum; kimyasal simgesi “Ga”, atom numarası 31, kütle numarası 69,723 olan bir elementtir. Erime noktası 29.8°C, kaynama noktası 2204°C dir. 4. periyot elementleri arasında zayıf ve ağır metallerden bor grubunda yer alır. Aynı grupta bor, alüminyum, indiyum ve talyum gibi elementler bulunuyor. Gümüşî beyaz, mavimsi ve kırılgan bir yapısı vardır.</p>
<p>Alüminyuma çok yakın benzerlikler gösterir. Saf galyum, parlak gümüş renkli cam parçacıklarına benzer. Kristal yapısı ortokubiktir. Herhangi bir metalin en geniş sıvı aralığına sahiptir. Yüksek sıcaklıklarda bile düşük buhar basıncına sahiptir. Elektrik iletkenliği kurşundan azdır. Bıçakla kesilebilecek kadar yumuşaktır. Erimiş galyum, kalay ya da gümüşe benzer.</p>
<p>Birçok metalle kolayca bileşik oluşturabilir. Özellikle düşük sıcaklıklarda erime özelliği bulunan alaşımların yapıtaşıdır. Ticari olarak genellikle alüminyum ve çinkonun bir yan ürün olan galyumun en çok kullanılan bileşikleri galyum nitrit ve galyum arsenittir. Kuru havada kararlı olan galyumun yüzeyi, nemli havada veya oksijenli ortamlarda donuklaşır.</p>
<p>Alkalilerle tepkimesinde hidrojen açığa çıkar.Doğada saf olarak bulunmaz. Minerallerden elde edilmesi kolaydır. En önemli galyum kaynağı, %0.7 oranında galyum içeren germanittir. Diaspore, sfalerit, germanyum, boksit ve kömür mineralleri galyum içerir. Çinko blendler, alüminyum killer, krom ve mangan filizlerinde düşük oranlarda galyum içeriği vardır.</p>
<p>Boksit ve çinkonun saflaştırılması sırasında alüminyumla birlikte elde edilebilir. Metal potasyum hidroksit içinde, hidroksit çözeltisinin elektrolizi ile elde edilebilir. Tuzların elektrolizi ile metalik galyum elde edilir.</p>
<p>Galyum, doğada iki kararlı izotopun karışımı halinde bulunur. Bu izotoplardan “Galyum-69” %60.4, “Galyum-71” ise %9.6 oranında galyum içerir. Galyumun radyoaktif izotopları da vardır. “Galyum-67”, “Galyum-68” ve “Galyum-72” izotopları kanser araştırmalarında kullanılan maddelerdir.</p>
<p><strong>GELECEKTEKİ POTANSİYEL</strong></p>
<p>Galyum arsenit wafer, özellikle 5G teknolojisi, yenilenebilir enerji ve ileri optoelektronik cihazlarda kritik bir rol oynamaktadır. Üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve geri dönüşüm yöntemlerinin geliştirilmesi, bu malzemenin daha yaygın bir şekilde kullanılmasını sağlayacaktır.</p>
<p><strong>GALYUMLA İLGİLİ BAZI İLGİNÇ BİLGİLER</strong></p>
<ul>
<li>Sıvı galyum metal veya cam kaplara konulduğunda katılaşırken kapları kırabilir.</li>
<li>Canlılarda galyum elementi bulunmaz.</li>
<li>Sülfürik asit ve dikromatla oluşturulan bir solüsyona galyum karıştırıldığında sanki yeni bir yaşam formu ortaya çıkarır ve atan bir kalbe benzeyen hareketler yapar.</li>
<li>Galyum, arsenit ile birleştiğinde elektrik akımını lazer ışığına çevirir.</li>
</ul>
<p>Özetle; Galyumun endüstride ve evde bir dizi önemli kullanımı vardır. Transistörler ve güneş pilleri gibi yarı iletken cihazların imalatında kullanılan galyum arsenit dahil olmak üzere çeşitli kimyasalların üretiminde kullanılır. Galyum ayrıca flüoresan aydınlatma üretiminde de kullanılır ve bazı süper iletken türlerinin bir bileşenidir.</p>
<p>Galyum nitrat, uzay keşfinden günlük yaşamımıza kadar geniş bir yelpazede devrim yaratabilecek potansiyele sahip bir malzeme olarak öne çıkıyor. Bu teknolojinin sunduğu yenilikler ve avantajlar, gelecekte daha fazla alanda kullanılmasına yol açacaktır.</p>
<p>Galyum nitrat’ın uzay keşfinde kullanımı, özellikle Venüs gibi aşırı sıcaklıklara sahip gezegenlerdeki araştırmalar için kritik öneme sahiptir. Venüs’ün yüzey sıcaklıkları yaklaşık 460°C’ye ulaşabilir, bu da birçok elektronik cihazın çalışamaz hale gelmesine neden olur. Ancak GaN, bu yüksek sıcaklıklara dayanabilir ve böylece Venüs’ün yüzeyinde çalışabilecek elektronik cihazların geliştirilmesine olanak tanır.</p>
<p>Tıpta galyum, belirli kanser türlerinin tedavisinde kullanılır ve ayrıca tıbbi görüntülemede izleyici olarak kullanılır. Ayrıca vücuttaki enfeksiyon ve iltihabı tespit etmeye yardımcı olmak için bir teşhis aracı olarak kullanılır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>KAYNAKÇA:</em></p>
<p><em>1-) Galyum-https://www.britannica.com/science/gallium</em></p>
<p><em>2-) Galyum-https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/periyodik-tablo/galyum</em></p>
<p><em>3-) Galyum nedir-https://www.hurdami.com/galyum-nedir/</em></p>
<p><em>4-) Galyum Nedir? (Özellikleri, Kullanımı)-https://www.makaleler.com/galyum-nedir-ozellikleri-kullanimi</em><u><sup>.</sup></u></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
