verimlilikte-ve-risklerde-karar-alma-yontemleri

Sektör dostlarım merhaba, geçen ay ki yazımda analizleri ve karar alma esnasında neler yapmalıyız diye başlığın altında bazı olumlu ve olumsuz yönleri ele almış ve incelemeye başlamıştık. Devamında karar almada fark ettiğimiz veya fark edemediğimiz durumlarda nasıl davranmalı ve plan yapmalıyız sorularına bu ay ki yazımda yardımcı olmaya çalışacağım.

Yaşantımızın her evresinde insanoğlunun merak olgusu ve öğrenmeye yönelik çabalarının başında soru sormak gelmektedir. Doğru sorular bize doğru ve istediğimiz yanıtları almayı sağlayacaktır.

Kritik bir anda verilecek olan kararların olacağı bir dönemde hangi soruları kendimize sormalıyız şimdi bunlara bir bakalım.

  • Bizim farkına varamadığımız, potansiyel olabilecek ve birikmiş olan, sonuçları çok etkili olabilecek fırsatlarımız ve problemlerimiz nelerdir?
  • Nedenlerini bildiğimizi düşündüğümüz sorun olarak kendimize sorduğumuzda gördüklerimiz ve tespit ettiklerimiz de kısmen veya tamamen yanıldığımız durumda, şiddetli şekilde isteğimiz dışında yoldan çıkan, sapan neler vardır?
  • Kötü süreç anında hiç düşünmediğimiz, üzerinde herhangi bir tasarım planladığımızda olmasından çok, olmaması gerekenlerin böyle zamanda iyi giden şeyler nelerdir?

Kimsenin farkına varmadığı ama önemli olabilecek gelişmeler olduğunda neler oluyor diye sorularımız olmalıdır.

Bu ay ki yazı dizimizin devamında sizlere 80-20 kuralının böyle çıkmazlara düştüğümüzde analizlere baktığımızda bu kurallar bütünü bizlere, verilerin doğru okumamızı sağlayacağını ve bunun için de iki önemli ilkeyi sizlere anlattım. Şimdi önemli olan üçüncü ilkeyi birlikte inceleyelim.

80-20 kuralının bu üçüncü ilkesi bizlerin önemli kararlar alırken nasıl davranacağımızı gösterir. Elimizde toplanan verilerimiz var diyelim; bu verilerin %80’nini bir araya getirelim ve bu analizlerin %80’nini, zamanımızın %20‘sinde gerçekleştirmeye çalışalım.

Sonraki süreçte bu zamanın %100’ü için karar veriniz ve verilen kararlarınızın %100’nün doğruluğu konusunda kararlı davranın. Sonuç olarak buna 80-20’nin 100-100 karar alma kuralı diyebilirsiniz.

Dördüncü olarak, tüm bu  karar alma yöntemlerimizin işe yaramadığını düşünecek olursanız, vakit geçirmeden aldığınız kararlarda etkili olan düşüncenizi değiştiriniz.

Çünkü reel pazar içinde bazı ürettiğiniz ve sattığınız ürünlerin pazarda yer alabilmesi konusundaki analiz sonuçlarına göre hareket etmek sizi zarara ve pazar kaybına itebilir.

Tonlarca analiz bazen işe yaramayacaktır. Pratik düşünce ve uygulamalar işinize yarayabilir. Unutmayın, bulunduğunuz pazara savaş açmayınız, yoksa çok şey kaybedebilirsiniz. Bunun örnekleri ülkemizde de çok olmuştur ve şirketler zora düşmüşlerdir.

Beşinci karar alma yönteminde ise, asla mücadeleyi elden bırakmadan hareket edip dik durmayı bilmelisiniz. Bazen riskler sizi sıkıntıya sizi sokabilir ama yılmadan çalışarak fırsatları görmeyi ve lehinize döndürmeyi sağlamanız gerekir.

Unutmamanız gereken, eğer bir işletme; bütçesinin altında bir işleyiş içinde oluyorsa, karar alma mekanizmaları işe yaramayacaktır.

Fakat beklentilerin altında bir performans gösteriyorsa, bu kez bu sonucu onlarca hatta yüzler katına çıkmama şansları olacaktır.

Buradaki büyüme biraz tevazu gerektirir ve panik olmadan bu sürece razı olunmalıdır. Çünkü mücadeleyi bırakmadan devam işletmeler o an geldiğinde ciddi başarılar ve zenginliklere sahip olacaklardır.

Bir diğer işletme sorunu envanter yönetimidir. İşletmelerin verimliliği düşünüldüğünde stok yönetimleri disiplini gerektiren çalışmalardır.

Burada Pareto kuralı çerçevesinde 80-20 kuralını iyi izlemek ve buna göre doğru stok tutmak, nakit girdiler ve karlılığımız yönünden çok önemli olup işletmelerin yaşamsal değerleridir.

Bu disipline edilen stok kontrolleri bizlere karmaşıklığı ve yalınlığı birlikte kontrol etmemizi sağlar. Stok yönetiminde özellikle çeşitli ürünlerden elde edilen ürünler var ise; bu tür işletmelerde çoklu stok yer alacaktır. Yer alan stokların kontrolünde ise her çeşit ürün bir ürün olmak üzere stok tutma birimiyle ölçülmelidir.

Sürekli sizlere 80-20 kuralında bir çok alandan söz ederken, bu kuralın 80-20 dağılımını iyi yaparsak, dikkat ederseniz stok kontrolleri bize bazen farkında olmadan 80-20 kuralını uyguladığımızı göreceksiniz.

Yani başka bir deyişle, stokların yaklaşık olarak % 80 i, hacmin yada gelirlerin yüzde 20 sini gösterir. Buradaki en önemli durum ise satışları ağır olan ürünlerin stoklarını tutmanın işletmelere çok pahalıya mal olacağı, aynı zamanda karsız ürünlerden oluştuğunu göreceksiniz.

Sevgili sektör dostlarım, işletmelerinizde verimliliği sadece kar etmek olarak asla düşünmemelisiniz. Sizi içten yıkacak dinamikleri unutmamalısınız.

Bu yüzden size stok yönetiminin ne kadar verimlilikte önemli olduğunu hatırlatmak istedim. Stoklarınızı yönetirken, öncelikle çeşitlemelerin azlığı ve çokluğunu, duran ve hareketli olanları, hangilerinden çok kar ettiklerinizi, hangilerinden kar edemediğinizi tespit edin. Size basit yoldan dört madde ile destek olacağım:

  • Karsız olan ürünlerinizden radikal şekilde vazgeçin,
  • En az satanlardan başlamak üzere çeşit sayısını azaltın,
  • Mutlak olarak, eğer stok tutmanız gerekiyorsa, maliyetleri azaltacak önlemleri alın. Örneğin, paketleme işlemleri için kısa yolar, otomasyon kullanın
  • Son olarak, ürünlerinizden az satanları ürün çeşitliliğinden çıkarın ve müşterilerinizden gelen “bizim buna ihtiyacımız vardı” neden listeden çıkardınız” diyenlere asla kulak asmayın veya sipariş üzerine üretebileceğinizi söyleyiniz ve asla stok tutmayınız.

İyi bir stok yönetimi, karlılığı ve verimliliği arttıran sonuçlar ortaya çıkarır. Bunu yapabilmek sizlerin elinde; daha kontrollü, izlenebilirliği ve teknolojiyi beraberinde kullandığınızda başarılı satışlarınız devam edecek ve karlılığınız sürecektir.

Makale: Yılmaz CAYMAZ
Opaş Pako Şalter Genel Koordinatörü

Esen kalın kazançlı kalın.