tugiad-baskani-zafer-yildirim-bulten-gorseli

TÜGİAD Ankara Şube Başkanı Zafer Yıldırım ülkemizde yaşanan ekonomik gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.

Son dönemdeki iktisadi gelişmelerin ülke ekonomimizde kırılganlıklara işaret ettiğini anlatan Zafer Yıldırım “Kur şokuna aşırı hassasiyet, başlı başına hem makro hem de mikro düzeylerde yapısal bir sorunumuz.

Diğer taraftan, şok neticesi gündeme gelen ve hükümetimizin odağında da yer alan sektörlerin katma değeri düşük sektörler olması dönüştürmeye niyetli olduğumuz ama bir türlü dönüştüremediğimiz sektörel desen problemimizin tezahürü.

Eğer kırılganlıklarımızın etkisini hissettiğimiz dönemlerde bunları nasıl çözeceğiz sorusuna efor sarf etmezsek, işler yolunda giderken bu sorunları hiç düşünmeme eğilimi göstermeye devam edebiliriz. Kriz zamanları bir fırsattır denir ve iktisadi sıkıntıların yaşandığı dönemler politika üreticiler için doğru dönüşümü yapmak için ideal zemini sunar. Yapısal sorunlarımızı çözmek, ekonomimizi arzu ettiği sektörlerde rekabetçi kılmak için ideal zaman” ifadelerini kullandı.

Küresel dengeler değişiyor

Dünya genelinde de birbiriyle çelişen noktalar yaşandığını ve yeni küresel dengenin hangi noktada gerçekleşeceği konusunda farklı etkileri olabilecek gelişmeler yaşandığını söyleyen Ankara Şube Başkanı Zafer Yıldırım “Bir yanda Avrupa Birliği ve ABD kendine yeterlilik oranını artırmayı hedefleyen, lokal değer zincirlerini teşvik eden bir anlayış sergilerken, diğer yanda Çin’in başını çektiği OBOR projesine karşılık olarak ABD kendi küresel değer zincirlerini de oluşturmaya çalışıyor.

Bu ekonomik güç yarışı devam ederken Avrupa Birliği, Brexit tartışmalarına enerji harcamak durumunda kaldı. Tüm bu gelişmeler günbegün yeni bir dünya ekonomik düzenine yaklaştığımıza işaret ediyor ve ülkemizdeki her ekonomik aktörün kendini olası senaryolara hazırlaması daha da önem kazanıyor” dedi.

Türkiye küresel değer zincirindeki yerini korumalı

Türkiye’nin küresel değer zincirlerindeki mevcut konumunu muhafaza etmesi ve özellikle katma değeri yüksek sektörlerdeki konumunu iyileştirmesi eşit derece önem arz ediyor” diyen Zafer Yıldırım sözlerine şöyle devam etti: “Ekonomi yönetimi yüksek teknolojili sektörlerde rekabet gücü kazanmanın Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi için kritik bir konu olduğunun farkında.

Ancak alınan aksiyonlar bu iyi niyeti tam olarak desteklemiyor. Tüm sektörleri ilgilendiren eğitim, teknoloji, altyapı gibi yatay politika alanlarında rekabetçilik odaklı politikalar üretme hususunda daha çok gecikmemek gerekiyor. Diğer taraftan sektör odaklı politika geliştirme refleksine de ihtiyacımız var. Hem teşvik politikalarının hem de yabancı yatırıma yönelik politikaların sektörel düzeyde, sektör temsilcileriyle birlikte tasarlanması bu politikaların etkisini artıracaktır.”

Türkiye tekstil ve elektronik yetkilerini harmanlamalı

Değişim çağına ayak uydurmanın önemine vurgu yapan Zafer Yıldırım sözlerine şunları ekledi: “Mevzu rekabetçilik ve sektörel dönüşüm olunca, her seferinde en niş, en trend, ama pek de üretime yönelik becerilerimizin yeterince olgun olmadığı sektörleri zikrediyoruz.

Biz henüz merdivenin ortalarındayken, istiyoruz ki merdivenin en tepesindeki sektöre sıçrayalım. Beceri odaklı bir dönüşümü, yani merdivenin basamaklarını birer birer ya da ikişer ikişer çıkmayı planlamak daha sağlıklı olacaktır.

Mesela Türkiye’nin tekstil sektöründe yıllardır süregelen, ancak son dönemlerde gerileyen bir rekabetçiliği söz konusudur. Tekstil sektörünün yapı değiştirmekte olduğunu, elektronik sektörü ile etkileşim haline geçerek akıllı tekstilin doğduğunu biliyoruz. İdeal olan Türkiye’nin tekstil ve elektronikteki yetkinliklerini harmanlayarak bu sektörde öne çıkan ülkelerden biri olmasını teşvik etmek, ancak bu alanda da geç kalmış görünüyoruz. Motivasyonu ve enerjiyi doğru alanlara kanalize etmek gerekliliğini bir kez daha vurgulamak isterim.”