Son zamanlarda Global ekonomilerde durgunluk, daralma konusunda çok fazla veriler gelmeye başladı.

Böyle ortamlarda bankalar parayı verecek sağlam yer bulmada sorun yaşarken şirketler de istedikleri kredilere ulaşamazlar. Kısacası kaynaklar gereken yere akamaz. Böyle olunca da ciddi sorunlar çıkabilir.

Örneğin Çin’de büyüme hızında düşüş, Almanya’da deflasyonist yapı (ÜFE -%2.1), ABD inşaat izinlerinin hayal kırıklığı yaratması gibi bir sürü veri beklentilerde ister istemez karamsarlığa yol açmaktadır. Kısacası dışarıda hava pek de iyi değil.

Türkiye’de ise ana problem siyasi belirsizlik. Ekonomide global ekonomiler kadar olmasa da bazı sinyaller alsak da ana problem seçim ve siyasi risk.

Çünkü bu belirsizlik kamuyla iş yapan firmaların hak edişleri zamanında alamamalarına da yol açabileceğinden kamu sebepli olarak firmaların çeklerinin yazılmasına kadar bir süreci tetikleyebiliyor. Devlet böyle ortamlarda sorun çözücü değil imzaların aksaması nedeniyle sorun yaratıcı rolüne bürünebiliyor.

Kaldı ki, bu siyasi belirsizlik Türkiye için uzun vade düşünenlerin de kimleri muhatap alacaklarını bilememeleri yüzünden beklemelerine yol açabiliyor. Bu durumda sermaye ve döviz girişi azalırken risk almak istemeyen bazı sıcak sermaye yatırımcılarının da Türkiye dışına çıkmak için elindeki menkul değerleri satıp dövize dönerek beklemeye geçmesine yol açmaktadır. Böylece borsalar düşüyor faizler ve döviz de yükseliyor.

Son günlerde gerek borsaların yükselmesi gerekse faiz ve dövizin düşmesi seçimler öncesinde seçimden bir çözüm çıkacağına olan inancı göstermektedir.

Seçim sonrasında hükümet kurma çalışmaları döneminde işin basitliğine göre de yabancı sermaye elini daha çabuk tutacaktır. Böylece çözüm göründükçe faiz ve dövizde aşağı yönlü baskılar artacak, borsalarda ise yukarı hareketlenme kendini daha bariz hissettirecektir.

FED faiz artırımı gibi gelişmelerin Türkiye üzerine etkisi spekülatif hareketler dışında fazla olmayacak diye düşünüyoruz. Bu arada TCMB daha da rahat hareket edebilecektir. Son global veriler FED’in yakın zamanda faizlerde ciddi oranda artırım yapmasına olanak tanımamaktadır.

Sonuç olarak; Seçim sonrası siyasi belirsizliğin biteceğini düşünürsek, akabinde faizlerde ve dövizde düşüş beklemek pek de yanlış olmayacaktır. Bu beklentide olanların ise seçim sonrasına kadar mevcut faiz seviyelerinden uzun vadeli kredi kullanmamaları aksine seçim sonrasına kadar kısa vadeli gitmeleri daha anlamlı olabilir.

Saygılarımla,

Hikmet Baydar

[email protected]

Sektörüm Dergisi 58. Sayı