Şirketlerde nakit yönetimi denince önce bankadaki paranın ya da tahsilat ödeme dengesinin yönetilmesi anlaşılabilir.

Gerçekte şirketlerde nakit yönetimi şirketlerin her alanını yakından ilgilendiren bir konudur.Bir şirket nakit sıkışıklığına düştüğünde ilk olarak satınalma ve satış koşullarına bakarız. Genelde de en önemli hataların buralarda yapıldığını gözlemliyoruz.

Şirket nakit karşılığı veya kısa vadeli alırken uzun vadeli ve çekle satış yapıyorsa cirosu arttıkça rotatif kredi kullanmak zorunda kalacaktır. Bunun için elindeki tüm nakit değerleri de tüketir ve artık dönemediği yerde de rotatif kredi talebinde bulunur.

İşte o zaman krediyi kullanmak ve bankanın talep ettiği şartları yerine getirmek zorundadır. Eğer banka firmadan şüphelenirse dönem dönem kredileri kapattırıp yeniden açabilir. Ancak bazen yeniden açtırma olayı gerçekleşmeyebiliyor. O zaman da firmanın yapabilecek bir şeyi kalmıyor.

Diğer bir konu stoklar; Firmanın bazen ihtiyacı olan kaynak kadar donmuş yani uzun zamandır hareket görmeyen stokları olduğunu görüyoruz. Bu stokların harekete geçirilmesi için bir pazarlama politikasının oluşturulamaması konuyu bir anda yöneticilerin verimliliğine getiriveriyor, kısacası IK yönetimine.

Yöneticiler eğer politika üretemiyorsa, şirket için alternatif yollar bulamıyorsa o zaman onların yönetici olduklarını söylemek mümkün mü? Bizce değil. Eğer yönetici değillerse, politika üretecek kadar yetkin olanların bu kişileri de başarısızlığa ortak etmesi de pek etik olmaz. Kısacası onlar kendilerine söyleneni yapan kişilerdir. O zaman yönetici olarak alınacak kişilerdeki vasıflara ve beklentilere iyi bakılması gerekir.

Nakit yönetiminde bir diğer önemli konu kredi yönetimidir. Şirketin ihtiyacı olan krediyi hangi şartlarda nasıl ödeyeceğinin projeksiyonu gerçekçi olarak yapılmalıdır. Genellikle düşük faizli kredi iyi olarak kabul edilse de bu yanlıştır. Doğru kredi nakit akışlarına uygun olan kredidir.

Nakit yönetiminin bir diğer bacağı ise alacak ve borç yönetimidir. Alacak planlamasının düzgün yapılabilmesi için satış şartlarının net olması, baştan müşteriyle ödeme şekli ve vade konusunda her şeyin netleştirilmiş olması çok önemlidir. Şimdiki muhasebe sistemleri hangi müşterinin vadesi ne zaman doluyor, ne zaman ne kadar ödeme yapması gerekiyor veya ortalama ne kadar vade aşımı yapıyor gibi hususların hepsini otomatik olarak vermektedir.

Gelelim borç yönetimine; şimdiki muhasebe sistemleri yapılan anlaşmalara göre kime ne zaman ödeme yapılması gerektiğini otomatik verebilmektedirler.

Gelelim sorunun en çarpıcı bölümüne; Maalesef muhasebe programlarının bu güzel özellikleri genelde hiç bilinmiyor. Yani sisteme para ödenerek sistem alınsa da kullanıcılar doğru dürüst nasıl kullanacağını bilemezken yöneticiler de neyi nasıl isteyeceğini bilmiyor. Böyle olunca herkes gözü kapalı ve el yordamıyla hareket etmek zorunda kalıyor.

O zaman da “çekirge bir zıplar , iki zıplar..” denilecek noktaya varılabiliyor.Kısaca bahsetmeye çalıştığımız gibi nakit yönetimi şirketin her birimini ve her kademede çalışanını yakından ilgilendiren bir olgudur.

Başarı topyekün şirket çalışanlarının başarısıdır. Başarısızlık da yönetenlerin başarısızlığıdır. Bu açıdan baktığımızda yöneticilerin ekibini motive etme, işe bilinçlendirme, hedefleri gerçekçi koyma ve sorgulama gibi sorumluluklarını tam uygulamadıkları durumlarda, çalışanın da böyle davranmasını ve nakit yönetimde başarılı olunmasını beklemek biraz hayalperestlik olabilir.

HİKMET BAYDAR 1984 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümünden mezun olmuştur. CNBC-E, TRT, SKYTÜRK, vb televizyon kanallarında ekonomi ile ilgili programlara katılarak güncel verileri yorumlamıştır. Muhtelif gazete ve dergilerde ekonomi ile ilgili yazıları yayınlanmıştır. Bankalarda ve Bankalar Birliğinde bankacılık eğitimi vermiştir.