isik-gorsel
manzara

Rensselaer Politeknik Enstitüsü Aydınlatma Araştırmaları Merkezi’nin (LRC) 2017’de yayınlamış olduğu çalışmaya göre, yüksek miktarlarda sirkadiyen etkin ışık alan ofis çalışanları, günlerini loş veya düşük aydınlatma düzeyine sahip ortamlarda geçirenlere göre daha iyi uyuyor ve daha düşük depresyon ve stres düzeyleri gösteriyor.

Dr. Mariana Figueiro başkanlığındaki LRC araştırmacılarından oluşan ve ABD Genel Hizmetler Dairesi sponsorluğundaki ekip, iç mekanlarda gün ışığı seviyesini maksimize etmek için tasarlanmış beş devlet kurumuna ait binalarda 109 katılımcı için mevcut ışık düzeylerini ölçtü.

Araştırma ekibi, çok sayıda büyük pencereye sahip ferah ofislerde dahi ofis çalışanlarının, mevsim, bulutlu hava koşulları, çalışma masasının yönü ve jaluzi konumu gibi nedenlerle sirkadiyen sistemlerini uyarmak için yeterli ışığı gün içinde almadıklarını buldu.

LRC ekibi bu bulgular ışığında, ofis çalışanlarının gün içinde yeterli ışığı almaları için takviye elektrik ışığı kullanılabileceği teorisini geliştirdiler ve bu teorilerini iki farklı ABD federal hükumet binası ve iki ABD konsolosluğunda görevli 68 katılımcı için sirkadiyen etkin armatür kurulumu gerçekleştirerek ve bu aydınlatma müdahalesinin uykululuğu azaltıp atiklik, canlılık ve enerji düzeyini artırıp artırmadığını değerlendirmek için test ettiler.

Kuzey Kutbuna yakın Reykjavík, İzlanda ve Riga, Letonya’da bulunan ABD konsolosluklarında kış aylarında günler dramatik bir şekilde kısalıyor ve karanlıkta geçirilen saatler uzuyor.

Vermont’ta bulunan White River Junction VA Tıp Merkezi ve Washington, D.C. Yakınlarındaki Turner-Fairbank Highway Araştırma Merkezinden oluşan federal hükumet ofislerinde de kış aylarında gün ışığında azalmalar yaşansa da bu durum Kuzey Kutup Dairesinde olduğu kadar ciddi boyutlarda değil.

ofis-calisanlari
ofis-calisanlari

İki günlük müdahale çalışması sırasında CREE tarafından hibe edilen baş üstü armatürleri ve LRC tarafından tasarlanan sirkadiyen etkin ışık yayan masaüstü lambaları kullanıldı. Katılımcılar uyku alışkanlıkları, stres ve canlılık ve enerji düzeyi hakkındaki kişisel yorumlarını sorgulayan bir anket doldurdular.

Yine LERC araştırmacıları tarafından tasarlanmış Daysimeter adı verilen ve kolye gibi boyna takılarak kişisel sirkadiyen-etkin ışığı ölçen bir cihaz kullanılarak referans ve müdahale günlerinde katılımcıya özgü sirkadiyen uyarım (CS) ekspozürleri ölçüldü.

Işığın sirkadiyen sistem üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlayan boylamsal bir araştırmanın parçası olarak, ışığın melatonin üretimini akut bir şekilde baskılama yeteneğine dayalı bir CS ölçütü LRC araştırmacıları geliştirildi.

Bu ölçüt, ortaokullardan yaşlı bakım evlerine ve ABD Donanmasına bağlı denizaltılar da dahil olmak üzere çok çeşitli koşullar altındaki katılımcı popülasyonları üzerinde laboratuvar ve saha çalışmalarında kullanıldı.

Çalışma sonuçlarına göre ofis çalışanları, bu iki müdahale gününde ofisteyken müdahale öncesindeki referans gününe göre anlamlı düzeyde yüksek miktarlarda CS aldı. Ofis çalışanlarının kendi bildirimlerine göre müdahale günlerinde uykululuk skorları anlamlı ölçüde azaldı ve hipotezde de yer verildiği üzere çalışanlar, bu süreç içerisinde anlamlı ölçüde daha canlı, enerjik ve atik hissettiklerini rapor ettiler.

Bu çalışmanın en önemli bulgularından biri de birbirinden bağımsız dört ofis binasında aynı trendlerin ortaya koyulması oldu. Bu sonuçlara göre, yüksek miktarlarda sirkadiyen-etkin ışık yayan aydınlatma sistemleri özellikle günün erken saatlerinde çalışanların uykululuğunu azaltabilmekte ve ruh halleri ve atikliklerini artırabilmektedir.

Sirkadiyen sistemin 24 saatlik aydınlık-karanlık örüntüleri ile senkronize olması nedeniyle en az gün içindeki ışık ekspozürü kadar önemli olabilecek gece vakti ışık ekspozürü bu çalışmada ölçülmemiş olsa da bu sonuçlar, daha önce LRC laboratuvarları tarafından elde edilen bulguları doğrular niteliktedir.

Yani, gün içerisinde göze iletilen “yüksek” ışık düzeyleri (a) sirkadiyen ritmi gündüz aktif ve gece uykulu bir örüntüye daha iyi adapte edecek ve (b) çalışma saatleri içerisinde atikliği artıracaktır.

Bu alanda elde edilen bu gelecek vaat eden deneysel sonuçlar temel araştırmalarla desteklendiği zaman retinal ışık ekspozürünün beyin nörofizyolojisi üzerindeki etkisi üzerine yapılacak çalışmaları ve belki daha da önemlisi, ofis ışık düzeyi için sadece görüş netliği ve konfora odaklanan mevcut aydınlatma standartlarının yeniden değerlendirilmesini haklı çıkarmaktadır.