Geçtiğimiz sayıda Rekabet Stratejilerini ele almış, uygulanabilecek stratejiler üzerine sohbetimizi bu sayıya ertelemiştik. Öyleyse kaldığımız yerden devam edelim.. Uygulayacağımız stratejiyi saptarken hangi türden bir yaklaşım göstereceğimize bağlı olarak farklı alternatiflerimiz olacaktır.

Davranış zamanlaması stratejileri -> Öncü, Savunmacı, Analizci, Tepkici

Öncü stratejiler: Bu tür stratejilerde birincil hedef yeni pazar arayışlarıdır. Mevcut statünün büyütülmesi, yeni ürünlerle gamın arttırılması ve yan ürünler ile çeşitlendirilmesine ilişkin girişimler en temel amaçları oluşturur.

Dolayısıyla ar-ge çalışmaları ve inovasyon yöntemin bel kemiğini oluşturacağından en büyük bütçeyi almak durumundadır. Böylece zamansal değişimin gertirdiği dezavantajlar da minimuma indirilecektir.

tüm sektörlerde en iddialı piyasa yapıcıların bu strateji türünü tercih ettiği söylenebilir.

Savunmacı stratejiler: Bu tür stratejilerde ise firmalar mevcut durumlarını korumaya odaklanırlar. Pazar payı oranlarını sabit tutmak en temel amaçtır.

Üretimden son kullanıcıya ulaşana kadar olan tüm süreçlerde dikkatli bir kontrol önem taşırken, anahtar kelime olarak istikrar benimsenir.

Analizci stratejiler: Aslında bu strateji türünün, öncü ve savunmacı stratejilerin pozisyona göre birlikte kullanıldığı komplex bir strateji türü olduğunu söyleyebiliriz.

Mevcut koşullara göre iki strateji arasında gitgellerin sürdüğü bir yöntemdir.

Tepkici stratejiler: En etkisiz strateji türüdür. İşletme yalnızca piyasadaki gelişmelere göre anlık pozisyon alan yapıda, düzensiz seyreden kararlarla ilerler.

Daha çok taklitçidir ve piyasaya etki edecek yeteneklere sahip değildir.

Pozisyona dayalı stratejiler -> maliyet liderliği, farklılaştırma, odaklanma

Maliyet liderliği stratejisi: Bu tür stratejilerde işletmelerin ana hedefini, kaynak kullanımını rakip firmalardan daha iyi yöneterek minumum maliyetle maximum kar elde etmek oluşturur.

Böylece sektör ortalaması üzerine çıkılacak, ilave değer oluşturmayan tüm maliyetlerin negatif etkisinden kurtulacaktır.

Farklılaştırma stratejisi: Bu türde de amaç piyasa ortalamasının üzerinde bir gelir elde etmektir ancak yöntem olarak, mevcut ürünlerden ayrıcalıklı bir fark yaratan ürün sunarak fiyatın yükseltilmesi kullanılır.

İşletmenin amacı ürün&hizmetinde yeganeliği sağlamaktır. Elbette tüm bu süreçte müşteri talep ve önerileri son derece önemlidir.

Odaklanma stratejisi: Belirlenen özellikleri ortak olab belli bir müşteri grubu yahut sınırları belirlenmiş bir bölgeye, yukarıdaki iki stratejinin uygulanması ile elde edilen yöntemdir.

Elbette saydığımız bu stratejilerin küresel çapta rekabet amacıyla birçok ülkede aynı anda uygulanması işletmeyi bütünleşik rekabet stratejisi oluşturma zorunluluğuna itecektir.

Küçük.. Büyük.. Üretici.. İhraç eden..Hangi profilde olursa olsun, işletmelerin varlıklaırnı korumalarının, karı maximize etmelerinin ve başarılarını devam ettirebilmelerinin yolu rekabet stratejilerinin doğru belirlenip başarıyla uygulanmasından geçer.

İlave olarak bu stratejilerin keskin kalıpları olmadığını söylemekte fayda var. Piyasa şartları her gün değişip esniyorken, siz neden esnemeyesiniz?

Küresel pazarda işletmelerin doğru rekabet ve pazarlama stratejilerini tercih edebilme yeteneği kazanmış olması, işletme varlığını sınırsız ve sağlıklı sürdürebilme amacına hizmet eden en önemli faktörlerin başında gelir.

Nitekim, artık 50’li yıllara kadar geçerli olan belli sınırlardaki nitelikleri kolayca değişmeyen müşteri talepleri ve ürünler yerini kısa ömürlü ürün, küresel rekabet ve ek hizmet beklentisi çemberindeki hızlı değişime bıraktı.

Endüstri sınırlarının neredeyse tamamen kaybolduğu bu rekabet ortamında, inovasyon odaklı pazarlama revizyonu gerekli hatta zaruridir.

Tüketicinin satın alma özgürlüğünün ulaştığı nihai nokta, işletmeleri varlıkları konusunda bir analiz yaparak doğru stratejiyi oluşturma zorunluluğuna iter.

Burada öncelikle, küresel pazar kalitesinde ürün ve geçerli fiyatları sağlamak veya salt işletmenin mevcut konumunu sürdürmek ya da iç pazarda rakip firma odaklı üretim ve hizmet kalitesini sağlamak şeklinde bir ana hedef belirlenmelidir.

İşletmenin ürün ve hizmetlerinde değer yaratarak hem işletme hem müşteri bazında fark yaratan faaliyetleri bir değer zinciri oluşturacak, böylece kaynak kullanımından son hedef kitleye ulaşıma kadarki tüm süreçlerde benzersiz bir duruş kazanılmasıyla rekabet üstünlüğü sağlanacaktır. (Michael Porter)

İhtiyaç duyacağımız değer zinciri analizinde faaliyetler temel (üretim, lojistik, satış pazarlama) ve destek (tedarik, Ar-Ge, finans, İK) faaliyetler olarak ikiye ayrılır.

Michael Porter bu iki faaliyet alanındaki stratejinin, 5 rekabetçi güç ile (ikame ürünler, tedarikçiler, alıcılar, rakipler, yeniler) baş edebilme amacı güttüğünü söyler.

Örneğin; pazarlık gücünü yükselten bir tedarikçi isteklerinin karşılanması konusunda (fiyat artış talebi, ödeme vadesinin kısalması vb..) zorlayıcı davranabilir ve bu durum işletme açısından hiç de iyi sonuçlar doğurmayacaktır.

Alıcıların fiyatları belirlemesi ve dolayısıyla aşağı çekebilme gücü, ikame malların tercih oranlarının kademeli yükselişi, rakiplerin çoğalması ve pastanın daha çok bölünüyor olması, özellikle sektöre yeni girenlerin minumum karlılıkla hareket edecek olması sebebiyle yaşanacak fiyat daralmaları birçok bakımdan işletme için risk oluşturacak, bu genel tablo aynı zamanda toplam pazar profilinin çehresini de belirleyecektir.

Peki bu durumda uygulanması gereken rekabet stratejileri nasıl olmalı?

Konumuz bir heyecanlı bir pc oyunu yahut dizi gibi arkası yarınlı.

O yüzden yazımı tam bu iştah kabartan noktada bırakıyor ve önümüzdeki sayıda görüşmek üzere diyorum.

 

1983 İstanbul doğumlu olan Nurşah Sunay aslen Of’ludur 🙂 Elektrik Aydınlatma sektöründe reklam satışı, marka danışmanlığı, sektörel fuar hizmetlerine kadar olan tüm Satış-Pazarlama birikimini, 2010 yılında kurduğu Sektörüm Elektrik Aydınlatma Dijital Dergisi’ne taşıyarak sektöre önemli katkı sunan bir medya organı oluşturmuştur. Farklı disiplinlerde bilgi edinmeyi kişisel ilgi alanı olarak benimsemiş; Ekonomi alanında Sermaye Piyasası ve Menkul Kıymetler Borsası, Dinler Tarihi alanında İlahiyat ve Gazetecilik alanında Yeni Medya lisans ve ön lisans eğitimlerini tamamlamıştır. Evli ve 4 çocuk annesi olan Nurşah Sunay, tüm mesleki faaliyetlerini, Sektörüm Dergisi’nin Dijital Medya Direktörlüğünü de üstlenen eşi Serdar Sunay ile birlikte yönetmektedir.