profesyonellesememis-sirketller-neleri-kaciriyor (1)

Bilindiği gibi ülkemizde şirketlerin büyük çoğunluğu KOBİ tarzı firmalardır. Bu firmaların çoğu da aile şirketleridir. Şirketlerin hikayesine baktığınızda da çoğu benzer şeyler anlatır.

Aile büyüklerinden birisi küçük bir iş kurmuştur. Sonra diğer fertler şirkete dahil olmaya başlamışlardır. Şirket büyüdükçe de ya aile sürtüşmeleri nedeniyle kan kaybı yaşanmıştır ya da kurumsallaşmayı başararak (çok küçük bir azınlık) şirketi bir üst platforma taşıyabilmişlerdir. Burada kritik olan husus bir sonraki jenerasyonun adaptasyonudur.

Ülkemiz şirketleri ile ilgili bu genel girişi yaptıktan sonra mevcut konjonktüre bir bakalım; Şirketler her geçen zaman büyümekte olduklarından hem aynı işin yükü artmakta hem de yeni yapılması gereken işler oluşmaktadır. Yani hem iş planlaması hem de insan kaynakları planlaması sürekli dinamik olarak yönetilmek zorundadır. Özellikle “ben eleman bulamıyorum” diyenlerin bu konularda ciddi zaafiyeti olduğu görülmektedir.

profesyonellesememis-sirketller-neleri-kaciriyor (1)

Şirketler tıpkı canlılar gibidir. Çeşitli organları ve bu organların da görevleri vardır. Şirketler büyüdükçe hem görevler hem de organlar artmaktadır. Kaldı ki mevcut organlar da büyümektedir. Örneğin ilk kuruluşta bir kişi ile yürütülen muhasebe büyümeyle beraber bir servise dönüşmekte, muhasebe, finans ve İK operasyon gibi farklı alt birimleri barındırabilmektedir. Büyüme devam ettikçe bu birimlerin sayısı artmakta veya bağımsız birime de dönüşebilmektedirler.

Bu Gelişim Gösterilemediği Takdirde Firmalar Ne Kaybediyor?

Örneğin finansmanı düzgün çalışmayan bir şirket, kendisine uygun olmayan bir kredi alarak sıkıntıya girebiliyor. Oysa doğru kredi firmanın işletme sermayesini güçlendirdiğinden büyümeyi de desteklemektedir. Bir başka örnek İnsan Kaynaklarıdır. Doğru ekibi kuramayan ve motive edemeyen bir şirket asla verimli çalışma ortamı oluşturamaz.

Bir başka örnek ise pazarlamadır. Birçok şirket pazarlamayı satış ile karıştırmaktadır. Birbirinden çok farklı işlemleri olan bu birimler işbirliği içerisinde ve koordineli bir şekilde çalışmalıdır.

Pazarlama biriminin verdiği veriler, şirketin organizasyon yapısından, ambalaja kadar birçok konuyu etkilemektedir. Eğer böyle bir birim yoksa, satış biriminin başarısı zorlaşmaktadır.

Örnekleri saymakla bitiremesek de biraz da satın almaya girmemiz lazım. Doğru koşullarla satın alma bir yana, alternatif tedarikçi çalışmalarını sık sık yapmayan bir satın alma, şirketin üretim, satış, finansman gibi birçok biriminin de başarısızlığının sebebi olmaktadır. Ancak çoğunlukla sebebin buradan geldiği görülememektedir.

Bu nedenle şirketler büyüdükçe iç denetim sistemlerine ihtiyaç duyarlar. Buradaki amaç adaletli yönetim ve dengeli büyümeyi sağlamaktır. Bizler de 3. Bir göz olarak sistemdeki gelişim ve değişimi takip ederek katkı sağlamaktayız.

Şirketler doğru organizasyon yapısı ve ekibi olmadan uzun süre varlıklarını sürdürememektedirler. Kaldı ki gelişen global ekonomiden de daha fazla pay alamamaktadırlar.

Size bir sır vererek yazımızı noktalayalım. Sadece kara odaklanmak yerine, elde edilen brüt gelirin nasıl dağıtılacağına odaklanırsanız firmanızın görünümünü bile ciddi şekilde değiştirebilirsiniz.

Görüşmek dileğiyle…

HİKMET BAYDAR 1984 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat Bölümünden mezun olmuştur. CNBC-E, TRT, SKYTÜRK, vb televizyon kanallarında ekonomi ile ilgili programlara katılarak güncel verileri yorumlamıştır. Muhtelif gazete ve dergilerde ekonomi ile ilgili yazıları yayınlanmıştır. Bankalarda ve Bankalar Birliğinde bankacılık eğitimi vermiştir.