Mutlu Kutlu Panasonic Eco Solutions Türkiye İcra Kurulu Üyesi, İnsan Kaynakları ve Kurumsal Gelişim Departmanı
Mutlu Kutlu

Panasonic Eco Solutions Türkiye, Sadece Endüstriyel Faaliyetlerde Değil, Çevreye ve Topluma da Katkı Sağlayacak Bir Çok Alanda Sorumluluk Sahibidir.

Sektörüm Dergisi – Panasonic Eco Solutions Türkiye’nin faaliyetleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Mutlu KUTLU Panasonic Eco Solutions Türkiye, İstanbul’da yerleşik endüstriyel tesislerinde faaliyet göstermekte olup konfor, güvenlik ve enerji verimliliği sağlayan yenilikçi ürün ve çözümleri tüm paydaşlarının memnuniyetini gözeterek dünya pazarlarına sunmayı amaçlamaktadır.

Doğuşu 1966 yılına uzanan ve elektrik sektöründe ülkemizin en tanınmış markaları arasında yer alan VİKO, 2014 yılında gerçekleşen birleşme sonrasında dünya teknoloji devi Panasonic Corporation bünyesinde yer alan Panasonic Eco Solutions grubuna bağlı olarak varlığını sürdürmektedir.

2014 yılında Panasonic Grubu’na dâhil olmamızla başlayan süreçte ortak Ar-Ge ve teknoloji çalışmalarımızla endüstriyel potansiyelimizi geliştirirken ekonomik, sosyal ve çevresel konulara daha stratejik ve başarı odaklı yanıt verme kabiliyetimizi artırdığımızı görmek, bu birleşmenin ne kadar doğru bir adım olduğunu bizlere kanıtlamış oldu.

Geçtiğimiz nisan ayı itibarı ile şirketimizin yeni ticari unvanı Panasonic Eco Solutions Elektrik Sanayi ve Ticaret AŞ olarak değişti ve kurumsal logomuz Panasonic ile temsil edilmeye başlandı.

VİKO, bugün olduğu gibi ait olduğu ürünlerin markası olarak var olmaya devam edecektir.

Sektörüm Dergisi – Dijital dönüşüme nasıl uyum sağladınız? Bu konuda hangi çalışmaları yapıyorsunuz?

Mutlu KUTLUDijital bir dönüşümün yaşandığı günümüz koşullarında müşteri için her zamankinden daha çok değer yaratmanız gerekiyor.

2013 yılında başlattığımız ve yaklaşık iki yıl süren, sektöründe belki de Türkiye’de ilk olan monitoring adı verdiğimiz Endüstri 4.0 projemiz ile montaj ve enjeksiyon bölümlerindeki makinelerimizin OEE değerlerini anlık olarak izliyor ve elde ettiğimiz verileri ERP sistemimize aktarıyoruz.

Bunu gerçekleştirebilmek için öncelikle ekip olarak makinelerimizin PLC, HMI gibi sahadan data toplayabileceğimiz ekipmanlarını serverımız ile haberleştirdik.

Gerekli donanım ve yazılım çalışmalarından sonra sahadan otomatik olarak topladığımız üretim, duruş, arıza, ıskarta, duruş nedeni, istasyon bilgisi gibi binlerce datayı raporlayabiliyoruz.

Otomasyon yatırımları işletmemizin kalite artışını, hurda ve ıskarta oranlarının azaltılmasını, enerji verimliliğini, teslim sürelerinin kısalmasını, kapasite verimliliğini olanaklı hale getirerek rekabet gücümüzün artmasını sağladı. Bunun yanı sıra iş kazalarının azalmasına da ciddi faydaları oldu.

Biz şirket olarak sadece endüstriyel faaliyetlerimizde değil, çevreye ve topluma da katkı sağlayacak birçok alanda sorumluluk alan bir yaklaşıma sahibiz.

Sürdürülebilirliği kurumsal bir değer olarak tanımladığımız için üründe, üretimde, tesis yönetiminde ve sosyal sorumluluk projelerinde doğal kaynaklarımızın korunmasını ve enerji verimliliğini ana kriter olarak ele alıp faaliyetlerimizi bu doğrultuda gerçekleştiriyoruz.

İçinde bulunduğumuz tesis 2005 yılında faaliyete geçti. Yapım aşamasında da çevre ve enerji verimliliği gözetildi.

Enerji izleme sistemimizi binaya taşındığımız zaman kurduk ancak faaliyete geçtikten sonra da bu konuda birçok iyileştirme gerçekleştirdik.

Binamızın içerisinde 123 tane enerji analizörü bulunmakta ve bu sayede hemen her noktada enerji yönetimi sağlamaktayız. Buna göre enerjinin daha verimli kullanılabilmesi için aksiyonlar planlıyor, projeler gerçekleştiriyoruz.

Binamızın dış cephesi ısı kontrolü sağlayan ve gün ışığından maksimum düzeyde yararlanmaya imkan veren camlardan oluşmaktadır. Sahip olduğumuz bina otomasyon sistemi sayesinde aydınlatmalarımızı sensörlerle yönetiyoruz ki gerçekleştirdiğimiz verimlilik projesi ile 2013 yılında aydınlatma ekipmanlarımızı LED teknolojisi ile yeniledik.

Yine lavabolarda su tasarrufu sağlayan sensörlü armatürler kullanmaktayız. Yüzme havuzu ile showroom’un aydınlatmasını tesislerimizde bulunan güneş panellerinden sağlıyoruz.

Ayrıca üretim tesisimizde de enerji verimliliğine özel önem veriyoruz. Üretimde kullandığımız kompresörlerimiz ve plastik enjeksiyon makinelerinin de tamamı yine enerji tasarruflu makinelerden oluşmakta.

Gelinen nokta itibarı ile tesislerimizin sahip olduğu tüm bu verimlilik kriterlerini, çalışanlarımızın alacağı sorumluluklarla sürdürülebilir hale getirilmesi kaçınılmazdı.

Günlük yaşamımızın büyük bir çoğunluğunu iş ortamlarında geçirdiğimiz düşünüldüğünde ofislerimizdeki faaliyetlerimizin tanımlanmış tasarruf kriterleri ile gerçekleşmesi ve ekolojik ayak izini azaltma girişimleri daha çok önem kazandı.

Bu noktadan hareketle, geçtiğimiz yıllarda WWF-Türkiye iş birliğinde uygulamaya başladığımız Green Office Programı kapsamında elektrik ve su tüketiminin azaltılmasından kağıt ve kartuş tasarrufuna kadar birçok alanda ofislerimizde ölçülebilir iyileştirmeler gerçekleştirdik.

Proje kapsamında 4-5 temel hedef belirledik. Bunlardan biri de kişi başına düşen kağıt tüketiminin azaltılmasıydı. Bununla ilgili yazıcılar ve fotokopi makineleri üzerine uyarı sticker’ları yapıştırdık.

Onun haricinde çift taraflı yazdırma uygulamasına geçtik. Özel bir yazılımla kullanıcı bazında yazdırma oranlarını kontrol altına aldık. Green Office Programı öncesinde hemen her kullanıcıya ait bir yazıcı varken şimdi her ofiste bir ortak yazıcı var.

Bir diğer önemli konu ise kişi başına düşen elektrik tüketiminin azaltılmasıydı. Tüm çalışanlarımıza enerji tüketimi ile ilgili seminerler verdik. Öğle tatilinde, mesai bitiminde, ofiste kullanılan cihazların kapatılması ve bunun önemi hakkında birçok bilinçlendirme çalışması gerçekleştirdik.

Sloganımızı ise “Enerjiyi verimli kullanalım, geleceğe değer katalım” olarak belirledik. Halen Green Office ile ilgili çalışma ve denetimler yürütüyoruz.

Bu denetimlerin sonucuna göre de çalışanlara bilgilendirme yapıyoruz. Her sene yılın son günü olan, 31 Aralık’ı “sweater day” yani kazak günü ilan ettik.

O gün ofislerimizin ısısını 3 derece kadar düşürüyor, enerjinin hayatımızdaki yeri ve önemine dair farkındalık oluşturuyoruz.

Çalışanlarımızın çevreyle bağının güçlendirilmesi için tesislerimizin bahçesinde bir de hobi bahçemiz bulunmakta.

Çalışanlarımız bu bahçede hem sebze yetiştirerek bir hobiye sahip oluyor hem de doğa ile haşır neşir olarak günün stresini atıyor.

Bir de “En Çevreci Fabrika” ödülümüz var. Bu ödül, tesislerimize Sağlıklı Kentler Birliği tarafından 2015 yılında verildi.

Tabii bu ödüller bizi oldukça motive ediyor. Ama asıl önemli olanın; gelecek kuşaklara daha yaşanılabilir bir dünya bırakmak için ilerlenen yolda atılan adımlar olduğuna inanıyorum.

Sektörüm Dergisi– Yeni ürün ve teknolojiler geliştirmek üzere ne gibi yatırımlar yapıyorsunuz?

Mutlu KUTLU– Şirketimiz, kurulduğu günden bu yana AR-GE ve tasarım çalışmalarını odak noktası olarak görmüş ve bu alana ayrı bir önem vermiştir.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından da onaylı olan AR-GE merkezimiz; her ülke insanı için ayrı düşünüp üreten yetkinlik, hız ve donanıma sahiptir.

Şirketimizin ürün çeşitliliğini inovasyon ve kalite ile buluşturabilmedeki bu hızı, global tercihlere cevap verebilme yeteneği olarak önemli bir avantaja dönüşmekte ve yeni ürün sunma dinamiklerimizi olumlu etkilemektedir.

Bünyesinde 70 tam zamanlı araştırma ve geliştirme çalışanı barındıran AR-GE merkezimiz için ayırdığımız bütçenin ciromuzdaki payı %3 civarındadır ve bu oran Türkiye ortalamasının hayli üzerindedir.

AR-GE Merkezimiz, inovasyon boyutları yüksek, TÜBİTAK destekli TEYDEP projeleri ve üniversite-sanayi iş birliği kapsamında San-Tez projeleri gerçekleştirmeye devam etmektedir.

Panasonic grubuna dahil olduktan sonra AR-GE merkezimiz, Panasonic AR-GE takımları ile pek çok farklı proje üzerinde çalışmaya başlamıştır. Bunlara; özellikle geleceğin akıllı şehirlerinin alt yapısını oluşturacak olan akıllı şebekelerin temel taşı niteliğindeki akıllı sayaçlar ve PLC teknolojili uzaktan okuma sistemlerini örnek verebiliriz.

Bu projenin hayata geçmesi, ülkemiz için hayati önem taşıyan enerjinin verimli kullanımı ve yönetilmesi, kayıp ve kaçakların izlenmesi gibi pek çok konuda önemli katkı sağlayacaktır.

Sektörüm Dergisi– Akıllı ev sistemleri alanında sunduğunuz çözümler hakkında okuyucularımıza bilgi verebilir misiniz?

Mutlu KUTLU– Panasonic Eco Solutions Türkiye olarak, Thea IQ Bіna Otomasyon Sistemlerimizle evlere akıl katıyoruz.

Thea IQ Bіna Otomasyon Sistemi, çok özel teknoloji ve yazılımlar sayesinde önceden belirlediğiniz senaryoyu evinizde uygulama imkanı tanıyor.

Panasonic Eco Solutions Türkiye ise Türkiye’de akıllı ev sistemleri olarak da bilinen bu teknolojiyi hayata taşıyan kuruluşların en önemlileri arasında yer alıyor.

Thea IQ Bina Otomasyon Sistemleri; iklimlendirme, aydınlatma ve perde-panjur kontrolünden güvenlik sistemleri entegrasyonuna kadar bir binada ya da dairede konfor, enerji tasarrufu ve güvenlik için çok yönlü çözümler sunuyor.

Bu sistem, hem evlerde hem ofislerde hem de otel, restoran gibi ticari işletmelerde rahatlıkla kullanılabiliyor.

İsterseniz tatildeyken akıllı telefonunuzdan ya da bilgisayarınızdan evinizi izleyebilir, aynı şekilde evde yokken dilediğinizde ışıkları yakarak ya da yüksek sesle müzik çalarak davetsiz misafirleri uzak tutabilirsiniz.

Benzer konfora iş yaşamında da sahip olmak mümkün. Örneğin bir sunum gerçekleştirecekseniz ofisin ışıklarının otomatik olarak kapanması sağlanabiliyor.

Thea IQ bina otomasyon sistemleri dokunmatik ekran ve uzaktan erişim sistemleriyle donatılabildiği gibi enerji verimliliğine yönelik basit uygulamalarla residence, AVM, hastane ve ticari binalara da kolaylıkla uygulanabiliyor.

Thea IQ, kapsamlı özellikleri sayesinde Türkiye’nin en prestijli projelerinin tercihi olmaya da devam ediyor.

Thea IQ, tarafından Türkiye’de ilk kez uygulanan IP tabanlı intercom sayesinde, her daire otomasyonu kontrol ettiği panel üzerinden, binanın güvenlik görevlisi ile görüntülü konuşabiliyor.

Thea IQ Akıllı Ev Sistemlerinin kullanıldığı projeler, emsallerine oranla daha yüksek bir değere sahip oluyor.

Önümüzdeki dönemde Thea IQ ile tüm yeşil bina konseptli ve akıllı villa ev otomasyon projelerinde olmayı hedefliyoruz.

Şirketimiz, Thea IQ Bina Otomasyon Sistemlerinde, Avrupa’nın bu konuda özel bir standart olan KNX protokolünü uygulayan sektörünün ilk kuruluşlarından birisidir.

KNX protokolü ile enerji yönetimi, aydınlatma, klima, perde, panjur, sulama, televizyon, fırın, çamaşır makinesi, duman dedektörü gibi farklı cihazlar birbirine bağlanıp tek bir panelde kontrol edilebiliyor.

Yakın gelecekte akıllı ev sistemi kullanmak isteyenlerin, satın alacakları ürünlerde KNX protokolü olup olmadığına dikkat etmeleri dahi gündemde olabilecek.

RÖPORTAJ : Sektörüm Dergisi

Mutlu Kutlu
Panasonic Eco Solutions Türkiye İcra Kurulu Üyesi,
İnsan Kaynakları ve Kurumsal Gelişim Departmanı