namik yener görseli

Patlama riski olan bölgeler Avrupa normu içinde bir yönetmelik çerçevesinde toplanmıştır.

Yapılması gereken ve alınması tavsiye edilen önlemler belirtilmiştir. Bu konuya kısaca temas etmek de fayda var çünkü uygulamada bu konuda sıkça hatalar yapılmaktadır. Ex ortamlar genellikle iki safhada incelenir. Birinci safha genellikle patlama ve yanma riski olan likid ve gaz formunda olan solventlerdir. Bu grup bölgeler 3‘e ayrılır;

Bölge 0 : Kesintisiz (sürekli) patlama riski olan bölgelerz,

Bölge 1 : Büyük sıklıkla patlama riski olan bölgeler,

Bölge 2 : Ara sıra patlama riski olan bölgeler.

İkinci safha ise, tozlu ortamlarda karşımıza çıkan patlama riskidir. Bu grup da kendi arasında 3 bölgede incelenir.

Bölge 20 : Kesintisin patlama riski olan bölgeler,

Bölge 21 : Büyük sıklıkla patlama riski olan bölgeler,

Bölge 22 : Ara sıra patlama riski olan bölgeler.

Bölge 0 veya 20 de patlamaya karşı alınacak tedbirler, bu yönetmeliğe uygun malzemelerin kullanılması ile birlikte bu bölgede yapılacak çalışmalar için önceden belirlenen prosüdürlere harfiyen uyulmasını gerektirir. Elektrik malzemeleri genellikle kendiliğinden patlama emniyetli tasarımlar veya alev sızdırmaz ekipmanlardır.

Patlama riski olan alanlarda en büyük sebep genellikle statik elektrik yüklenmelerdir. Statik elektrik çoğu zaman 30.000 – 40.000 Volt mertebelerine kadar çıkabilir. Yük değeri küçük olmasına rağmen, yüksek gerilim altında çok küçük mikroamper büyüklüğünde statik elektrik deşarjları riskli ortamları patlatacak büyüklüktedirler.

Ortamdan statik elektriğin uzaklaştırılması için topraklama önlemlerinin alınmış olması gerekir. Sistemlerin elektrik ileten parçalarının toprağa göre dirençlerinin 10.000.000 Ω dan küçük olması gerekir. Bunun yanı sıra kısa devrelerin oluşması da ex ortamlarda hiç istenmeyen durumlardır. Çünkü bir kısa devrenin oluşturduğu patlatma enerjisi, statik elektrik enerjisine göre çok daha büyüktür. Bu sahalarda çok özel üretilmiş elektrik ekipmanı kullanılır.

Teknik elemanlarımız çoğu zaman patlamaya karşı alınan önlemler ile yanmaya karşı olan önlemleri birbirileri ile karıştırmaktadır. Bazı işletmelerde patlama sonrası ortaya çıkan yangın toplam felaketin yanında hiçbir şey sayılmaz.

Toz prosesleri de aynı solvent buharında olduğu gibi şiddetli patlamalara sebep olur. Her ikisinin bir arada olduğu prosesler ise çok daha fazla tehlikelidir.Fiziksel büyüklüğün, işlenip sahada istenilen değere dönüştürülmesi bir proses gereğidir. Prosesimizin ihtiyaç duyduğu ölçüde fiziksel parametreleri büyütüp eksiltmek ise, teknolojik bir talep ile ortaya çıkar. Şöyle ki bazen ısının istenilen değere kısa sürede ulaşması için vana tam açılırken bazen bu değere ağır ağır çıkması şeklinde komut yollanır. Fiziksel parametreleri yönetmek için otomasyon da başlangıçta farklı yöntemler uygulanmıştır. Bunları sırası ile yazacak olursak;

1. Proporsiyonel otomasyon (P),

2. Diferansiyal veya Integral otomasyon ( I,D, ),

3. Müşterek vurgu otomasyonu ( P,I,D).

Son olarak da 1980’li yıllarda gündeme gelen, bulanık bellek de dediğimiz fuzzul logik otomasyon yöntemi proseslerde kullanılmaktadır. Tüm bu yöntemlerden hangisinin seçileceğine teknoloji uygulayıcısının istek ve hassasiyetleri dikkate alınarak seçim yapılır. En yaygın kullanım ise PID kontrolü olarak karşımıza çıkar. Otomasyon çizelgesinde istenilen zamanda arzu edilen fiziksel değere ulaşmak için ve bu noktada asimptotik ilişkiye girmesi için bu analiz yapılır ve sonrasında uygulanır. Farmasötik uygulamalar da en çok ısının yönetiminde gündeme gelen bir konudur. Reaktör ısılarının yönetimi, kurutma ve sterilizasyon fırın ısılarının ayarlanmasında gündeme gelir. Isıya duyarlı ürünlerin aşırı ısıya maruz kalması, bu moleküllerin etkinliğini kaybetmesi manasına gelir.

Gelecek sayıda görüşmek dileğiyle..