Bir sektör düşünün…

Gelecek 5 yılda Türkiye içinde yapılması planlanan alım miktarı kamu-özel birlikte en az 3 milyar dolar olsun. Yani yılda 600 milyon dolardan, ayda 50 milyon dolardan fazla olsun…

Böyle bir talep durumu hangi yatırımcıyı cezbetmez?

Hele bir de, Türkiye’nin belirli ihracat pazarlarında da aynı sektördeki alım miktarının bunun en az on katı olduğunu tahmin ediyorsak.

Evet, Led aydınlatma sektöründen bahsediyoruz.

2015-2020 yılları öncelikli olarak öngörüldüğünde Türkiye’de sadece cadde-sokak ve park aydınlatmalarının led aydınlatmaya dönüşümü için harcanacak para 1.5 milyar dolar civarında. Buna önemli sanayi kuruluşları ve öncelikli özel tüketim alanlarının led’e dönüşümü için tahmin edilen 1.5 milyar doları eklediğimizde en baştaki rakamı buluyoruz.

Başta enerji verimliliği ve enerjide tasarruf politikaları uyarınca Led’e dönüşüm, kamu alım mevzuatlarında giderek daha etkin bir şekilde yer almaya başlıyor.

Öte yandan, sanayi tesislerinde de başlı başına bir dert olan enerji giderlerinin hatırı sayılır bir kısmı da aydınlatmadan oluştuğu için, özel sektörde de lede dönüşüm giderek ön plana çıkan bir başka yatırım ve harcama alanı. İkisini birlikte ele aldığımızda ise karşımıza, başka hiçbir sektörde kolay kolay gerçekleşemeyecek ciddi bir alım potansiyeli ortaya çıktığını görüyoruz.

Ve bu rakamlar, iyimser tahminler ya da dayanaksız öngörüler olarak değil; hem bilimsel veriler hem de gerçekçi dünya realiteleri olarak teyit edilmiş durumda.

Aslına bakarsak, global dünya ekonomisinde ve yine global teknolojik trendlerin varlığında gözlemlersek, dünyada led teknolojilerinin yakın geleceğinin çok daha astronomik rakamlarla ifade edildiğini de görmek gayet kolay.

Ancak bu yazımızın konusu temel olarak Türkiye iç piyasası hakkında ve iç piyasaya arz’ı gerçekleştiren yerli ve yabancı firmaların genel durumu olduğundan, şimdilik dünya ölçeğinde bir değerlendirmeyi başka zamana bırakıyoruz.

Fakat önemli bir anekdot olarak şunu da kısaca vurgulamadan geçmemek lazım belki. İlk planda Avrupa ve Amerika kıtası ülkeleri değil ama özellikle Orta Asya-Orta doğu ve uzakdoğunun gelişmekte olan ülke ve pazarları göz önüne alındığında; Türkiye’nin mevcut ihracat hedef pazarları olan yerlerdeki Led’e dönüşümle ilgili büyük potansiyelin en az Türkiye’nin 10 katı olduğunu da mutlaka bilmek gerekiyor.

Bu sebeple özellikle Türkiye’deki yerli firmalarımızın bu büyük pasta ve paydan ne oranda nasipleneceklerine dair fikir yürütürken, bu firmaların ihracat projeksiyonlarının da önemine mutlaka değinmek gerekecek.

Evet…

Önümüzdeki 5-6 yıl içerisinde 3 milyar dolara yakın bir hacme sahip bir alım-talep piyasası var karşımızda. Ve daha da cazibi; bu alımın muhtemelen en az %40’ının kamu tarafından yapılması söz konusu.

Led ve led teknolojileri ile az-çok ilgili hangi yatırımcının ya da yatırımcı adayının ilgisini çekmez değil mi bu pasta? Evet bildiniz, gayet çok sayıda yatırımcının, ithalatçının ya da açık gözün ilgisi çekmiş bulunuyor led sektörü; sonuçta uyanık-girişimci ve de fırsatlara duyarlı bir milletiz.

30’dan fazla üst düzey; ( yani hacim olarak en az 2-3 milyon dolar yatırım yapan, 100’ün üzerinde çalışanı ve belirli teknolojik altyapısı ve ithalat-ihracat yurtdışı bağlantısı bulunan)

100’e yakın orta düzey; ( yani 1-1,5 milyon dolar yatırım yapan, 30-80 arası çalışanı ve orta seviyesi üretim ve yurtdışı bağları bulunan)

500’den fazla atölye-merdiven altı imalathane olarak alt düzey ( 100-500 bin dolar yatırım yapan, 10-20 çalışanı bulunan) BİR ÜRETİM VE ARZ PİYASAMIZ BULUNUYOR.

100’den fazla sayıdaki ciddi ithalatçı ve 500den fazla orta düzey ithalatçı firmamızı da es geçmeyelim.

Madem bu yazımızın konusu acizane bu gelecekteki büyük pastadan daha çok ve daha az kimlerin pay alabileceğini tartışmak, o sebeple en büyük gibi görünen 100 firmayı kriter olarak el alalım ki tez ve görüşlerimiz daha net anlaşılsın.

NEDİR LED SEKTÖRÜ?

Hem dünya aydınlatma terminolojisinde hem de Türkiye’deki üretim segmentasyonunda led aydınlatma; malumunuz iç ve dış olarak 2 ana gruba ayrılıyor.

Bu iki ana başlıktan sonraki ayrışma da daha çok kullanım alanlarına göre detaylanıyor, her ne kadar bazıları birbiriyle örtüşse de. Sokak cadde- Park-Bahçe- Zemin, Havuz, Yürüme Yolları-Bollard- Alan ve cephe ve de çizgisel, gömme ve sarkıt aydınlatmalar vs. vs. gibi.

İster istemez bu temel ürün segmentlerinin alıcı kitleleri ayrı olduğu gibi, üretim-pazarlama-arge ve teknolojileri de farklılık gösteriyor.

Zaten bu sebepten dolayı şu an Türkiye’de sektörün en büyük 10 firması bile, tüm bu segmentlerin hepsinde aynı anda iddialı değil.

Buna sebep de; hem bu ürünlerin tamamının Türkiye’de ve yüksek oranlardaki üretim yüzdesi ile üretilmesinin fizibıl olmayışı hem de tüm bu başlıklarda yeterli teknolojik seviyede ve uygun maliyetle üretim yapacak kadar büyük yatırımı tek başına yapabilecek kadar büyük bir firmamızın henüz bulunmaması.

Kısacası henüz bir OMS ya da IGUZZINI çıkarmış değiliz. Ya hazır değiliz ya da henüz uyanmadık. ( O kadar büyük yatırımı yapacak kadar finansmanı olan firmamız yok deyip, büyük ağalara ve para babalarımıza ayıp etmek istemem)

Lafı fazla uzatmadan gelelim bu 100 büyük firmamıza genel bakışımıza.

Şu an sektörün en büyük olduğu tahmin edilen ilk 2 tanesini örnek alalım. ( Tabii ki isim vermiyoruz, bazen dostlar fazla alıngan olabiliyorlar çünkü)

Birinci firmamız kuruluş olarak eski ve ciddi bir kurumsal kültür ve altyapısı var. Her ne kadar led aydınlatmaya odaklanışı 2000’lerde başlasa da, şu an sektörün en prestijli ve bilinen firması.

300’den fazla çalışan, 6000 metrekareden fazla bir üretim alanı, 10 dan fazla arge personeli, 20 den fazla segmentte 300’e yakın ürün çeşidi ve yıllık 20 milyon doları biraz geçen bir ciro. Bunun tahminen 8 milyon doları 20’den fazla ülkeye proje bazlı ihracat.

İkinci firmamız ise, yakın zamanda yerli ortakların bazı sorunları ve finansmanla ilgili sorunlar sebebiyle kötü günler geçirirken, Avrupalı bir yabancı ortağın hem finansman hem de profesyonel yönetim olarak işe dahil olmasıyla büyük bir ivme yakalamış bir firma.

Tam olarak ciro ve yurtiçi-yurtdışı pay rakamlarını bilemesek de, tahminen 60-70 milyon tl yani 23-25 milyon dolar cirosu olan ve bunun tahminen en az 5 milyon dolarını ihracatta yakalamış bir başka firma.

Şimdi bu 2 firmadan hareketle bazı ilginç noktalara bakalım.

1.sinin profesyonel bir pazarlama iletişimi stratejisi hatta bir pazarlama ve satış müdürü bile yok, bir ortak o işlere odaklanmış durumda.

Hala bazen fiyat verme bazen küçük sorunlarla ilgilenme yükü bile onun sırtında. 8 milyon dolara yakın olan azımsanmayacak ihracat hacmi kaç kişilik dev ekiple yakalanmış olabilir:1. Tabii ki bir kişinin dehası ile değil, ciddi ilişkiler bulunan ve büyük yurtdışı işleri yapan taahhüt grupları işin sırrı; yani asıl satış aranıp bulunan büyük yabancı alıcılara değil, proje ihracatı denebilecek yerli gruplara.

Firmada sadece yurtdışı Pazar araştırması ve pazarlamaya bakan kimse yok. Sektörde nam iyi, prestij iyi; ama maalesef hızlı büyüme ve hızlı satışlara ayak uydurabilecek üretim planlama ve altyapısı yetersiz olduğundan aksamayan ya da gecikmeyen teslimat yok.

2.firmamızın ise ilki kadar geniş üretim ve ürün çeşitliliği yok, ama özellikle ticari piyasalarda etkin. Her ne kadar anadolunun %50’sinde bir pazarlama ve müşteri ağı olmasa da İstanbul ve büyük merkezlerde etkin olduğu için, cirolar gayet iyi.

Her ikisinin de en büyük avantajı, kaliteli ürünler yapmaları, ürünün arkasında ve marka imajının farkında olmaları, proje geliştirme ve görselleştirme becerileri ve de sektördeki olumlu imajları.

2.sine zaten Avrupalı ortak gelmiş diğerine de arap yatırımcıların artan bir ilgisi var.

Ama ne ilginçtir ki, cadde-sokak aydınlatması 2 firmanın da en az ilgilendiği ve en zayıf olduğu konu.

Eğer ivmelerini bozmazlar ve açıklarını kapatırlarsa şu an 50-60 milyon dolar edebilecek maksimum marka ve fiziki yapı değerleri, muhtemelen 3 yıl içerisinde 100 milyon dolarların üstüne çıkabilecek.

Konu renkli olunca ve çok detay barındırınca insan ister istemez konuyu dağıtıyor.

Gelelim başlıktaki sorumuzun cevaplarına;

Aslında bu 2 örnekte az çok temas etmiş de sayılırız ama;

Kısaca özetleyip, gerisini değerli okuyucunun ve de sektör bileşenlerinin takdirine bırakalım.

Sektördeki en büyük 100 firma arasında belirli üretim kalite standartlarını sistemli bir şekilde ( üretim planlama-arge-ürge-insan kaynağı-teknolojik altyapı-labaratuar ve yönetim) sağlamış firma sayısı 20 bile değil.

Kimi kaliteli ama sistemsiz, kimi kaliteli-sistemli ama planlamasız vs vs.

  • Yine bu 100 firmamızdan homojen ve stratejik bir dağılım-planlamayla tüm Türkiye pazarına hitap eden bir stratejisi ve sistemi olan firma sayısı 10 bile değil.
  • Satınalma konusunda tam profesyonel tedarik sistemi ( yerli ve yabancı-ithalatçı tedarikçiler) ve ciddi Pazar araştırma yapma becerisi olan firma sayısı da 20 bile değil.
  • Bir IGUZZINI gibi marka lansmanı-vizyonu ve pazarlama felsefesi ve araçları olan firma sayısı, inanmayacaksınız ama 3 bile değil.
  • Kendini OMS gibi anlatan ve detaylandıran firma sayımız 10 bile değil.
  • Hedefte ve de yakında, hem de bugün ve çok yakın zamanda; 15-20 milyar dolarlık bir ihracat pazarı varken; bırakın yurtdışı ofis-temsilcilik ya da çözüm ortaklığı modeli olmasını, içinde 5 profesyonel uzmanın çalıştığı dış ticaret departmanı olan firma sayısı bence 5 bile değil, yanılıyorsam biri beni düzeltsin.
  • Bazıları az önemser ya da hiç önemsemez bilemem ama; sektör gelişimi ve tüketici bilinçlendirmesi için çok önemli olan PR-Halkla İlişkiler ve stratejik kurumlarla ( Üniversiteler-meslek odaları-meslek dernekleri-tüm medya) olan ilişkileri ve projeleri yönetecek, sektörü ve gittiği yönü iyi bilen kurumsal iletişim uzmanı olan her hangi bir led aydınlatma firması ben duymadım.

Başlıkta “3 milyar dolarlık pastayı kimler paylaşacak” mı demiştim?

Daha başka bir şey yazmama gerek var mı?

Sektörüm Dergisi 55.sayı

MAKALE: Uçkan APAK