Pandeminin Üretim Sektörlerine Etkileri

Korona virüsünün hızlı yayılma özelliği nedeniyle sınırların kapatılması, uçuşların yasaklanması, seyahat kısıntıları, dernek ve iş toplantılarının yapılamaması gibi nedenler ticarette önemli bir daralmaya sebep olmuştur.

Hızlı bir şekilde alınan tedbirler nedeniyle de hiçbir sektör yeni duruma hazırlık yapamamış ve herkes hazırlıksız bir şekilde ciro düşüşü veya faaliyetlerin durması ile yüz yüze kalmıştır.

Bu durum beklenen bir durum olmadığı için çek, maaş, krediler ve kiralar gibi nakit ödeme isteyen giderler birçok işletme tarafından yapılamamıştır.

Öz kaynakları çok güçlü olanlar ayakta kalmayı başarabilse de bundan zarar görenler oldukça fazladır. Alınan kamusal tedbirlerin ekonomide tahribata yol açmaması için bir dizi destek paketleri açıklanmıştır. Burada amaç firmaların ayakta kalmasına destek vermektir.

Yaşanan sürecin ne zaman biteceği henüz net olarak belli olmasa da ekonomide açtığı yara açıklanan verilerle daha net görünmeye başlamıştır.

Kapasite Kullanım Oranları da Bu Verilerden Biridir

TCMB tarafından açıklanan Haziran 2020 ayı kapasite kullanım verilerine bir bakalım;

  • İmalat sanayi genelinde kapasite kullanım oranı bir önceki aya göre 3.4 puan artarak %66 seviyesine ulaşmıştır.
  • Mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı ise 3.1 puan artarak %65,8 seviyesinde gerçekleşmiştir.

Söz konusu veriler bir önceki ay verilerine göre oldukça iyidir. Pandemi öncesi kapasite kullanım oranlarının %75 civarında olduğunu düşünürsek henüz yolun başında olduğumuzu görebilirsiniz. Türkiye’de %80 civarı kapasite kullanım oranı, her şeyin yolunda olduğu bir seviyedir.

Biraz daha detaylara bakalım;

Tüketim mallarında kapasite kullanım oranı 56,3 seviyesinden 62,4 seviyesine, dayanıklı tüketim mallarında 45,3 seviyesinden 62,6 seviyesine, dayanıksız tüketim mallarında 58,4 seviyesinden 62,4 seviyesine,ara mallarda 64,5 dan 67’ye ve yatırım mallarında 64,6’dan 67’ye yükselmiştir.

Söz konusu veriler Mayıs’a göre bir toparlanma sürecine girildiğini işaret etmektedir. Ancak istenen seviye 82’ ler civarı olduğundan, kriz öncesi 72 oranları en azından kriz öncesine dönüldüğü izlenimi verecektir.

Kapasite kullanım oranlarında bu kadar ciddi düşüş, ciroları da olumsuz etkileyecektir. Cirosu düşen firmaların tahsilat hedeflerinin gerçekleşemeyeceği de açıktır.

Alınan ekonomik tedbirler doğrultusunda sağlanan destekler, krediler söz konusu sorunu ne kadar çözecek bilmiyoruz. Ancak Pandemi sonrası tüketici davranışlarını dikkate alacak pazarlama politikası geliştiremeyenler, eskiye göre daha fazla satış zorluğu yaşayabilirler.

Piyasada bollaşan paranın bir yandan enflasyonu artırma riski bulunurken, bu kredilere kolay ulaşamayanları da pek kolay olmayan günler beklemektedir.

Pazarlama ve satış dahil tüm birimlerini verimli bir şekilde kullanabilen firmalar sorunu daha kolay atlatacaktır. Her şeyi bildiğini sanan tek kişi tarafından yönetilen firmalar ise fırsatları kaçırma riskiyle karşı karşıya kalabilirler.

Görüşmek dileğiyle…