İnsan Merkezli Aydınlatmaya Başlamak için Henüz Çok Erken
İnsan Merkezli Aydınlatmaya Başlamak için Henüz Çok Erken

Konunun dünya genelindeki otoritesi, insan merkezli aydınlatmaya başlamak için henüz çok erken olduğunu ifade etti. Oxford Üniversitesinden Dr. Russell Foster, global sektörün bir araya geldiği Light + Building 2018 fuarında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Işığın gündüz ve gece döngüsü boyunca insan biyolojisi üzerindeki etkilerini bilmeksizin insan merkezli aydınlatma geliştiremeyiz.”

Günümüzde üreticilerin benimseyebileceği hiçbir standart aydınlatma çözümü bulunmuyor. Foster dinleyenlere net bir şekilde şunları söyledi: “Bunu gerçekten bilmiyoruz.

Günümüzde, sirkadiyen ışık maruziyetine ilişkin olarak tek bir aydınlatma sistemi ile herkese hitap edilmesini imkansız hale getiren pek çok bilinmeyen mevcut. Örneğin, insanlar farklı ‘kronotiplere’ sahiptir -bazıları ‘tavuk’ ve bazıları da ‘baykuş’ olarak nitelenebilir ve ışık bu grupları farklı şekillerde etkilemektedir.

Foster aynı zamanda geçtiğimiz yıllarda edinilen bilimsel bilgilere de açıklık getirdi.

Örneğin, 300 ile 500 lüks arası standart ofis aydınlatması düzeyleri görsel sistemi uyarmak için yeterli olsa da bunlar ‘sirkadiyen sistemi uyarmak için yeterli değildir’ ve alt buçuk saat gibi uzun bir süre sonunda ancak bunu başarabilir. Akademik toplumun geçmişte maruziyet profili hakkında endüstriye ‘karışık mesajlar’ verdiğini ise kendisi de kabul etti.

İnsan Merkezli Aydınlatmaya Başlamak için Henüz Çok Erken
İnsan Merkezli Aydınlatmaya Başlamak için Henüz Çok Erken

Foster’ın bu sert mesajı, bu konsepti ticari hale getirmeye hazır olan sanayi çevrelerince evrensel olarak benimsenmeyecek. Pek çok aydınlatma üreticisi bu alana yatırımlar yaptı ve Frankfurt’ta gerçekleştirilen etkinlikte ‘insan merkezli aydınlatma sistemleri’ adını verdikleri ürünleri tanıtıyorlardı.

Nörolog Russel Foster 1991 senesinde Oxford Üniversitesinde üçüncü ışığa duyarlı göz hücrelerini keşfeden ekibin başındaydı.

Bu hücrelere doğal olarak ışığa duyarlı retinal ganglion hücreleri adı verildi ve bu hücreler yaklaşık 480nm düzeyindeki dar bir mavi ışık aralığına duyarlılar. İşte bu hücreler, sirkadiyen ritmimizi ışık ile kontrol etmemizin anahtarını oluşturuyor.

480nm mavi düzeyi belirli bir seviyenin altına düştüğü zaman epifiz bezine melatonin adı verilen bir hormon salgılaması emri veriliyor. Vücudun uyku örüntüsünü etkin bir şekilde belirleyen biyokimyasal haberci de tam olarak bu hormondur.

Bu keşif ışığın bizler üzerindeki güçlü etkisini daha iyi anlamamızı sağladı. Bazıları ışığı, sirkadiyen ritmimizin yanı sıra sağlığımızı da kontrol etme gücüne sahip bir çeşit ilaç olarak tanımlamaya başladı.

oxford görsel

Aydınlatma endüstrisi ise insanlarla daha uyumlu çalışan aydınlatma sistemleri yaratma imkanı sunması nedeniyle hiç de şaşırtıcı olmayan bir şekilde bu keşfe atladı.

Bu keşif, aydınlatma ürünlerinin metalaştığı bir dönemde ‘sirkadiyen aydınlatma’ için yepyeni bir pazar sunuyor. Geliştirilen ilk sistemler günümüzde bazı okullara, iş yerlerine ve bakım evlerine yerleştirilmiş bulunuyor ve bunların ışık yoğunlukları ve renk sıcaklıkları gün içerisinde değişerek tesis sakinlerine sözde faydalar sunuyor.