Korona sonrası normalleşme sürecine yavaş adımlarla girerken, en çok dikkat çeken konulardan biri de kuşkusuz toplumsal iletişimde yaşanan değişiklikler oluyor.

İletişim kalıplarımızın salgın öncesine göre büyük ölçüde değişeceğini şimdiden söyleyebiliriz.
Yakın bir zamanda geçirdiğimiz bayram birçoğumuz için buruk bir tat bıraktı.

Büyüklerimizi ziyaret, küçüklerimizi mutlu ettiğimiz ve karşılıklı sohbetten, sarılmaktan ve bir arada olmaktan doyasıya tat aldığımız bayramların aksine, yaşadığımız son tecrübede boşluğu evlerimizde çeşitli dijital uygulamalar vasıtasıyla görüşmeler yaparak doldurmaya çalıştık.

İletişim (Communication)
İletişim (Communication)

Böylece, bayram pratiklerimiz dahi ciddi bir dönüşüme uğradı. Herhalde bu sosyokültürel iletişim değişikliği, bu alanda çalışan sosyologlarımız için harikulade bir araştırma sahası olacak.

İletişim kavramının da kökten dönüştüğünü, bizi yeni bir dünyayla tanıştırdığını görebiliyoruz. Öyleyse, iletişim hakkında daha detaylı düşünmek, “Yeni Dünya” düzenini kavrayarak uyum sağlamada en değerli anahtarımız olacaktır.

Varlığımızın doğal bir yansıması olarak çeşitli formlar, kanallar, jestler ve ifadeler aracılığıyla sürekli olarak iletişim kuruyoruz. İletişim; düşünce, bilgi, duygu ve fikirleri jest, ses, semboller, işaretler ve ifadeler aracılığıyla bir kişiden diğerine aktarmak anlamına gelir.

Özetle 3 dinamikte toplayabileceğimiz (Gönderen, Alıcı ve Kanal) herhangi bir iletişim sürecinde yalnız insanlar değil, gezegeni paylaştığımız diğer tüm canlıların da, kendine
has yöntemlerle aktör olduğunu hatırlayalım.

İletişimi Sembolize Eden Denizde Su Şişesi Görseli

Bir iletişim süresince kelimelerin yanı sıra görseller, araçlar, rakamlar, emojiler ve aklınıza gelebilecek birçok şey duygu ve düşüncelerimizi iletmede bize yardımcı olur. İnsanlar fikirlerini bu araçlardan birini ya da birkaçını kullanarak karşısındakine aktarmaya çalışır.

Bu araçlara daha önceki İletişim Nedir, Neden Önemlidir? başlıklı makalemde değinmiştim.

Peki iletişim türleri nelerdir, Kendimizi anlatmak için hangi iletişim çeşitlerini kullanabiliriz?

Elbette bu sorunun cevabı düşünüş tarzımıza ve ölçeğimize göre değişebilir ancak genel bir sınıflandırma yaparsak karşımıza çıkacak üç çeşit temel iletişimden söz edebiliriz.

  1. Sözlü iletişim
  2. Sözsüz iletişim
  3.  Yazılı iletişim
  • Bunlar dışında gelişen teknolojinin bizle tanıştırdığı elektronik iletişim de artık sınıflandırmaya dahil edilebilir.

Her ne kadar elektronik iletişim unsurlarının büyük kısmı,aslında bu üç gruba (sözlü iletişim, sözsüz iletişim, yazılı iletişim) bir şekilde benzeşse de, önümüzdeki dönemde dijital iletişimin tüm bu 3 öğenin unsurlarına sahip ve hatta kapsar özellikteki biçimi, onu 4.kategori olarak
kuramlaştırmayı zorunlu kılacaktır diye düşünüyorum.

Bir video araması ile öğrencilerine ulaşan öğretmen; sözlü, sözsüz ve yazılı iletişime ait öğelerin tamamını kullanır.

Bu anlamda dijital dünyadaki iletişim, geleneksel türlerin bir karışımı, daha gelişmiş bir kanalı olmanın yanında, koku ve dokunma duyusu dışında tüm algısal özelliklere sahip olup, 3 geleneksel iletişim türünün araçlarını aynı anda kullanabildiği için çok daha geniş bir kavram.

Eğer yeni dünya düzeninin altın anahtarı olan iletişim sanatına sahip olmak istiyorsak, bu kaotik etkileşim alanının nasıl çalıştığına ve nasıl daha iyi faydalanabileceğimize dair kurallara yoğunlaşmak, ülke olarak, bu sahadaki çalışmaları, hak ettiği ciddiyeti göstererek arttırmak zorundayız.

İletişimde bir başka gruplandırmayı ise şu şekilde yapabiliriz: Öz iletişim (kişinin kendisiyle yaptığı iletişim türü), insanlar arası iletişim, grupsal iletişim, örgütsel iletişim ve toplumsal iletişim.

Sınıflandırmada kullandığımız ölçütlerimiz değiştiğinde listeler de değişecektir. Fakat iletişimin türü, niteliği, ortamı ve yapısı ne olursa olsun tüm şartlarda en önemli olgu mesajın istenilen biçimde alıcıya aktarılabilmesidir.

Öte yandan iletişim kurulan alan, zaman, şartlar ve daha birçok etken de mesajın alıcıya istediğimiz ölçüde aktarılabilmesi amacını doğrudan etkileyecektir.

“Mesajın alıcıya istediğimiz ölçüde aktarılabilmesi” genel bir prensiptir. Bu genel prensibi esas alarak, iletişim türümüz ne olursa olsun özel ve sosyal yaşantımızda hatta ticari hayatımızda çalıştırmak durumundayız.

Yeni iletişim teknolojileri insanlar ve toplumlar arasındaki zaman ve mekan farkını kaldırarak, daha yoğun bir etkileşim ortamını sunuyor.

Gelişen teknolojiyle birlikte iletişim süreçleri saçaklandı ve eskiye kıyasla çok daha geniş imkanlarla tanıştık. Bu dönemi “iletişimin altın çağı” olarak tanımlasak sanırım abartmış olmayız.

Elbette altın çağ kavramını, iletişimde duygusal süreçlerimizin sekteye uğradığı negatif yönlerini göz ardı ederek, diğer tüm iletişim araçlarını barındıran zengin yapısı nedeniyle bir terim olarak kullanıyorum.

Yine de bir arada olacağımız günlerin geri geleceği ana kadar, kendimizle baş başa kalma fırsatı yakaladığımız bu zaman diliminde, yeni iletişim koşullarına nasıl ayak uydurabileceğimizi düşünmek, en rasyonel pozisyon olacaktır diye düşünüyorum.

Önümüzdeki sayıda görüşmek dileğiyle,

1983 İstanbul doğumlu olan Nurşah Sunay aslen Of’ludur 🙂 Elektrik Aydınlatma sektöründe reklam satışı, marka danışmanlığı, sektörel fuar hizmetlerine kadar olan tüm Satış-Pazarlama birikimini, 2010 yılında kurduğu Sektörüm Elektrik Aydınlatma Dijital Dergisi’ne taşıyarak sektöre önemli katkı sunan bir medya organı oluşturmuştur. Farklı disiplinlerde bilgi edinmeyi kişisel ilgi alanı olarak benimsemiş; Ekonomi alanında Sermaye Piyasası ve Menkul Kıymetler Borsası, Dinler Tarihi alanında İlahiyat ve Gazetecilik alanında Yeni Medya lisans ve ön lisans eğitimlerini tamamlamıştır. Evli ve 4 çocuk annesi olan Nurşah Sunay, tüm mesleki faaliyetlerini, Sektörüm Dergisi’nin Dijital Medya Direktörlüğünü de üstlenen eşi Serdar Sunay ile birlikte yönetmektedir.