Son günlerde İstanbul, Ankara gibi popüler olan havalimanlarında orajlı gün sayısının artmasına paralel olarak yıldırım düşme olayları yaşandı, aslında ülkemizde birçok havalimanı benzer tehlikeleri sürekli yaşamaktadır.

Başta yangın olmak üzere, çalışan personelin ve yolcuların can güvenliğini tehdit eden yıldırım darbeleri hava trafiğini de ciddi yönde olumsuz etkilemektedir.

Düşen yıldırım darbesi tüm haberleşme sistemlerini çökerttebildiği gibi, kamera sistemi gibi tüm güvenlik donanımlarını da devre dışı bırakabilir. Havalimanlarında yaşanan bu kaos ortamı uçakların rötar yapması nedeniyle öncelikle zaman kaybına sonra ciddi bir maddi kayba en önemlisi de prestij kaybına neden olmaktadır.

Peki günümüz teknolojisini ve bilimsel çalışmalarında bu durumların önüne geçebilecekken niçin sürekli yıldırım sonucu oluşan kaos durumu ile karşı karşıya kalıyoruz? Bunun tek nedeni doğru yıldırımdan korunma sistemlerinin entegre bir şekilde hava limanlarımızda yer almamasıdır.

Öncelikle şu tabloyu çok net görebilmekteyiz ki ülkemizde birçok yapıda olduğu gibi paratoner sistemi hava alanlarında da yıldırıma karşı tek koruma önlemi olarak benimsenmektedir. Hem uluslararası hem de ülkemizde standart olarak kabul edilen IEC 62305 Standartında ise faraday sistemi risk 1 de yer alan alanlar için önerilmektedir.

Yuvarlanan küre metoduna göre yarıçapları hesaplanan kürelerin yakalama uçları aracılığıyla havalimanında açık otopark dahil tüm alanların risk yönetimi yapılarak özel programlarla dizaynı gerçekleştirilmelidir. Ve yangın riskine karşı tamamen izoleli yıldırım iniş sistemleri ile spark gap sönümleyiciler kullarak toprağa darbenin aktarılması sağlanmalıdır.

Kule haberleşme sistemi başta olmak üzere enerji, data ve koaksiyel hatların yıldırım sonucu devre dışı kalmaması için ise mutlakada AG Parafudr sistemi havalimanının tüm noktalarında kademeli olarak kurulmalıdır.

Örneğin kamera sistemini ele alırsak enerji çıkışının yapıldığı panolar, cat hatları, koaksiyel girişler, izleme odasında yer alan DVR sistemi B-C-D sınıfı Parafudrlarla sistem özelliklerine göre ürünler seçilerek koruma altına alınmalıdır. Bu noktada koordinasyonlu çalışan ve kimyasal sönümleme yapan ürünlerin tercih edilmesi gerekmektedir.

Apron ve kapalı alanalarda bulunan LED aydınlatma sistemleri, otomasyon ve kontrol sistemleri, server odası ve güvenlik geçiş noktaları yıldırım darbeleri karşısında en hassas noktalardır.

İzolasyonlu dış yıldırımlık sisteminine paralel olarak bu noktalarda mutlaka ag parafudr sistemi dizayn edilmelidir. Yalnız yıldırım darbeleri değil şebeke kaynaklı darbeler, harmonikler, ani gerilim düşümleri ve swiching darbelerine karşıda doğru sınıf seçildiğinde koruma sağlayan alçak gerilim koruma sistemleri havalimanları gibi stratejik noktalarda mutlaka tesis edilmelidir.

Ancak maalesef genel izlenimimiz korumanın sadece paratoner sistemi ile sağlandığı ve havalimanlarında büyük bir riskin oluşturulduğu görünmektedir.

Konuyu özetlerse pasif izoleli yıldırımdan korunma sistemleri ve B-C-D kademeli surge arrester sistemi havaalanlarında topraklama ve eşpotansiyel ile desteklenerek projelendirilmeli ve uygulanmalıdır. Her sistemin kendi içerisinde birçok hesabı ve seçim kriteri bulunmaktadır. Bu noktalarda uzman ekiplerden destek alınabilir fakat temel algı 4 lü korumanın mutlaka sağlanmasıdır.

Yıldırımdan Korunma Merkezi uzman mühendis ekibi olarak keşif ve tasarım çalışmalarında destek sunmaktayız. Doğru ürün seçimi ve uygulaması sonucunda Havalimanlarında kaos ortamının yıldırım kaynaklı oluşmasının önüne geçmek, yolcuların ve personelin güven içerisinde seyahatlarini gerçekleştirmelerini sağlamak tek dileğimiz.

Unutmamız gereken bir konu Deprem örneğinde olacağı gibi Yıldırım bir doğa olayıdır ve doğru bilimsel çalışmalarla tüm olumsuzlukların önüne geçilebilir.
Gelecek sayıda görüşmek dileğiyle..

MAKALE: Serdar AKSOY