Yakın zamanda Sayın Başbakan bankaların faizleri düşürmeleri gerektiği konusunda uyardı. Bu uyarı, reel ekonominin mevcut ekonomik şartlar nedeniyle faiz seviyelerini kaldırmakta zorlanmasından kaynaklanmaktadır. Gerek global gerekse yurt içerisinde bir türlü istenildiği kadar sağlanamayan büyüme ve canlanma faizlerin düşürülmesinin gerekliliğini de ortaya koymaktadır.

Peki Faizler Nasıl Düşecek?

Bir talimat ile düşmesi mümkün olsaydı bugüne kadar iktidara gelen her parti lideri bunu yapardı. Ancak son 15 yıldır faizlerin ciddi bir şekilde düşük olduğu olağanüstü bir dönemin de global bazda yaşandığını da unutmayalım. Buna rağmen TL faizlerinin 15-17 bandında sıkışmasının tabi ki ekonomik nedenleri var.

Öncelikle her defasında altını çizdiğimiz kurlardaki oynaklık önemli bir nedendir. Kurlarda geleceği göremeyen yabancı yatırımcı ister istemez getirisini de kur cinsinden garantiye almak isteyecektir. Bu durumda maliyetler biraz daha artacağından faizler bir miktar daha yukarıda oluşmaktadır.

Diğer bir neden kamu borçlanma gereği; bir ülke kazandığından fazla harcarsa ve bu harcamayı kredi kullanarak yaparsa, paraya olan talep o dönemde faizlerin düşmesini engeller. Yakın zamanda bir yabancı yatırım kuruluşu Morgan Stanley Türkiye’nin borç çevirme oranının 2017 yılında %1.8 den %2.1 e yükseleceğini, kamu borcu çevirme oranının da %129’lara yükseleceğini raporlamış.

Bu rapordaki beklenti gerçekleşirse, yani kamu ödediği borçlardan daha fazla para çekerse, piyasada ciddi durgunluğa bile neden olabilir. Bu durum paraya kamu talebinin artması demek olduğundan hazine bonosu ve devlet tahvili faizlerinin de düşmesi zorlaşır. O zaman mevduat ve kredi faizleri de düşemez.

Nedenlerden bir tanesi de kurdaki hareketler nedeniyle elimizde patlayan kura dayalı maliyet enflasyonu. 2017 Mayıs ayında 15,26 ile bir önceki aya göre düştü