<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>reklam &#8211; Sektörüm Dergisi</title>
	<atom:link href="https://www.sektorumdergisi.com/etiket/reklam/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sektorumdergisi.com</link>
	<description>Elektrik, aydınlatma malzemeleri otomasyon sistemleri dijital dergi ve sektörel haber portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 16 Apr 2024 00:09:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2019/04/cropped-sektorum-dergisi-512-512-logo-1-32x32.png</url>
	<title>reklam &#8211; Sektörüm Dergisi</title>
	<link>https://www.sektorumdergisi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Markaların Gücü Nereden Gelir?</title>
		<link>https://www.sektorumdergisi.com/markalarin-gucu-nereden-gelir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurşah SUNAY]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2021 10:51:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sektorumdergisi.com/?p=116063</guid>

					<description><![CDATA[Ocak sayımızla herkese merhaba; Bildiğiniz gibi 2020; başta pandemi olmak üzere tüm Dünya&#8217;da can sıkan bir dizi siyasi ve ekonomik olumsuzlukla baş etmek zorunda kaldığımız bir yıl oldu. Galiba hepimiz bir şekilde neye uğradığımızı şaşırdığımız ve hala bu hızlı değişime adaptasyon sağlamaya çalıştığımız günler geçiriyoruz. Ama hepsi bu kadar.. Hepsi bu kadar diyorum, çünkü; artık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ocak sayımızla herkese merhaba;</strong> Bildiğiniz gibi 2020; başta pandemi olmak üzere tüm Dünya&#8217;da can sıkan bir dizi siyasi ve ekonomik olumsuzlukla baş etmek zorunda kaldığımız bir yıl oldu. Galiba hepimiz bir şekilde neye uğradığımızı şaşırdığımız ve hala bu hızlı değişime adaptasyon sağlamaya çalıştığımız günler geçiriyoruz. Ama hepsi bu kadar..</p>
<p>Hepsi bu kadar diyorum, çünkü; artık yeni bir başlangıç yapmak zorunda olduğumuzu görüyorum. Bu başlangıcın en önemli hammaddesi ise mutlaka <strong>motivasyon</strong> olmalı.</p>
<p>Elbette amacım size pembe senaryolar üretmek ya da tatsız günler geçirenlerimize ütopik bir yaklaşım sergilemek değil.. Ancak sadece sızlanarak bir adım bile yol alamayacağımız konusunda hepinizle hemfikir olacağımıza eminim..</p>
<p>Üreten, satan, hizmet sunan, yani; bir biçimde ticari hayatın bir parçası olan tüm paydaşlar aslında duruşuyla, markasıyla, stratejisiyle kendi hikayesini yazar.. Elbette bu hikayede bazen hayatın getirdiği kötü süprizlerin satırlarını da okuruz. Fakat iş dünyasının her bir ferdi, bu zor satır aralarına ismini işlemeyi başaran ve imzasıyla parlayan insanlar değil midir?..</p>
<h2><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"><strong>Markalar?</strong></span></h2>
<p>Markalar da bu sıradışı motivasyonun ve hiç vazgeçmeyenlerin emekleri sonucu olarak doğarlar.</p>
<p>Her marka; bir dizi sesten oluşan bir isim ve birkaç renk ile bir parça geometrinin harmanlandığı bir logodur. Son derece basit bileşenlerle zihninizdeki son ve en lezzetli damla olmayı başaran <strong>markaların </strong>tüm sihri bundan ibaret midir? Kocaman bir HAYIR..</p>
<p>Bir eylemin değil, ancak bir sonucun ürünü olan <strong>markanın hakiki sihri</strong>; enerjisine hayranlık duyduğumuz bir genç olarak hayat bulmuş olsa da, onu değerli kılan başlıca esasla, hayat tecrübesinin yüzüne, sesine, tavrına bilgelik yüklediği olgun insan&#8217;da saklıdır..</p>
<h2><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>MARKA; Yenilmez bir kahramandır.</strong></span></h2>
<p>Öyle ki; marka olmayı başarmış firmaların geçmişinde de tıpkı<strong> insan </strong>gibi bir dizi iniş-çıkış hikayesi vardır. Hayatında ne tür sıkıntılar yaşarsa yaşasın, kaç kez düşerse düşsün, her defasında kalkıp üzerindeki tozları temizlemeyi bilen, düşen silahlarını alıp yeniden mücadeleye koşan yenilmez kahramanlardır markalar..</p>
<h2><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>MARKALAR; Sanatçıdır.</strong></span></h2>
<p>Dokunduğu hiç kimseye bulaştırmamak için, canı sıkıldığında yaşadığı hüznü, sancıları varken çektiği acıyı daima kontrol altında tutan, her şart altında yüzüne bir tebessüm yerleştirip, moral aşılayan insanların tutumu ne kadar asildir, öyle değil mi? Aynı asaleti yakalayan markalar da; her baktığınızda size <strong>güven </strong>ve <strong>estetik</strong> duygusu sunan sanatsal bir tabloyu çizen, <strong>faydacı</strong> bir üstattır.</p>
<h2><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>MARKALAR; Sorumluluk sahibidir.</strong></span></h2>
<p>Markaların tek stratejisi yarına dair hayatta kalma planından ibaret değildir. O, aynı zamanda yarını güzelleştirecek bilinçlendirmeyi yaparak, parçası olduğu arenanın tüm paydaşlarına ilkesel olarak bağlı, sosyal çevresine katma değer üretmeye odaklı bir sorumluluk anlayışını da benimser.</p>
<h2><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>MARKALAR; Yenilenmenin gelenekçisidir.</strong></span></h2>
<p>Doğayı izleyen her mucidin en önemli özelliği <strong>merak,</strong> en hayati yeteneği; <strong>analiz</strong>, en değerli eylemi ise <strong>emek</strong>&#8216;tir. Bu 3 arkadaşın bir araya gelmesiyle yazılır bütün başarı öyküleri. Fakat başarıyı sürdürmek, başarılı olmaktan çok daha zordur. Tevafukla elde edilmiş başarılar, gerçeğe bir katkı sunmadıkları için yok oluşa mahkumdur Tıpkı markalar gibi..</p>
<p>Bu nedenle bir marka; yenilenmenin en ateşli savunucusu, iflah olmaz gelenekselcisidir. Daima bir taş daha koymak, daima bir adım daha atmak, daima bi çıktı üretmek için önüne bakar. Bu bir mecburiyettir, ancak doğal gelişir. Araç kullanırken de 3 saniyeden fazla dikize bakmayız mesela.. Yoksa ne olacağını hepimiz iyi biliriz..</p>
<p>Tüm bu ifadelerden sonra vermek istediğim mesaj şudur: Türkiye&#8217;nin popüler gündeminin arka planında kalan en büyük ihtiyaçlarından biri; ürün ve hizmet bandında Dünya çapında kendini kanıtlamış <strong>markalara</strong> olan gereksinimi son derece elzem bir milli hayal ve hedeftir.</p>
<p>Çeşitli sektörlerde bu amaca ulaşan ve yaklaşan yerli firmalarımızın artmasının verdiği heyecanı neden elektrik ve aydınlatma sektöründe de yaşamayalım?</p>
<p>Öyleyse haydi; ilkeli hedeflere yürüyerek, başarılı işlere imza atacağımız yepyeni bir 2021 vizyonunu birlikte inşaa edelim. <strong>İnançla ve Sevgiyle..</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Renklerin Reklamlara Etkileri</title>
		<link>https://www.sektorumdergisi.com/renklerin-reklamlara-etkisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurşah SUNAY]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Nov 2020 14:58:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Reklam]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sektorumdergisi.com/?p=114117</guid>

					<description><![CDATA[İnsanların kişisel ihtiyaçlarını hedefleyen reklamların hazırlanmasında, sözsüz iletişim araçlarından biri olan renklerin doğru kullanımı oldukça önemlidir. Zira renkler; insan psikolojisi üzerinde etkili ve  güdümleyici bir etkiye sahip olduğu bugün artık bilinen bir gerçektir. Renklerin bilinçaltı etkilerini bilir ve doğru kullanmayı başarabilirsek, hazırlanan reklamları daha başarılı kılmak da mümkün olacaktır. Renkler aynı zamanda algılarımızı örgütleyici bir [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsanların kişisel ihtiyaçlarını hedefleyen reklamların hazırlanmasında, sözsüz iletişim araçlarından biri olan renklerin doğru kullanımı oldukça önemlidir. Zira renkler; insan psikolojisi üzerinde etkili ve  güdümleyici bir etkiye sahip olduğu bugün artık bilinen bir gerçektir.</strong></p>
<p><strong>Renklerin bilinçaltı etkileri</strong>ni bilir ve doğru kullanmayı başarabilirsek, hazırlanan reklamları daha başarılı kılmak da mümkün olacaktır. <strong>Renkler</strong> aynı zamanda algılarımızı örgütleyici bir etkiye de sahiptir. Örneğin; okyanus ferahlığı sloganıyla ambalajlanan bir kozmetik üründe kullanılan rengin MAVİ/YEŞİL tonlarında olması bir tesadüf değildir.</p>
<h2><span style="font-size: 14pt; font-family: verdana, geneva, sans-serif;"><strong>FARKLI KÜLTÜRLERDE RENKLER</strong></span></h2>
<p>Renklerin bilinçaltında yarattığı etki, kültürel kodlar ve arketiplerle sıkı sıkıya ilişkilidir. Bu, her zaman hedef kitlenizin kültürel yapısına da hakim olmanız gerektiğini ifade eder. Örneğin; Enerji’nin, kadim Mısır kültüründen bu yana binlerce yıldır YEŞİL ile simgelenmesi, yaygın bir toplumsal arketipe dönüşmüştür. Dolayısıyla <strong>“<a title="enerji verimliliği" href="https://www.sektorumdergisi.com/enerji-ve-enerji-verimliligi-hakkinda-bilmeniz-gerekenler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">enerji verimliliği</a>”</strong> mottosuyla hazırlanan bir reklamda yeşil kullanılması gayet doğru bir seçim olacaktır. Ancak global etkilerin yanı sıra renklerin her ülkede, dolayısıyla her kültürde farklı bir algıya sahip olduğu durumlar vardır;</p>
<p>Örneğin; saflık ve temizlik simgelediği için Batı’da gelinlerin giydiği beyaz, Orta Asya’daki bazı toplumlarda yas ve matemin rengidir. Doğu kültüründe ise ölümün, ilahi yolculuğun sembolüdür. Japonların beyaz karanfili gibi..</p>
<h2><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"><strong><span style="font-size: 14pt;">Renklerin Kokusu, Renklerin Sesi..</span></strong></span></h2>
<p>Renkler sembolik etkilerinin yanı sıra, fizyolojik etkiye de sahiptir. Bunun kulağa ilginç geldiğini biliyorum. Ama her rengin aynı zamanda bir tadı, bir kokusu da vardır. Çağın estetik algısına hapsolmadan bundan böyle burnunuzu daha çok sevin. Çünkü o; 1 trilyon koku algılayabilir ve duyularınız üzerinde %75 etkiye sahiptir. Yaptığı işe bakacak olursak bunu hak ediyor, öyle değil mi?..</p>
<p>Peki konumuz olan renklerle kokunun ilişkisi nedir? Hiçbirimizin duyuları sabit ve birbirinin aynı değildir. Bu durum konuyla ilgili deney yapmayı oldukça zorlaştırıyor olsa da, birçok araştırma göstermiştir ki; renkler psikolojik olarak bizi etkilemekten daha ileri giderek, koku ve tat alma duyularımız üzerinde fizyolojik bir etki de yaratıyor. Örneğin turuncu; baharat tadındadır, Mavi fresh kokar. Açık mavi tuzludur, eflatun parfüm gibi kokar..</p>
<p>Marka tutumu ve tüketicinin satın alma kararları ve eğilimlerini yönlendiren gücü bakımından, reklamlardaki en önemli görsel unsurlardan olan renklerin, etkileri bakımından kabaca bir tasnifini yapalım:</p>
<h3><span style="color: #ff0000; font-family: verdana, geneva, sans-serif;"><strong>Kampanyalarınız İçin KIRMIZI</strong></span></h3>
<p>Ateş sembolizmasıyla sıcak, harekete geçiren, aynı zamanda savaş, kan, tutku, meydan okuma, Genellikle sıcak satışı sağlayan kırmızıyı tüketiciye en hızlı ulaşan, vitrin ürünlerinizde ve kampanyalarınızda tercih edin.. Bu arada iştah da açtığı için  MC Donald’s ve Coca Cola gibi neredeyse tüm gıda markalarının tercihidir.</p>
<h3><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"><strong><span style="color: #0000ff;">Reklamınız Teknik Bilgi de İçeriyorsa MAVİ</span> </strong></span></h3>
<p>Su (deniz) sembolizmasıyla; sessizlik, sakinlik algısı ile rahatlatıcı etkiye sahiptir. Bireyi rahatlama hissiyle pasifize ederek daha az hareket etmeye ama daha çok düşünmeye sevk ederek alıcı konuma geçirir. Serinletici etkisiyle de su ticareti yapanların göz bebeğidir.</p>
<h3><span style="color: #339966;"><strong><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;">Ekonomik ya da Çevreci Ürün Reklamlarında YEŞİL</span> </strong></span></h3>
<p>Çünkü yeşil tabiat sembolizmasıyla; bereket, bolluk ve güvendir. İslam aleminde, dinsel, pozitif bir anlama da sahiptir. Tabiat ananın koynundaki insanoğluna yeşil daima güven ve bolluk verir. Bolluk; bir bakıma uygun fiyat demektir. Bu nüans sebebiyle en çok bankalar ve finans kuruluşları tercih etmiştir.</p>
<h3><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; color: #ffff00; background-color: #000000;"><strong>Etkinlik, Açılış ve Davetleriniz İçin SARI</strong></span></h3>
<p>Güneş sembolizmasıyla sarı; uyarıcı, harekete geçiren, neşelidir. Aynı zamanda dikkat çekici ve geçicidir. Bu yüzden uyarı ışıkları ve taksiler genellikle sarıdır. Bayi toplantıları, açılış ya da bir davet gibi süreli ve heyecan uyandıracak etkinliklerinizde kırmızı tonları ile beraber kullanmak akıllıca olacaktır.</p>
<p><strong><span style="background-color: #000000; color: #ffffff;">BEYAZ</span>: </strong>Tarafsızlık, saflık, istikrar, hijyen, güven.. Ruhsal bir temizliği de simgeler.</p>
<p><strong>SİYAH:</strong>  Türkiye ve Batı’da yas, Japonya’da ise mutluluk rengidir. Arka planda kontrast sağlarken, tüm ışığı yok eder. Konsantrasyonu sağlar ancak karamsar etki yaratır. Dışa kapalılığı imgeler.</p>
<p><strong><span style="color: #999999;">GRİ</span>;</strong> Ağır, hareketsiz, nötr etkilidir. Ciddi ve risk almayı sevmeyen hedef kitleye uygundur. Satış yapacağınız kurumlar kamu kuruluşları ise kullanabilirsiniz.</p>
<p><strong><span style="color: #ff99cc;">PEMBE</span>;</strong> Şirinlik, sevgi temsilcisidir, canlılık etkisi yaratır. Rahatlatıcı ve lezzetlidir. Çikolata üretiyor olsanız morla birlikte önerirdim..</p>
<p><span style="color: #000080;"><strong>LACİVERT</strong></span>; Büyük işletmelerin göz bebeği lacivert kalite ve resmiyettir. Kurumsal izlenim için iyi bir tercihtir.</p>
<p>Elbette burada verdiğim bilgiler, tek başına size sihirli bir dünyanın kapılarını falan açacak değildir. Üstelik oldukça kaba bir betimlemedir ve markalar için doğru algı yönetiminin sağlanması adına gerekli olan dinamiklerden bir unsuru tanıtarak  bütünlüğü sağlamayı kolaylaştırması gayesinden başka bir amaç da taşımaz. Hatta doğru bir reklam politikası için daha bir dizi unsur vardır.</p>
<p>Fakat tüm bu unsurları hınzır bir kolaycılıkla <strong>“algı oluşturma”</strong> başlığı altında toplayabiliriz. Unutmayalım ki; insanlar hayatı gerçeğe göre değil, onun formlarından biri olan algılarına göre yaşarlar. Peki algı dediğimiz nedir?</p>
<p><strong>Algı; dış dünyadan aldığımız duyusal veriler vasıtasıyla soyut kavramlar ve fikirlere dönüşen gerçeğin bize özgün bir kopyasıdır. </strong></p>
<p>Bu şu anlama gelir; ürününüz tüm Dünya’da benzersiz ve tek, faydası bakımından vazgeçilmez de olsa, müşterinizin algısına hitap edemediğiniz sürece satamayacaksınız!</p>
<p>Varlığın özü kadar önemli bir şey daha varsa, o da tanımı; eşyanın ismidir. Öyleyse tüm üretim ve değerlerinize en az ilk süreç kadar önem vermeniz gereken sonraki süreci; <strong>“algı oluşturma”</strong> evresini hafife almayın, görmezden gelmeyin.</p>
<p>Sevgiyle..</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Reklam ve Reklamların Kısa Tarihi Hakkında Bilgiler</title>
		<link>https://www.sektorumdergisi.com/reklamin-kisa-tarihi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurşah SUNAY]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 04 Oct 2020 19:19:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sektorumdergisi.com/?p=113064</guid>

					<description><![CDATA[Bugün Dünya’nın en büyük endüstrilerinden biri olan Reklam Endüstrisi’nin ulaştığı güce en büyük atağı yaptıran dönemin 19. yy. olduğunu söyleyebiliriz. Ancak insanlar ne zamandır reklamı bir iletişim biçimi olarak kullanıyor diye soracak olursanız sizi çok eskilere, MÖ. 3000’lere götürmem gerekecek. Antik Çağlarda Reklam Antik çağlardaki ağızdan ağıza yani; sözlü iletişim biçimiyle yürütülen reklamların görsele geçişine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bugün Dünya’nın en büyük endüstrilerinden biri olan Reklam Endüstrisi’nin ulaştığı güce en büyük atağı yaptıran dönemin 19. yy. olduğunu söyleyebiliriz. Ancak insanlar ne zamandır reklamı bir iletişim biçimi olarak kullanıyor diye soracak olursanız sizi çok eskilere, MÖ. 3000’lere götürmem gerekecek.</strong></p>
<h2><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14pt;"><strong>Antik Çağlarda Reklam</strong></span></h2>
<p>Antik çağlardaki ağızdan ağıza yani; sözlü <em><strong><a title="iletişim nedir neden önemlidir" href="https://www.sektorumdergisi.com/iletisim-nedir-neden-onemlidir/" target="_blank" rel="noopener">iletişim</a></strong></em> biçimiyle yürütülen reklamların görsele geçişine dair <strong>Dünya’nın en eski reklam örnekleri</strong>,  bugün sahip olduğumuz bilgilere göre; Pompei şehrinin duvarlarındaki grafitiler ve Thebes’te 2012 yılında bulunan<strong> kil tabletler</strong>den oluşuyor. Bu kil tabletlerde eczacı ve ayakkabıcı reklamları yer alıyordu.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-130475" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2020/10/Reklam-Tarihinde-Eski-Tabletler-1.jpg" alt="Reklam-Tarihinde-Eski-Tabletler-1" width="696" height="378" /></p>
<h3><span style="font-size: 14pt;"><strong><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;">Bir Dönüm Noktası; Kağıt Bulunuyor: Cai Lun (Mö.100)</span> </strong></span></h3>
<p>MÖ. 100 civarında Çin’de <strong>Cai Lun</strong> tarafından <strong>kağıdın bulunması</strong> yazılı tarihe olduğu gibi reklamlarda da yön değiştirici bir etki yaratıyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-130476" src="https://www.sektorumdergisi.com/wp-content/uploads/2020/10/matbaanin-icadi-gutenberg.jpg" alt="matbaanin-icadi-gutenberg" width="696" height="378" /></p>
<p>Her ne kadar kağıt; başta değerli eşyaları sarmak ve saklamak amacıyla kullanılmış olsa da bambudan hafif, tabletlerden daha kolay bir işleme imkanı tanımasıyla yazı ve dolayısıyla reklamlar için ön plana çıkıyor. Buna bir de maliyet düşüklüğü avantajını eklersek, o dönem Avrupa’da hızla tutulan bir malzeme olmasını kolayca açıklayabiliriz.</p>
<p>Tüm bu gelişmelere Gutenberg matbaasının icadını da ekleyelim. Böylece <strong>kitlesel reklamlar</strong>ı bu devrim döneminin hemen ardına tarihlemek doğru olacaktır.</p>
<h3><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 14pt;"><strong><a title="tipografi nedir neden önemlidir nasıl kullanılmalıdır" href="https://www.sektorumdergisi.com/tipografi-nedir-neden-onemlidir/" target="_blank" rel="noopener">Tipografi</a> Doğuyor: Claude Garamond (1510)</strong></span></h3>
<p>Reklamcılar arasında yazı tipi denince ilk akla gelen Garamond aslında bir dökme metal kalıplar ve zımbalar kullanan bir oymacıydı. Yayıncılık sektöründe çalışan Garamond için; kendi adıyla da bilinen font ve benzeri fontların atası, italik yazının babasıdır diyebiliriz.</p>
<h4><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif;"><strong>Matbaanın İcadı: Johannes Gutenberg (1440)</strong></span></h4>
<p>Gutenberg’ten bahsetmeden önce adını anmazsak tarihi bir ayıp olacağını düşündüğüm Çin’li Bi Sheng’i analım. O dönemde kullanılan baskı tekniği, ahşap kalıplar üzerine kazınan yazı ve resimlerin kağıt veya kumaş üzerine basılması şeklindeyken, ayrı harflerle tek kalıp olarak uygulanan <strong>matbaa tekniğini 11.yy’da Bi Sheng icat etmişti</strong>.</p>
<p>Bu teknikte ayrı harf kalıplarını birleştirerek tek bir kalıp oluşturuluyor, böylece aynı kalıplar farklı kitapların basımı için defalarca kullanılabilme avantajı sağlanıyordu. Ayrı harflerle uygulanan matbaayı bulan kişi <strong>Bi Sheng</strong> isimli Çinli bir mucittir. Bi Sheng 1040’lı yıllarda bu tekniği geliştirmiştir.</p>
<p>Buna rağmen hala kitap üretiminin yaygınlığı kayda değer bir ilerleme göstermedi. Ta ki Gutenberg ayrı metal harflerle bir matbaa makinesi geliştirene kadar..</p>
<p>Böylece rönesans etkisiyle oldukça rağbet gören özellikle el yazması kitaplar, oyun kartları, dini resimler ve konumuz olan reklamların gelişimine nicel ve nitel bir katkı sağladı. 1452’de bastığı ilk kitabın “Gutenberg İncili” diye anılan dini bir içerik olması da, dönemin anarşist fikri akımlarına karşı gelenekçi duruş mesajı mıdır bilinmez..</p>
<h4><span style="font-family: verdana, geneva, sans-serif; font-size: 12pt;"><strong>Onu Çok Yakından Tanıdığınıza Eminim: Benjamin Franklin (1729)</strong></span></h4>
<p>Dergilerdeki<strong> &#8220;ilk reklam&#8221;</strong> kendilerine aittir.. Ancak siz onu mesleğimize ait bu ihtisas bilgisiyle değil, muhtemelen 100 doların üzerindeki klasik pozu ile tanıyorsunuz. Ya da dergimizin okur kitlesini düşünecek olursak, elektriğin artı/eksi uçlarını keşfeden ve paratonerin mucidi olarak biliyorsunuz.</p>
<p>Ancak bilimden siyasete birçok alanda tanınan hatta ezoterik inançlara olan eğilimi ve masonluğu ile bilinen Franklin’in bu yazımızda anma sebebimiz tüm bunların dışında, liberal bir yayın politikası izleyen abisinin yayınevindeki rolü ve reklamcı kimliği.</p>
<p>Bugün reklamcılığı bir disiplin olarak ele alıyor olsak diyebiliriz ki; ana prensipleri belirleyen kendisidir. O günden bu yana <a title="pazarlama ve reklamcılık hakkında bilgiler" href="https://www.sektorumdergisi.com/pazarlama-ve-reklamcilik/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>reklamcılık</strong></a>, <a title="dijital reklam nedir nasıl kullanılmalıdır" href="https://www.sektorumdergisi.com/dijital-reklam-nedir-nasil-kullanilmalidir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>medya ve reklamcılığın kullanım alanları</strong></a> inanılmaz biçimde değişse ve gelişse de, küçük farklarla hala koyduğu sabitler arasında hareket ediyoruz.  Ve bu önemli reklamcımızın ilk etkili işi, abisinin gazetesinde başyazının üstüne bir sabun reklamı koyması oldu.</p>
<p>Görüşmek dileğiyle&#8230;</p>
<p>Kaynakça:</p>
<p><em>https://tripandtravelblog.com/</em><br />
<em>https://threadreaderapp.com</em><br />
<em>www.sutori.com</em><br />
<em>https://www.flickr.com/photos/davegray/6319799633/sizes/m/in/photostream/</em></p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Marka Deneyimi (Brand Experience) Nedir ?</title>
		<link>https://www.sektorumdergisi.com/marka-deneyimi-brand-experience/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sektörüm Dergisi]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Jan 2020 07:54:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[pazarlama]]></category>
		<category><![CDATA[Pazarlama Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sektorumdergisi.com/?p=93545</guid>

					<description><![CDATA[Ünlü yazar Maya Angelou’nun şöyle bir sözü var; İnsanlar onlara ne söylediğinizi unutabilirler. İnsanlar onlara ne yaptığınızı da unutabilirler. Ama insanlar, onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar. Ne kadar anlamlı bir söz değil mi? Bence Maya Angelou bu sözünü bir pazarlama zirvesinde söyleseydi pazarlama dünyasında Philip Kotler kadar ün sahibi olabilirdi. Bunu bir pazarlama profesyoneli [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ünlü yazar <strong><em>Maya Angelou</em></strong>’nun şöyle bir sözü var;<strong><em> İnsanlar onlara ne söylediğinizi unutabilirler. İnsanlar onlara ne yaptığınızı da unutabilirler. Ama insanlar, onlara kendilerini nasıl hissettirdiğinizi asla unutmazlar. </em></strong></p>
<p>Ne kadar anlamlı bir söz değil mi? Bence Maya Angelou bu sözünü bir <a title="pazarlama karması" href="https://www.sektorumdergisi.com/pazarlama-karmasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>pazarlama</strong> </a>zirvesinde söyleseydi pazarlama dünyasında <strong>Philip Kotler</strong> kadar ün sahibi olabilirdi.</p>
<p>Bunu bir <strong>pazarlama</strong> <strong>profesyoneli</strong> olarak değil, bir kullanıcı olarak söylüyorum. Çok uzun zamandır <strong>ürün</strong> veya <a title="Sektörüm Dergisi Hizmetlerimiz Sayfası" href="https://www.sektorumdergisi.com/hizmetlerimiz/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>hizmet</strong></a> satın almıyorum.</p>
<p>Sadece sahip olduğum ürün ve hizmetin bana hissettirdiği huzur, mutluluk, kimlik, tecrübe ve şu an aklıma gelmeyen bir grup diğer duyguları satın alıyorum.</p>
<p>&#8220;<strong>Marka Deneyimi&#8221; (Brand Experience)</strong> olarak bahsedilen bu <strong>konsept</strong> tüm tecrübeler ve gözlemler sonucu<strong> bir markanın insanlar üzerinde bırakmış olduğu tüm duyguların bütününü ifade etmektedir.</strong></p>
<p><em><strong>&#8220;Marka deneyimi&#8221;</strong></em> daha önceki yazılarımda bahsetmiş olduğum <a title="Müşteri deneyimi" href="https://www.sektorumdergisi.com/musteri-memnuniyeti-yolculugu-haritasi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>müşteri deneyimi</strong></a>nden daha geniş bir tanım. Tabiki bir marka hakkında fikir ve tercübe sahibi olmanız için müşterisi olmanız gerekmez.</p>
<p><strong>Marka deneyimi</strong> genellikle markanın size yansıttığı imajı ile ilgilidir. Bazı markalar çok belirgin şekilde geniş kesimlerde aynı algı ve hissiyatı yaratır.</p>
<p>Çok kuvvetli akımlar populasyonların tamamını etkiliyememişken bir araba markası dünyanın tamamında güvenlik denildiği anda ilk akla gelen marka olabilir.</p>
<p>Tabi müşteri deneyimi tamamiyle marka deneyimi ile aynı paralelde olmak zorundadır. Aksi halde çok kısa bir zaman içerisinde işler sarpa sarabilir.</p>
<h4><strong><em>Peki marka deneyimi bu kadar önemliyse markalar bu konuda neler yapmalı?</em></strong></h4>
<p>Markalar Brakus’un belirttiği gibi beş temel boyutta doğru noktalara dokunmalı:</p>
<ol>
<li>Duyusal marka deneyimi,</li>
<li>duygusal marka deneyimi,</li>
<li>düşünsel marka deneyimi,</li>
<li>eylemsel marka deneyimi,</li>
<li>ilişkisel marka deneyimi.</li>
</ol>
<p><strong>Marka deneyimi konusu</strong> açılınca aklıma sıklıkla bir motosiklet markası geliyor. Adından bahsetmeyeceğim ancak bu marka çok uzun zamandır ürün teknolojisi açısından kendisini pek de geliştirmemesine rağmen çok geniş toplulukların rüyalarını süslüyor.</p>
<p>Marka aslında bir hayal satıyor. Farklı bir yaşam tarzıyla beraber, insanların kendilerini görmek istedikleri yerde görmelerini sağlıyor.</p>
<p>Sahibi olduğunuzda farklı bir grubun mensubu oluyorsunuz ve özel hissediyorsunuz. Dinlediğiniz müzikten tutun, giyindiğiniz pantolona kadar her şey birbiri ile iç içe bir tarz alıyor.</p>
<p>Benim bu markaya dair hatırladığım ürünün hiç gözükmediği bir çok televizyon reklamı var. Bu markayı hepiniz biliyorsunuz. Demek ki <strong>marka</strong> iki tekerlekten çok daha fazlasını sunuyor.  Daha önce belirttiğim gibi beş temel boyuta da dokunuyor.</p>
<p>Aynı mesajı yüksek frekansta tüm kanallardan yaymak, basit ve net bir iletişimle bunu yapmak işin önemli bir kısmı. Müşteri deneyiminiz de tüm temas noktalarında bu kompleks olmayan mesajı destekliyorsa doğru yoldasınız.</p>
<p>Kabul etmek lazım ki, bir çok marka için bunu yakalamak ürün ve <a title="SEKTÖREL HABERLER" href="https://www.sektorumdergisi.com/kategori/haber/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><strong>sektörel</strong> </a>sınırlamalar nedeniyle zor olabilir.</p>
<p>Diğer taraftan bir jingle dinlediğimizde marka ile nasıl ilişkilendirdiğimizi ve bizi duygusal olarak nerelere alıp götürdüğünü de göz ardı etmemek lazım.</p>
<p><strong>Marka deneyimi yaratmak</strong> bitmez tükenmez bir süreç, bir yolculuk. Bir proje ile yapıp bitirilecek bir iş değildir ancak müşterilerinizle uzun süreli bir ilişki kurmanın da en temel yoludur.</p>
<p>Gelecek ay görüşmek dileğiyle…</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
