Son zamanlarda gerek yurt içerisinde gerekse yurt dışında çok önemli gelişmeler olmaktadır. Burada en önemli konu, bu gelişmelerin ekonomide önemli değişikliklere yol açmasıdır.

Ekonomi için en önemli konu güvendir. Bu nedenle son yazılarımızda ekonomide güvenli bir ortamın acilen tekrar sağlanmasının gerekliliği üzerinde durduk.

Güven Sağlanmazsa Ne Olur?

Yabancı sermaye girişi azalır, bu sadece doğrudan sermaye girişi olarak algılanmamalı, aksine bankaların sağladığı sendikasyon kredilerine kadar bir sürü kaynağın etkilenmesi söz konusudur.

Yabancı sermaye girişi azalırsa büyüyen ekonomide paranın maliyeti artar. Yani faizler kendiliğinden yükselmeye başlar.

Bir de diğer açıdan bakalım; Yabancı sermaye eğer Türkiye’yi yeterince güvenli görmezse hemen Türkiye’deki pozisyonlarını azaltmaya başlar. Bu nedenle de elindeki tahvilleri satar. O zaman da tahvil fiyatları ve borsalar düşerken faizler (Satılan tahvilin değerinin düşmesi nedeniyle) yükselir, pozisyonlarını yurt dışına çekerken de döviz yükselmeye başlar.

Bunlar parasal hareketler. Gelelim reel sektöre; reel sektör kaynak bulmanın gittikçe zorlaşması nedeniyle nakit döngüsünü rahat sağlayamayabilir. Bu durum domino taşı gibi diğer firmalara da hızla yayılabilir.
Bunun yanında firmalar kur ve güven zayıflığı nedeniyle hem önlerini göremez hem de yatırım yapma istekleri azalır. Sonuç olarak büyüme hızı zarar görür.

Zaten FETÖ Örgütüyle ilişki şüphesi nedeniyle el konulan firmalardan dolayı piyasada bir tedirginlik bulunurken, üzerine dış piyasaya bağlı oynaklıkların ve global durgunluğun tuz biber olduğunu düşününce karşımıza önemli bir sorunlar yumağı çıkmaktadır.

Örneğin sanayi üretim verisi bir ay aşağı bir ay yukarı zigzaglar yapmaktadır. En son veri Eylül ayı ve bir önceki aya göre %3.8 daralmayı işaret ediyor. Keza Eylül ayı perakende satışlarda da bir önceki aya göre hafif düşüş de iç piyasa da yeterli canlılığın olmadığını gösteriyor. Ancak yine de geçen seneden çok az daha iyi.

Gelelim ABD’nin etkisine; Seçimlerde Trumph’un kazanması bizdeki 2001 seçimlerine çok benzemektedir.

Medyanın şişirdiği kişi seçimi kazanmazken, hakkında bir sürü kötü sözler sarfedilerek yıpratılmaya çalışılan kişi yeni başkan seçilmiştir.

Bu durum Türkiye’yi kaybetmek üzere olan ABD’nin kesin olarak lehinedir. Belki kendi geçmişiyle hesaplaşacağı bir temizliği de başlatabilir. Şimdilik Türkiye hakkında olumsuz bir söylem yok aksine Türkiye ile ortadoğu politikasının yeniden belirleneceğinin açıklanması da son derece önemlidir.

Acilen ihtiyacımız olan birbirimize güvenimize zarar verecek oluşumlara izin vermemektir. Kurlarla oynanan oyun da bu işin parçasıdır. TL’nin sahipsiz olmadığı izlenimi verilmemelidir. Global piyasalarda paritelerde USD hızla değer kaybederken Türkiye ve benzeri birkaç ülkede aynı anda benzer hareketlerin olması olayın boyutlarını göstermektedir.
Gelecek sayıda görüşmek dileğiyle..