amme-alacaklari-tahsili

Bilindiği üzere İşletmelerin devlete olan vergi borçlarının tahsiline ilişkin takip uygulamasında uzun zamandır farklı görüşler belirtilmekteydi. Bu konu şirketin yönetiminde yer almayıp yalnızca sermaye ortaklığı yapacak kişilerin ciddi sorunsalı haline gelmekteydi.

Diğer deyişle, şirkette yönetimsel bir vasfı olmasını istemeyen şirket ortakları, amme alacaklarından sorumlu olmak istemiyor şayet konuşulan bir borç varsa bunun evvelce
şirket müdürlerinden tahsil edilme yoluna gidilmesini gerektiğini savunuyorlardı.

Ancak, vergi borcu ile şirket yöneticisi arasında kurulabilecek tek bağlantı, şirketin mevcut kaynağı olmasına rağmen yönetimsel anlamda şirket müdürünün görevini yerine getirmeyip borcu ödememesi konusundan ibarettir.

Aksi halde şirketin içinde bulunduğu ekonomik sebepler neticesinde ödenmeyen vergi borcunun şirket müdürü ile doğrudan bir alakası bulunmamaktadır.

Dolayısıyla; 20 Haziran 2019 tarihli ve 30807 sayılı resmi gazete yayımlanan danıştay içtihatları birleştirme kurulu; 11.12.2018 tarihli ve E. 2013/1; K. 2018/1 no.lu kararında limited şirket tüzel kişiliğinden tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcunun şirket ortaklarından tahsili için öncelikle kanuni
temsilcilerin takibinin gerekmediği yönünde karar verdi.

Kurul kararı aşağıdaki gerekçeye dayanıyor. Tüzel kişilerde, vergi borçlan nedeniyle doğan sorumluluk tüzel kişiliğe ait olduğundan, limited şirketin vergi borçlan için önce limited şirket tüzel kişiliği takip edilmekte, vergi alacağının şirket mal varlığından tahsil edilememesi veya
tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilci veya ortak takibata tabi tutulmaktadır.

Buna göre kanuni temsilcinin ve ortağın sorumluluğu feri niteliktedir. Vergi alacağı için şirket tüzel kişiliği aleyhine hiçbir takibat yapılmaksızın doğrudan doğruya kanuni temsilcilere veya ortağa başvurmak mümkün değildir.

Dolayısıyla vergi alacağının limited şirket kanuni temsilcileri veya ortaklarından tahsil edilebilmesi için, limited şirket hakkında amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanunun öngördüğü tüm cebri takip yollarının uygulanması, tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin anlaşılmasının saptanması gerekmektedir.

213 sayılı vergi usul kanununda, kanuni temsilciler için öngörülen sorumluluk kısaca kusura dayalı sorumluluk olarak kabul edilmekte, kanuni temsilcilerin, vergiye ilişkin ödevlerin yerine getirilmemesinde kusurlu olmadığını ispat ederek yani “kurtuluş beyyinesi” göstererek sorumluluktan kurtulması olanağı tanınmaktadır.

Her biri birer usul yasası olan vergi usul kanunu ile amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanunda, vergi borcunun tahsili için önce kanuni temsilciye mi yoksa ortağa mı gidileceği düzenlenmemiş ise de, 6183 sayılı Kanun’un 35. maddesi ile ortakların sorumluluğu hakkında hüküm getirilmesi, kanuni temsilciye gidilmeden de ortağa gidilebilmesini sağlamak amacını taşıdığı gibi kamu alacağını korumaya ve hızlı bir şekilde tahsilini sağlamaya yönelik olduğu sonucuna varılmıştır.

Nitekim söz konusu 35. maddede ortak için öngörülen doğrudan doğruya sorumluluğun vergi alacağı için olduğu kabul edilmiştir.

Mevcut karışıklık neticeye erdirilerek, amme alacaklarının şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilememesi durumunda öncelikli olarak müdürlerden tahsili değiştirilerek, sıralama yapılmaksızın alacağın doğrudan ortaklardan veya müdürden tahsil edilmesi yoluna gidilebileceği kararına bağlanmıştır.

Gelecek sayıda görüşmek dileğiyle…